Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2022/8359 K.2025/3911

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2022/8359 📋 K. 2025/3911 📅 21.05.2025

8. Hukuk Dairesi         2022/8359 E.  ,  2025/3911 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 1998/1 E., 2021/9 K.
HÜKÜM : Davacılar ve asli müdahillerin davalarının reddine, asli müdahil
Hazine'nin davasının kısmen kabulüne
müdahil ..., davalı ... vekili
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) (16.) Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davacılar ve asli müdahil gerçek kişilerin davalarının reddine ve asli müdahil Hazine'nin davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının, davacı ... ile asli müdahil ... vekili, asli müdahil ... ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, ...................Mahallesi çalışma alanında bulunan 1, 2, 3, 4, 5 parsel sayılı ve sırasıyla 245.300,00; 513.550,00; 1.068.600,00; 1.257.600,00; 356.250,00 m2trekare yüzölçümündeki taşınmazlar Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduklarından söz edilerek malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmişlerdir.
Davacı ... ve diğerleri tarafından, davalı ... ve paydaşları ile ............. Tüzel Kişiliği aleyhine, Asliye Hukuk Mahkemesinde ayrı ayrı el atmanın önlenmesi davaları açılmaş ve yargılama sırasında dava konusu taşınmazlar hakkında tapulama tutanağı düzenlenmiş olması nedeniyle dava dosyaları Tapulama Mahkemesine aktarılmış ve bu davalar birleştirilmiştir.
Davalı ... Köy Tüzel Kişiliği muhtarı cevabında; taşınmazların tapu kayıtları kapsamında olup uzun zamanda beri taşınmazlar üzerinde zilyet olduklarını, taşınmazlar hakkında Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davanın lehlerine sonuçlanıp Mahkeme kararının kesinleşmesinden sonra icra yoluyla kendilerine teslim edildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı ... cevabında; taşınmazların tapu kayıtları kapsamında olup aynı zamanda taşınmazlar üzerinde zilyetliklerininde bulunduğu ve kendilerine 4 sene önce icra yoluyla teslim edildiğini ve icra dosyasında taşınmazlar hakkında ilamlarının mevcut olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı ... cevabında; taşınmazların tapu kayıtları kapsamında olup aynı zamanda taşınmazlar üzerinde zilyetliklerininde bulunduğu ve taşınmazlar hakkında ilamlarının mevcut olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Asli müdahil ... ve diğerleri tarafından ayrı ayrı sunulan müdahale dilekçelerinde, vergi kaydı ile irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davaya katılmışlardır.
İlk Derece (Kadastro) Mahkemesince yapılan yargılama sonunda "taşınmazların tespite esas alınan tapu kayıtları ile belirtilen mahkeme dosyaları kapsamında kaldığı" gerekçesiyle verilen, davacıların ve asli müdahillerin davalarının reddine, taşınmazların tapudaki payları oranında davalı taraf adına tesciline dair ilk karar, davacılar ve asli müdahillerin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesinin 05.03.1986 tarihli ve 1985/21843 Esas, 1986/2289 Karar sayılı ilamıyla; "... İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olmadığı belirtilerek, İlk Derece Mahkemesince öncelikle aktarılan davaların konusunun taşınmazların hangi bölümlerine ait olduğunun saptanması ve aktarılan dava ile sınırlı olarak davalara bakılması, dava konusu olmayan taşınmazlar veya bölümleri varsa o taşınmazlara ilgili tapulama tutanaklarının olağan usullere göre tamamlanmak üzere iade edilmesi, mahalinde yeniden keşif yapılarak davalı tarafın kesin hükme de dayandığına göre yaşlı ve tarafsız üç kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla Taplama Kanununun 42. maddesi hükmü de gözün önünde bulundurmak suretiyle tapu kayıtlarının uygulanması, tapuda sınır olarak gösterilen kömür caddesi,................ caddesi, ............. yolu, ...................mülkü ve akçalı sınırlarının nereleri olduğu, bu sınırların taşınmazları tümüyle çevrilip çevrilmediğini belirlenmesi, fen bilirkişi tarafından düzenlenen 25.06.1984 tarihli kroki de gösterilen orta yol, paçalı yolu, ................ şosesi yollarının eskiden beri mevcut olup olmadığı, askeri haritada getirtilip incelenmek suretiyle belirlenmesi, yeni açılmışlarsa açılma tarihleri bilirkişilerden sorulup saptanması, tapu kaydında yazılı sınırların yukarıda sözü edilen parselleri tümüyle çevrilmediği takdirde açık kalan sınır varsa o sınırı teşkil eden parsellere ait tapulama tespit tutanak ve dayanakların getirtilerek onların dayanağını teşkil eden belgelerde nizalı taşınmazlar yönünü ne biçimde ve kime ait yer olarak sınır gösterdiği yönü üzerinde durulması, keşif ve uygulamada evvelce Asliye Hukuk Mahkemesi'nde yapılan ve kesin hükme konu olan keşif ve dosya içeriğinden de yararlanılması, uzman bilirkişi keşfi ve uygulamayı izlemeye olanak sağlayacak biçimde kroki çizdirilmesi, ondan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi, Tapulama Kanununun 48. maddesi hükmünce, Tapulama Mahkemelerinde davanın her safhasında dava konusu taşınmazla sınırlı olmak üzere katılma olanağının olduğu mahkemece buyön gözetilerek davaya katılma isteyen ve hükmü temyiz eden ..., ..., ..., cemal toptaş, ...'ün iddia ve savunmalar da tahkik edilerek öncelikle davaya katılanların davalarının Asliye Hukuk Mahkemesi'nde dava konusu olan bölümlere yönelik olup olmadığının belirlenmesi, o bölümlere yönelik değilse davaları hakkında görevsizlik kararı verilmesi, taleplerinin dava konusu edilen taşınmazları yönelik bulunduğunun belirlenmesi halinde delilleri toplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi ..." gereğine değinilerek bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonunda "davalı tarafın dayandığı tapu kaydının sabit sınırlı olduğu" gerekçesiyle verilen, davacıların ve asli müdahillerin davalarının reddine, taşınmazların tapudaki payları oranında davalı taraf adına tesciline dair ikinci hükmün, asli müdahil Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) (16.) Hukuk Dairesinin 09.03.1988 tarihli ve 1998/821 Esas, 1998/921 Karar sayılı ilamıyla; "... İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olmadığı belirtilerek, dayanılan tapu kaydının sınırlarının .............caddesi, , .......... mülkü ve ..... olduğu ve tapu kaydının ihdas tarihindeki yolların belirlenmesi gerektiği, 01.10.1973 tarihli tapulama müdürlüğünce düzenlenen krokide..........ile .............aynı olduğu işaret edildiği halde hükme dayanak 04.11.1993 tarihli krokide ........ caddesi ile ............ aynı yol olarak gösterildiği, yolların isimli olması nedeniyle çakışmasının mümkün olmadığı, davalılar tarafından açılmış ve sonuçlanmış bulunan 1951/2 Esas, 1951/216 Karar sayılı kararında Hazine taraf olmadığından Hazine için bağlayıcı olmadığı, ayrıca söz konusu kararda Asliye Hukuk Mahkemesinin 1943/34-50 sayılı kararına dayanıldığı halde bu dosya getirtilerek sınırların belirlenmesinde bu karardan yararlanılmadığı, kararda uygulamaya ilişkin harita bulunduğu belirtildiği halde dosya içerisinde harita bulunmadığı açıklanarak, yolların tapu kaydının oluştuğu tarihten sonra güzergah değiştirip değiştirilmediğinin saptanması, ........... bulunan .......... sınırının sabit sınır niteliğinde olup olmadığının kesin olarak belirlenmesi, ayrıca taşınmazların doğu sınırında bulunan ve ............. köyü tapulama sınırı içerisinde kaldığı anlaşılan tapula tutanak suretleri ve dayanakları kayıtlar getirtilerek uygulanmak suretiyle bilirkişi ve tanık sözlerinin denetlenmesi, öncelikle tapu kaydının sabit sınırlı olup olmadığının saptanması, sınırlarının belirlenmesi yönünden asgari