Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/6254 K.2025/3787
8. Hukuk Dairesi 2024/6254 E. , 2025/3787 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2013/21 E., 2022/137 K.
KARAR : Davanın kısmen kabulüne
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı ... İdaresi tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
...................çalışma alanında yapılan tapulama çalışmaları sırasında, 3 ve 8 sayılı parseller pırnallık, 5 ve 7 sayılı parseller mera, 1, 2, 4, 6, 9, 10, 11, 12 ve 13 sayılı parseller ise tarla niteliği ile tapu kayıtlarına dayalı olarak, 1 ila 8 sayılı parseller davacılar... ve arkadaşları adına, 9 ila 13 sayılı parseller ise davalı ... adına, genel mahkemede dava konusu olduklarından bahisle yüzölçümü haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmişlerdir.
Davacı ...ve arkadaşları tarafından, tapu kaydına dayanılarak, 1976 yılında ................ tüzel kişiliği aleyhine, Asliye Hukuk Mahkemesinin 1976/131 sayılı dosyasıyla açılan elatmanın önlenmesi ve muaraazanın giderilmesi davası, yargılaması sırasında dava konusu taşınmazlar hakkında kadastro tutanağı düzenlendiğinden bahisle görevsizlik kararı verilerek Tapulama Mahkemesine aktarılmış ve dava bu mahkemenin 1978/60 Esas sayısına kaydedilmiş ve tapu kaydının revizyon görmesiyle Hazine adına tespiti yapılan 2210 sayılı parsel hakkında, davacı ... tarafından, tapu kaydına dayanılarak Tapulama Mahkemesinin 1980/50 Esas sayılı dosyasıyla açılan tespite itiraz davası ile genel mahkemede Orman Genel Müdürlüğü aleyhine açtığı elatmanın önlenmesi istemli dava ve davalı ... aleyhine açtığı elatmanın önlenmesi istemli dava bu dava dosyası ile birleştirilmiştir.
İlk Derece (Kadastro) Mahkemesince, önceki tarihli bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda verilen, davanın kısmen kabulüne dair kararın, müdahil ... tarafından, iddiaları konusunda bir karar verilmediği, 4 sayılı parsel üzerindeki imar ihyanın gözardı edildiği; ... tarafından, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olduğu, katılanlar yönünden kısa kararda hüküm oluşturulmadığı; davacı ... ve arkadaşları tarafından, dosyayla ilgisi olmayan ...in taraf olarak gösterildiği; davalı Hazine tarafından, bazı taşınmazların kamulaştırma yolu ile Hazineye geçtiği halde, kamulaştırma haritasının uygulanmadığı ve davalı ... İdaresi tarafından, kararda yazılı davalı ...' ve 1632 sayılı parselin davayla ilgisi bulunmadığı, 4 sayılı parselin 25.800 m², 5 parselin 1.300 m² ve 8 parselin 2.715 m² yüzölçümündeki bölümlerinin orman niteliği ile Hazine adına tapuya tescili gerekirken tapulama harici bırakılmasına karar verilmesinin doğru olmadığı; davalı ... tarafından ise, adına tespiti yapılan 9 ila 13 sayılı parsellerde davanın hangi nedenlerle kabul edildiğinin kararda izah edilmediği ileri sürülerek temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 18.02.2008 tarihli ve 2007/17634 Esas, 2008/2404 Karar sayılı ilamıyla; "... orman, mera ve zilyetlik araştırması ile tapu uygulamasının yetersiz olduğu, orman olduğu tespit edilen kısımların tespit dışı bırakılmasının doğru olmadığı, infaza elverişli hüküm kurulması ..." gereğine değinilerek bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulü ve kısmen reddi ile;
1)Dava konusu ...köyü eski 1 parsel yeni 270 ada 1 parselin 2.852,53 m², eski 2 yeni 340 ada 1 parselin 55.939,68 m² yüzölçümüyle, eski 3 yeni 340 ada 96 parselin 92.606,66 yüzölçümüyle, eski 4 yeni 340 ada 2 parselin 2/B ile gösterilen kısmının 12.328,04 m² yüzölçümü ile eski 4 yeni 340 ada 2 parselin 2/C ile gösterilen kısmının 1.077.898,29 m² yüzölçümü ile eski 5 yeni 340 ada 57 parselin 57/B ile gösterilen kısmının 571.581,56 m² yüzölçümü ile eski 6 yeni 340 ada 56 parselin tamamı 130.112,07 m² yüzölçümü ile eski 7 yeni 340 ada 3 parselin 3/E ile gösterilen kısmının 347.539,39 m² yüzölçümü ile, eski 8 yeni 340 ada 4 parselin 4/C ile gösterilen kısmının 1.877.260,17 m² yüzölçümü ile ayrı ayrı tarla vasfıyla .................... TC kimlik numaralı davacı ... kızı ....................'nun 18.02.2002 tarihinde ölümüyle miras payı 32 pay kabul edilmek suretiyle:
