Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/2743 K.2025/3885
8. Hukuk Dairesi 2024/2743 E. , 2025/3885 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1883 E., 2024/352 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Çorum Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2016/966 E., 2022/16 K.
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının, davacı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; ...Köyü çalışma alanında 3402 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi doğrultusunda kadastro çalışması yapıldığını ve 115 ada 6, 152 ada 5 ve 152 ada, 6 parsel sayılı taşınmazların davalılar adına tespit edildiğini, taşınmazların evveliyatlarının orman olduğunu, kamu malı niteliğinde ve devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğunu ve zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluşmadığını ileri sürerek, kadastro tespitinin iptal edilerek taşınmazların Hazine adına tapuya kayıt ve tescillerine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... orman ve jeodezi bilirkişileri müşterek raporu ve ek raporlarında, taşınmazların 1956 yılından beri tarım arazisi olarak kullanıldıkları, üzerlerinde ağaç bulunmadığı, 1960, 1990 ve 2005 tarihli hava fotoğraflarının ve diğer belgelerin stereoskopik incelemelerinde bu durumun devam ettiği, taşınmazın tamamı ile orman sayılmayan arazi oldukları, orman kadastro çalışmasında orman tahdit sınırları dışında bırakıldıkları bu nedenle taşınmazların 3116 sayılı Orman Kanunu'na göre orman sayılan arazilerden olmadığı gibi orman bütünlüğünü bozmadıkları, orman içi açıklık olmadıkları, 5658 sayılı Kanun'a göre iadeye tabi arazilerden olmadıkları, 4785 sayılı Kanun'a göre Devletleştirilen arazilerden olmadıkları, tarımsal faaliyette 1956 yılından beri kullanıldıkları tespit edildiğine göre imar ve ihyalarının 1956 yılından önce tamamlanmış olduğu, ziraat bilirkişi raporlarında da taşınmazın uzun yıllardır tarımsal faaliyetlerde kullanılan kuru vasıflı tarım arazileri olduklarının, üzerlerinde buğday, arpa, yulaf gibi kuru tarıma uygun tarımsal faaliyet yürütüldüğü, taşınmazların tahsisli mera olmadıklarının gelen yazı cevaplarından anlaşıldığı, ziraat bilirkişi raporlarında da taşınmaz üzerinde mera olduğuna dair herhangi bir bulgunun yer almadığı, komşu köy yerel bilirkişilerin beyanlarında da taşınmazların köyün mera olarak bilinen yerlerinden olmadıkları, bu nedenle kadim mera olarak değerlendirilemeyecekleri, yapılan keşif gözlemlerinde de taşınmazların tarım arazisi görünümünde olduklarının izlendiği, mahalli bilirkişi ve tespit bilirkişi beyanlarının bu teknik bulgular çerçevesinde değerlendirilmesinde, taşınmazların davalıların ve murislerinin kullanımında olan tarım arazileri oldukları, yerel bilirkişi beyanına göre bilinen ilk sahibinin ... olup şahsın 40-50 yıl önce vefat etmiş olduğu, vefatından sonra taşınmazların oğlu olan davalıların babası ...'ın kullanımına geçtiği, onun da 15 yıl önce vefatıyla mirasçıları olan davalılara kaldığı, taşınmazların zilyetliğinin doğrudan veya dolaylı olarak aralıksız, nizasız ve fasılasız devam ettirildiği, davalıların zilyetlikle taşınmaz kazanımını herhangi bir yasal engellerinin bulunmadığının yapılan araştırmalarda ortaya çıktığının anlaşıldığı ..." gerekçesiyle, davanın reddine ve dava konusu ...köyü 115 ada, 6 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline, ...köyü 152 ada, 5 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline ve ...köyü 152 ada, 6 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hükme karşı, davacı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "... uzman orman bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmiş olduğu, fotogrametri bilirkişinin 1956, 1990, 2005 tarihli hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelenmesi sonucu 1990 tarihinden tespit tarihine kadar taşınmaz bölümünün ekonomik amaca uygun şekilde kullanıldıklarının bildirildiği, ziraat bilirkişi raporu, dinlenilen mahalli bilirkişi ve tespit bilirkişi beyanları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; taşınmaz bölümünde adına tescil kararı verilen yararına 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiğinin anlaşıldığı ..." gerekçesiyle, istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı Hazine vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazın orman olduğu açık iken verilmiş olan red kararının bozulmasının zaruri olduğunu, dava konusu taşınmaz ile ilgili olarak tam olarak orman araştırması yapılmadığını, tek kişilik orman bilirkişisi tarafından orman araştırması yapılmasının yasalar ve Yargıtay içtihatlarına aykırılık teşkil ettiğini, dava konusu yer ile ilgili olarak mera araştırması yapılmadığını, mahalli bilirkişilerin zilyetlikle ilgili beyanlarının birbirlerini teyit etmediğini, mülkiyete esas olacak kadar zilyetlik oluşmadığını, zilyetlik süresinin dolmadığını, 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi kapsamında 40-100 dönüm araştırması yapılmadığını belirterek, hükmün bozulmasını talep etmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.