Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2022/7220 K.2025/3881
8. Hukuk Dairesi 2022/7220 E. , 2025/3881 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2017/2 E., 2022/7 K.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı ... Köyü Tüzel Kişiliği vekili, davalı ... İdaresi vekili, davalı Hazine vekili ve duruşma istemli olarak asli müdahil ... tarafından temyiz edilmekle; asli müdahilin duruşma istemli temyiz dilekçesinin süresinde sunulmaması nedeniyle süreden reddine, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda davacı ... Köyü Tüzel Kişiliği vekili, davalı ... İdaresi vekili, davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... Köyü Tüzel Kişiliği vekili 26.06.2012 havale tarihli dava dilekçesinde; ...köyü sınırları içinde bulunan ormanlarda 87 no.lu Orman Kadastro Komisyonunca orman kadastrosu ve 6831 sayılı Kanun' u 2/B maddesi uygulamasının gerçekleştirildiğini, ...ilçesine bağlı ... köyünün yaylası ve otlakıyesi olarak bilinen ve kadimden beri ... köyünün kullanımında bulunan yaylak alanının sadece yayla evlerinin bulunduğu kısmının orman sınırları dışına çıkartıldığını ve PXXX parseli olarak OS 3079 - 3089 no.lu noktalar arasında sınırlandırıldığını, köye ait bir kısım yaylakların ise devlet ormanı sınırı içinde bırakıldığını belirterek, 87 no.lu Orman Kadastro Komisyonu alanına giren bölümünün Orman Kadastrosunun iptali ile ... köyü yaylası ve otlakiyesi olduğunun tespit ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde; haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın hak düşürücü süreler yönünde değerlendirilmesi gerektiğini, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Asli müdahil ... 07.09.2018 havale tarihli müdahale dilekçesinde; murisinden intikal eden taşınmaza yönelik olarak, döneminin mahkeme karar defterinde kayıtlı mahkeme kararı bulunan, 1267/1851 tarihli kök tapudaki diğer haklar için davaya katılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davaya kadastro mahkemesi sıfatıyla bakmakta olan Bolu 1. Asliye Hukuk (Kadastro Mahkemesi Sıfatıyla) Mahkemesinin 21.092012 tarihli ve 2012/171 Esas, 2012/208 Karar sayılı görevsizlik kararına istinaden dava dosyasının gönderildiği İlk Derece (Kadastro) Mahkemesinin 26.11.2014 tarihli ve 2012/16 Esas, 2014/30 Karar sayılı önceki kararıyla davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hükme karşı davacı ... Köyü Tüzel Kişiliği vekili ve davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz yoluna başvurulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 24.04.2017 tarihli ve 2016/9964 Esas, 2017/3516 Karar sayılı ilamı ilamı ile hükmün bozulmasına karar verilmiş ve davacı ... Köyü Tüzel Kişiliği vekilinin karar düzeltme talebi de aynı Dairenin 04.12.2017 tarihli ve 2017/8915 Esas, 2017/10045 Karar sayılı ilamıyla reddedilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "... mera tahdit komisyonu kararlarının getirtilerek zemine uygulandığı, orman bilirkişi heyeti raporunun fen bilirkişi raporuna uyarlamasında krokide (A) olarak gösterilen yerin 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi uyarınca orman alanı dışına çıkarıldığı, ziraat bilirkişisi raporunda bu alanın mera bitkileriyle kaplı olduğu ve mera vasfına uygun olduğu yönünde görüş bildirildiği, keşifte edinilen izlenimler ile fen, ziraat ve orman bilirkişisi raporlarına göre, (A) olarak gösterilen yerin mera niteliğinde olduğu kanaatine varıldığı, (B) harfi ile gösterilen alanın yine dosya içerisinde mevcut fotoğraflardan da anlaşılacağı üzere çayırlık olduğu, mevsimsel ve yöresel otlarla kaplı olduğu, mera niteliğinde olduğu yönünde görüş bildirildiği, keşifte edinilen izlenimler ile mera tahdit komisyonu kararları, keşifte uygulanan hava fotoğrafları değerlendirildiğinde alınan bilirkişi raporlarının kabul gördüğü ve hükme esas alındığı, (C) ile gösterilen alanın keşifte dinlenilen bilirkişi beyanlarından ... köyü kullanımında olmadığı anlaşıldığından bu alanla ilgili davanın reddine karar vermek gerektiği, (D) ile işaretli alanın mera tahdit komisyonu kararlarında mera sınırları dışında kaldığı anlaşıldığından bu alan yönünden davanın reddine karar vermek gerektiği ..