Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/3014 K.2025/3890
8. Hukuk Dairesi 2024/3014 E. , 2025/3890 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1816 E., 2024/314 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Boyabat Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2022/11 E., 2023/7 K.
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının, davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
...köyü çalışma alanında 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun Geçici 8. maddesi kapsamında yapılan kadastro çalışması sonucunda, 254 ada 20 parsel sayılı 1.444,58 m² yüz ölçümündeki taşınmaz, tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiş ve kadastro tutanağının edinme sebebi sütununda taşınmazın davacı ... tarafından kullanılmakta olduğu belirtilmiştir.
Davacı ... 06.02.2020 tarihli dava dilekçesinde; ...köyü 285 ada 10 parsel sayılı taşınmazın, babasının ölümü üzerine kardeşleri ile yaptıkları miras paylaşımı sonucunda kendisine düştüğünü, babasının söz konusu taşınmazı 02.12.1963 tarihinde ... köyünden ...dan satın aldığını, bu işleme dair noterlikte yapılan zilyetlik devir ve temlik senedini dilekçesinin ekinde sunduğunu, babasının 2005 yılındaki vefatından bu yana taşınmazı kendisinin nizasız ve fasılasız olarak kullanmakta olduğunu, taşınmazın kadastro tespiti sırasında hatalı olarak Maliye Hazinesi adına yazılmış olduğunu, söz konusu taşınmazın kendisi tarafından kullanılmakta olduğunu ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın kendi adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Hazine vekili cevabında; davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... dava konusu taşınmazın imar ihya faaliyetinin dosyada mevcut teknik bilirkişi heyeti raporuna göre 1951 yılından önce tamamlandığı, mahalli bilirkişi ve tespit bilirkişi beyanlarına göre tespit tarihinden geriye doğru davacının dava konusu yeri nizasız, fasılasız ve malik sıfatı ile 15 yılı aşan süredir nizasız, fasılasız ve malik sıfatı ile zilyet ettiği, kazandırıcı zamanaşımı için gerekli 20 yılı muris babasının zilyetlik süresi de eklenerek eklemeli zilyetlik ile tamamladığı, dava konusu taşınmaz davacı tarafından mahalli bilirkişi beyanlarına göre 5-6 yıldır, ziraatçi bilirkişi raporuna göre 7-8 yıldır tarımsal amaçlı olarak kullanılmadığı anlaşılmış ise de; dava konusu taşınmaz terk sonucunu doğuracak şekilde uzun süreli olarak davacı tarafından terk edilmediği, YHGK'nun 21.05.1997 tarih ve 1997/8-184 E. 1997/448 K sayılı kararında '20 seneyi aşan uzun bir süre kullanmama taşınmazın terk edildiği anlamını taşır.' denildiği de dikkate alınarak dava konusu taşınmazın davacı tarafından uzun süredir iradi olarak terk edilmediği sonucuna varıldığı, 7-8 yıllık iradi terkin zilyetliğin kaybı sonucunu doğurmayacağı, senetsiz araştırmasına göre davacı ve kendisinden önceki zilyedin 3402 sayılı Kadastro Kanunu 14/1. maddesinde yazılı aynı çalışma alanında sulu-kuru toprakta 40/100 dönümü aşmadıklarının anlaşıldığı ..." gerekçesiyle, davanın kabulüne ve ...köyü, 254 ada 20 parsel sayılı tarla vasfındaki taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hükme karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "... uzman orman bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmiş olduğu, fotogrametri bilirkişinin 1951, 1990 ve 2005 tarihli hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelenmesi sonucu 1951 yılında tespit tarihine kadar taşınmazların ekonomik amaca uygun şekilde kullanıldıklarının bildirildiği, ziraat bilirkişi raporu, dinlenilen mahalli bilirkişi ve tespit bilirkişi beyanları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, mahkemece adına tescil kararı verilen davacı yararına 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiğinin anlaşıldığı ..." gerekçesiyle, davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı Hazine vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; tescil şartlarının oluşmadığını, davacının zilyetliği söz konusu ise de bu zilyetliğin malik sıfatıyla zilyetlik olmadığını ve süreklilik arz etmediğini, dava tarihi ve 20 yıl öncesi itibariyle tarım alanı olarak kullanımın süreklilik göstermediğini, yargılamada buna ilişkin delil elde edilemediğini, kati olmayan yaklaşık söylem ve tespitler ile bilirkişi raporu ihdas edildiğini, bilimsel inceleme ve değerlendirmeden uzak, ihtimal dahilinde hazırlanan rapora dayalı karar kurulmasının isabetsiz olduğunu, beyan ve raporlarda yer alan hususların zilyetliğin sürekliliğine delil teşkil edecek nitelikte olmadığını, malik sıfatı ile devam eden kesintisiz bir zilyetliğin de söz konusu olmadığını, zilyetlik ile iktisaba ilişkin Türk Medeni Kanunu'nun 713. maddesinde belirtilen şartların oluşmadığını, imar ihyanın sebep ve sonuçlarının tartışılmadığını, başlangıcı ve sürdürülüşü ile sonuçlarının net ortaya konmadığını, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu ve kazandırıcı zamanaşımı yolu ile iktisap edilemeyeceğini ileri sürerek, hükmün bozulmasını talep etmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazine'den harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.