8 payın 26/11/1942 doğumlu................ TC kimlik numaralı ... adına,
4 payın 21/08/1956 doğumlu ...............TC kimlik numaralı ... adına,
4 payın 07/08/1959 doğumlu ............... TC kimlik numaralı ... adına,
2 payın 27/10/1933 doğumlu ................ TC kimlik numaralı ... adına,
3 payın 14/08/1966 doğumlu.................TC kimlik numaralı... adına,
11 payın 29/05/1965 doğumlu ..................TC kimlik numaralı ... adına tapuya kayıt ve tesciline,
2)Dava konusu ...köyü eski 9 parsel yeni 340 ada 62 parselin tamamı 42.298,48 m² yüzölçümü ile eski 10 yeni 340 ada 61 parselin tamamı 25.567,04 m² yüzölçümü ile, eski 11 yeni 340 ada 60 parselin tamamı 17.533.36 m² yüzölçümü ile eski 12 yeni 340 ada 59 parselin tamamı 22.898,81 m² yüzölçümü ile, eski 13 yeni 340 ada 5 parselin tamamı 21.273,31 m² yüzölçümü ile davalı ............. ve ................. oğlu 01.07.1934 doğumlu ................... TC kimlik numaralı ... adına tapuya kayıt ve tesciline,
3)Dava konusu ....................köyü eski 2210 parsel içerisinde iddia ettikleri ve Fen Bilirkişisi .......................in Gelibolu Kadastro Mahkemesinin 1978/60 Esas sayılı dosyasına vermiş olduğu 12.06.1996 tarihli krokili raporunda (H) harfi ile göstermiş olduğu 17.100 m²lik kısmından davacıların feragat ettiği, bu kısmın kadastro tespitine itirazın reddine dair kararın tebliğinden sonra 30 günlük sürede açılmış olması nedeniyle bu kısım taleple bağlılık ilkesi gereğince değerlendirileceğinden eski 2210 parselin 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22-a maddesi gereğince yenileme kadastrosu çalışmaları sonrasında 263 ada 1 parsel olarak belirlendiği yüzölçümünün ise 20.416.068,36 m² olarak hesaplandığı anlaşılmakla; davalı Hazine adına aynı nitelik ve vasıfla 22/a kadastro tespitindeki yüzölçümüyle tapuya kayıt ve tesciline,
4)340 ada 2 parsel (eski 4 parsel) içerisinden 2/A olarak gösterilen 42.506,29 m²lik kısım, 340 ada 57 parsel (eski 5 parsel) içerisinden 57/A olarak gösterilen 20.866,24 m²lik kısım, 340 ada 4 parsel ( eski 8 parsel) içerisinden krokimizde 4/A olarak gösterilen 6.252,37 m²lik ve 4/B olarak gösterilen 4.942,40 m² lik toplamda 74.567,30 m² kısımların ilgili parsellerinden ayrılarak aynı adada son parsel numarası verilmek suretiyle orman vasfıyla ... adına tapuya kayıt ve tesciline,
5)Eski 7 yeni 340 ada 3 parselin içerisinde kalan 3/A harfi ile gösterilen 424.22 m²lik kısım, 3/B harfi ile gösterilen 55.86 m²lik kısım, 3/C harfi ile gösterilen 346.83 m²lik kısım ve 3/D ile gösterilen 44.753,90 m²lik toplam 45.580,81 m²lik kısımların ilgili parselinden ayrılarak aynı adada son parsel numarası verilmek suretiyle orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline,
6)Müdahil ...'in ölümüyle mirasçılarının da müdahaleden ve taleplerinden feragat etmeleri nedeniyle bu kişi yönünden davanın reddine,
7)Fen ve harita bilirkişileri ............ ve ..............'ın 20.12.2019 havale tarihli rapor ve krokilerinin kararın eki sayılmasına, karar verilmiş, hüküm davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir
1. Dava konusu ...eski 2210 yeni 263 ada 1 parsel yönünden yapılan temyiz incelemesinde; bu parsel hakkındaki dava, davacı ... tarafından, tapu kaydına dayanılarak, tespit maliki Hazine aleyhine, askı ilan süresinde Tapulama Mahkemesinin 1980/50 Esas sayılı dosyasıyla açılan tespite itiraz davası olup, hükmü temyiz eden davalı ... İdaresinin bu parsel ilişkin davaya yönelik müdahalesi veya taşınmaz hakkında usulüne uygun olarak açılmış davası mevcut olmadığından ve buna bağlı olarak hükmü temyizde hukuki yararı bulunmadığından temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Diğer parseller yönünden yapılan temyiz incelemesinde; İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulmasına rağmen bozma gerekleri tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmemiştir.