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ve kısmen reddi ile fen bilirkişi raporunda (A) ve (B) ile gösterilen alanların yapılan keşifte ve uygulanan mera komisyon kararlarında orman sınırları dışında olduğu, mera niteliğinde olduğu anlaşıldığından davanın kabulü ile Orman Kadastrosunun iptali ile mera niteliğiyle Hazine adına kaydedilmesine, (C) ile işaretli kısmın bilirkişi raporlarında ... köyü kullanımında olmadığı anlaşıldığından buna ilişkin davanın sıfat yokluğu nedeniyle reddi ile tespit gibi tesciline, (D) ile işaretli kalan kısmın mera sınırlandırması dışında kaldığı anlaşıldığından bu kısma ilişkin davanın reddi ile tespit gibi tesciline, katılan davacı ...'in davasının Medeni Usul Kanunun da öngörülen dava şartlarını taşımadığı anlaşıldığından reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ... Köyü Tüzel Kişiliği vekili, davalı ... İdaresi vekili, davalı Hazine vekili ve asli müdahil ... tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı ... Köyü Tüzel Kişiliği vekili temyiz dilekçesinde özetle; Yargıtay bozma ilamında belirtilen eksiklikler giderilmeden hüküm verildiğini, orman bilirkişi heyetinin raporunda belirttiği alanlar ile ziraat ve kadastro bilirkişisinin raporlarında belirttiği alanların birbirleriyle irtibatlı olmadığını ve örtüşmediğini, raporlar arasında alan ve miktar açısından çelişki giderilmeden eksik incelemeye dayalı olarak hüküm verildiğini, bilirkişilerin yetersiz ve eksik raporuna dayalı olarak hüküm verildiğini, fen bilirkişisinin raporunda (A) ile gösterilen 31 hektarlık alanın orman tahdit komisyonunca zaten PXXX parsel no.su ile OS 3079-3089 noktaları arasında ... - Kuzgölcük yaylası olarak orman sınırları dışında gösterildiğini, bu alan dava konusu edilmediği halde kararda bu kısım için de mera niteliği ile Hazine adına kaydedilmesine karar verilmesinin usul ve kanunlara aykırı olduğunu, kısmen kabul kararı nedeniyle lehlerine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesinin usul ve kanunlara aykırı olduğunu ileri sürerek, hükmün bozulmasını talep etmiştir.
Davalı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde özetle; eksik inceleme ile karar verildiğini, karara esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve yetersiz ve hüküm kurmaya elverişli olmadığını, 6831 sayılı Kanun'un 3302 sayılı Kanunla değişik 2/B madde uygulaması gereğince yapılan kadastro çalışmalarının şekli ve hukuki olarak usule uygun olduğunu, dava konusu yerde bulunan 100-150 yaşlarındaki orman ağaçlarının varlığı dahi işbu parselin orman olduğunun kanıtı olduğunu, dava konusu yerin ortalama eğiminin %12’nin üstünde olduğundan Yargıtayın yerleşik içtihatlarında belirtildiği üzere bu eğimin üzerindeki sahaların orman olduğunu ve muhafaza karakteri taşıdığını ileri sürerek, hükmün bozulmasını talep etmiştir.
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi tarafından delillerin takdirinde yanılgıya düşüldüğünü, ayrıca kısmen reddedilen kısım yönünden lehlerine vekalet ücretine hükmedilmediğini ileri sürerek,hükmün bozulmasını talep etmiştir.
Asli müdahil ... temyiz dilekçesinde özetle; dosyada tüm tarafların dava ehliyetine sahip olduğunu, dosyanın karar hakiminin kendisini vesayet makamına ihbar ettiği için kendisiyle ilgili Hakim Savcı Kurulu nezdinde şikayet dilekçesi verdiğini, reddi hakim talebinin merciye götürülmediğini ve karar hakimi tarafından reddedildiğini, Bolu Şeriye Mahkemesi 21 Cemaziyelevvel 1267 ile diğer Mahkeme hükümlerinin 25 Recep 1251 ve 15 Şaban 1267 tarihli Mahkeme hükümlerinin kesin hüküm durumunda ve birbirleri ile gayrimenkulün iktisabı bakımından ilişki içinde olduklarını ileri sürerek, hükmün bozulmasını talep etmiştir.