haritalardan yararlanılması, kaydın sınırlarında değişme olmadığı takdirde kaydın sınırlarına aksi takdirde ise miktarına göre belirlenmesi, davalı tarafın vergi kaydı olup olmadığının sorulması ve Özel İdareden bu yönde araştırma yapılması, tapu kaydının miktarı ile arazinin miktarı arasında çok fazla oransızlık olduğundan miktar fazlasının neden ileri geldiğinin tartışılması, davalılar tarafından açılmış ve sonuçlanmış bulunan 1951/2 Esas, 1951/216 Karar sayılı kararında Asliye Hukuk Mahkemesinin 1943/34-50 sayılı kararına dayanıldığından bu dosyanın getirtilerek sınırların belirlenmesinde bu karardan yararlanılması, kararda uygulamaya ilişkin harita bulunduğu belirtildiği gözetilerek bu haritanın araştırılması ve sınırların değerlendirilmesinde dikkate alınması, tapu kaydının sabit sınırlı olması halinde sınırlara aksi halde miktarına değer verilmesi, şartların mevcut olması halinde 100 dönümlük miktarındaki arazinin davalılar adına, taşınmazın geri kalan bölümünün ise Hazine adına tesciline karar verilmesi ..." gereğine değinilerek bozulmasın karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "... davacıların ve asli müdahillerin dayandıkları tapu ve vergi kayıtlarının dava konusu taşınmazları kapsamadığı, davalılar tarafından dayanılan tapu kaydının davaya konu taşınmazların tüm sınırlarını kapsamadığı, taşınmazların güney kısmınında............ caddesi bulunduğu ve yine güneybatı kısmında bulunan ......... ile ....... caddesi ile arasında ..........bulunduğu ve .......... ile ...caddesi arasında Kuru derenin bulunduğu, dolayısıyla taşınmazların sınırlarında yer alan ...Caddesi, ....... dere ve ...........'nun tapu kaydı sınırlarında geçmediği ve tapu kaydının tüm yönleriyle davaya konu taşınmazları kapsadığından bahsedilemeyeceği, açık yön bıraktığının kabulü gerektiği, keza batı sınırında yer alan ...ve .............Yolunun da sabit sınırlı olmadığının anlaşılması nedeniyle dayanılan tapu kaydının miktarı ile geçerli olduğu, ancak dayanak tapu kaydında hak sahibi ..................hissesini müdahil davacı ...'na sattığı ve dayanılan kayıt kapsamında ............ adına yazılması gereken hissenin müdahil davacı ... adına tesciline karar verilmesi gerektiği, Arapgir Asliye Hukuk Mahkemesinin 1951/2 Esas ve 1951/216 Karar sayılı dava dosyasına konu olan taşınmazların eldeki davanın konusu olan taşınmazlar olduğu, davanın müdahalenin meni dosyası olması ve müdahaleden men olgusunun zilyetliği kestiği ve taşınmazlar üzerinde tapu miktar fazlası olan kısım yönünde zilyetlikle iktisap koşullarının davacılar, asli müdahiller ve davalılar lehine oluşmadığı ..." gerekçesiyle, asli müdahil Hazine'nin müdahalesinin kısmen kabulüne, 107 ada 2 (eski 1), 102 ada 1 (eski 3), 101 ada 1 (eski 4), 103 ada 1 (eski 5) parsel sayılı taşınmazların Hazine adına tapuya kayıt tesciline, 108 ada 1 (eski 2) parsel sayılı taşınmaz toplamda 446771 hisse kabul edilerek paylı olarak hüküm yerinde gösterilen paylar ile Hazine ve müşterekleri adına payları oranında tapuya kayıt ve tescillerine, müdahil Hazinenin fazlaya dair isteminin reddine, iş bu dosya kapsamındaki diğer müdahil davacıların davalarının ve davalılar da dahil olmak üzere diğer talep ve davaların ayrı ayrı reddine, birleşen dava dosyalarında açılan davaların reddine karar verilmiş; hüküm, asli müdahil ... vekili, asli müdahil ... vekili, asli müdahil ............. vekili ve davalı ... mirasçısı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup asli müdahil ... vekili, asli müdahil ... vekili, asli müdahil ...................vekili ve davalı ... mirasçısı ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 534,70 TL'nin temyiz eden asli müdahillerden ayrı ayrı alınmasına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine
21.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.