Dava, Orman Kadastrosuna itiraz ve tescil istemine ilişkin olup, dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede 87 no.lu Orman Kadastro Komisyonu tarafından 6831 sayılı Orman Kanunu’na göre yapılıp 04.01.2012 tarihinde 6 aylık askı ilânına alınan Orman Kadastrosu ve 2/B maddesi uygulaması, 4342 Sayılı Mera Kanunu gereğince 2011 yılında yapılan mera çalışması ile 2020 yılında 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a ve Ek-1. maddelerine göre yapılan kadastro çalışmasının bulunduğu anlaşılmaktadır.
1. Asli Müdahil ...' in temyiz talebinin incelenmesinde; hükmü temyiz eden asli müdahile, gerekçeli kararın 10.08.2022 tarihinde, davalı ... İdaresi ve davalı Hazinenin temyiz dilekçelerinin ise 18.08.2022 tarihinde tebliğ edildiği ve asli müdahil tarafından ise 31.08.2022 tarihinde temyiz kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmaktadır.
Buna göre, gerekçeli kararın ve davalı tarafın temyiz dilekçelerinin tebliğ edildiği tarih ile temyiz tarihi arasında 6100 sayılı HMK' nın geçici 3/1. maddesi yollamasıyla uygulanması gereken 1086 sayılı HUMK' nun 432. maddesinde düzenlenen 15 günlük temyiz süresinin ve 433/2. maddesinde düzenlenen 10 günlük katılma yoluyla temyiz süresinin geçtiği anlaşıldığından, asli müdahilin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Davacı ... Köyü Tüzel Kişiliği vekili, davalı ... İdaresi vekili ve davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının değerlendirilmesine gelince; İlk Derece Mahkemesince, yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermek için yeterli bulunmamaktadır.
Şöyle ki; hükme esas alınan fen bilirkişi raporunda (A), (B), (C) ve (D) ile gösterilen alanlara ilişkin Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü (TKGM) parsel sorgu uygulaması üzerinden yapılan incelemede, dava konusu yerlerin Sebenardı köyü 101 ada 1 parsel, 109 ada 1 parsel ve 144 ada 1 parsel sayılı orman parselleri içinde kaldığı anlaşılmaktadır.
Dosya kapsamına göre, 101 ada 1 parsel sayılı taşınmaza ilişkin 3402 Sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi gereğince kadastro tutanağı düzenlendiği ve bu tutanağa temyize konu dava ve Kadastro Mahkemesinin 2018/17 Esas sayılı dava nedeniyle "davalıdır" belirtmesi yapıldığı, 157 ada 1 parsel sayılı taşınmaza ilişkin 3402 sayılı Kanun'un Geçici 8. ve 22/2-a maddeleri gereğince kadastro tutanağı düzenlendiği ve tutanağa temyize konu dava nedeniyle "davalıdır" belirtmesi yapıldığı ve 109 ada 1 parsel ile 144 ada 1 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin kadastro tutanaklarının dosya arasında bulunmadığı anlaşılmakta olup İlk Derece Mahkemesince, 109 ada 1 ve 144 ada 1 parsel sayılı taşınmazların hangi nedenle oluştukları araştırılmadığı ve buna ilişkin belgeler dosya arasına alınmadığı gibi dava konusu edilen yerlerin mera parseli içinde kalıp kalmadıkları, mera olarak tahsis edilip edilmedikleri ve taşınmazların mera parseline göre konum ve durumları da kesin olarak belirlenmemiştir.
Bunun yanında; orman mühendisi bilirkişi raporunda, fen bilirkişisinin rapor ve krokisinde (B) hrfi ile gösterilen kısmın sadece bir bölümüne ilişkin değerlendirme yapılmış, (C) ve (D) kısımlarına ilişkin hiç değerlendirme yapılmamıştır.
Ayrıca, 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi uyarınca orman dışına çıkartıldığı belirlenip 3402 sayıl Kanun' un 22/2-a maddesi kapsamında yapılan uygulama kadastrosunda 157 ada 1 parsel numarasını alan taşınmaz, davacı tarafça dava konusu edilmemesine rağmen, bu taşınmaz hakkında mera vasfıyla özel sicile kayıt kararı verilmesi de hatalı olmuştur.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili idarî merciler tarafından 4753 ve 5618 sayılı Kanunlar uyarınca yayla tahsisi yapılıp yapılmadığı Özel İdare Müdürlüğünden; 4342 sayılı Kanun uyarınca mera (yayla) tahsisi yapılıp yapılmadığı ise mülkî amirlikten ayrı ayrı sorulup saptanmalı, sözü edilen Kanunlar uyarınca bölgede mera tahsisi yapılmış ise mera tahsis haritası ve eki belgelerin tümü, yöreye ait en eski tarihli ve "Hgm-Geoportal" sistemi üzerinden tespit edilecek tüm hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı, komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise ilgili karar örnekleri ile yapılmış ise taşınmazın bulunduğu yöreye ilişkin imar planına ilişkin tüm bilgi ve belgeler dosya arasına getirildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından ayrı ayrı seçilecek üçer kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen ... ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç kişilik orman mühendisi bilirkişi kurulu, üç kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır.
Yeniden yapılacak bu inceleme ve keşifte, dosya arasına getirtilen belgeler çekişmeli taşınmazlarla birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumları saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanun'un 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K. 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 3.3.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanun'un 14. maddesiyle yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; taşınmazların toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; hakim gözetiminde, taşınmazların dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; Orman Kadastrosu kesinleşmediğine göre, fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmemiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, dava konusu edilen yerlerin hangi parsel sayılı taşınmazların kapsamında kaldığı tespit edilmeli ve bilirkişilerden çekişmeli taşınmazların konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalıdır.
Yapılacak bu keşif neticesinde, dava konusu edilen yerin uygulama kadastrosu çalışması yapılan taşınmaz sınırları içinde kaldığının belirlenmesi halinde davanın aynı zamanda uygulama kadastrosuna itiraz davasına da dönüştüğü değerlendirilerek tutanak asılları davalı hale getirilmek suretiyle dosya arasına celp edilmeli, başka davanın konusu olmaları halinde davalar bu dosya ile birleştirilmelidir.
Yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma ve inceleme sonucu, taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, taşınmazlara ilişkin yöntemine uygun tahsisli ve kadim mera araştırması yapılmalı, bu kapsamda bölgede mera tahsisi yapılmış ise mera tahsis haritasının ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı, fen memuru bilirkişisi eliyle her iki harita çakıştırılmak suretiyle uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, bu yolla dava konusu taşınmazın mera tahsis haritasının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamaya meydan vermeyecek şekilde belirlenmeli; taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idarî merciler tarafından mera tahsisi yapılmamış ise keşif sırasında dava konusu taşınmazın öncesinin geleneksel biçimde kullanılan kadim mera olup olmadığı araştırılmalı, mahkeme hakiminin taşınmazların fiziksel özellikleri ve konumlarına ilişkin gözlemi çevre parsellerle karşılaştırılmalı olarak aynen keşif tutanağına geçirilmeli, ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan dava konusu taşınmazların öncesinin geleneksel biçimde kullanılan kadim mera olup olmadığını, taşınmazın toprak yapısı, eğimi, bitki deseni ve diğer yönlerden mera parselinden nasıl ayrıldığını, aralarında doğal ya da yapay ayırt edici bir sınır bulunup bulunmadığını, taşınmazların meradan açılan bir yer olup olmadığını, meranın devamı niteliğinde olup olmadığını, taşınmazın toprak yapısını, önceki ve halen mevcut niteliğini komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli, taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş rapor alınmalı, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiye hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelemesi yaptırılarak dava konusu taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğinin ne olduğu hususunda ayrıntılı rapor düzenlettirilmeli, fen bilirkişisinden ise keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki düzenlemesi istenilmelidir.
Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, taşınmazların öncesinin mera olup olmadığı, zaman içinde sınırlarında genişleme olup olmadığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellere ait tespit tutanağı ve dayanağı kayıtlar uygulanarak çekişmeli taşınmazların yönünü ne olarak gösterdikleri tespit edilmeli ve bu yolla yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli, yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli ve bundan sonra ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözden kaçırılarak, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
S O N U Ç : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan sebeplerle, asli müdahil ...' in temyiz dilekçesinin süre yönünden REDDİNE,
Davacı ... Köyü Tüzel Kişiliği vekili, davalı ... İdaresi vekili ve davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının, yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,21.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.