Şöyle ki; hükmüne uyulan bozma ilamında, orman ve zilyetlik araştırması ile tapu uygulaması yapılması gereğine değinildiği ve dava aktarılan dava olduğu halde, dava konusu parsellere uygulanan tapu kayıtlarının taşınmazlara uyduğu konusunda taraflar arasında herhangi bir ihtilaf bulunmadığı, dava konusu parsellere yönelik herhangi bir kişi ya da kurum tarafından tespite itiraz davası açılmadığı, elatmanın önlenmesi davasında taraf gerçek kişilerin uzlaştığı belirtilerek, 17.06.1996 tarihli keşifte yapılan tapu uygulaması, mera ve zilyetlik araştırması ile yetinilmesi ve dava konusu taşınmazları genel hatlarıyla değerlendiren, parsel bazında inceleme yapmayan, hüküm kurmaya elverişli olmayan orman bilirkişi raporu esas alınarak karar verilmesi doğru olmamıştır.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemecesin, öncelikle davacıların tutunduğu tapu kayıtları ilk oluşumundan itibaren tüm gittileriyle birlikte getirtilmeli, kadastro sırasında revizyon görüp görmedikleri, revizyon görmüş iseler revizyon parsellerine ait kadastro tespit tutanakları tapu sicil müdürlüğünden sorulup istenmeli, yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları hükmen oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ve varsa ilgili Yargıtay ilamlarının örnekleri ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan, aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı üçer kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişi, üç ziraat bilirkişi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişileri ile orman bilirkişi eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi)hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmaz çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli, taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak temyize konu taşınmazın niteliği, üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranının açıklandığı müşterek imzalı şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli, her bir taşınmazın ayrı ayrı değerlendirildiği rapor alınmalı, eğimi % 12'yi geçen funda ve makiliklerle kaplı yerlerin orman ve toprak muhafaza karakteri taşıması nedeniyle 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 1/j maddesinin karşı kavramından bilimsel ve teknik olarak orman sayılacağı düşünülmeli, böylesi yapılan incelemede mera ve pırnallık niteliği ile tespitleri yapılan taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğunun saptanması halinde, yöntemine uygun komşu köylerden de bilirkişi ve tanık dinlenmek suretiyle mera araştırması yapılmalı, davacılar tarafından dayanılan tapu kaydı yerel bilirkişi ve fen bilirkişi marifetiyle yöntemince zemine uygulanmalı, bilirkişi ve tanıklardan her bir sınır hakkında ayrıntılı ve inandırıcı bilgi alınmalı, uygulamada komşu parsel tutanak ve dayanaklarından yararlanılmalı, bilinemeyen sınırlar konusunda taraflara tanık dinletme olanağı verilmeli, 3402 sayılı Kanun'un 20. maddesi uyarınca tapu kayıtlarının sabit sınırdan başlanarak kapsamları belirlenmeli, tapunun uyduğunun anlaşılması halinde, hukuki değeri değerlendirilmeli, tapunun uymadığı ve taşınmazların orman olmadığı anlaşılması halinde zilyetlikle kazanma koşullarının davacılar yararına gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilmeli, bu cümleden olarak; yapılacak keşifte tarım uzman bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; varsa, zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tespit tarihine kadar davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 sayılı Kanun'un 14/1. maddesinde yazılı 40 ve 100 dönüm kısıtlama araştırmasının aynı maddenin 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanma Kanunu (5403 sayılı Kanun) ile değiştirilen 2. fıkrası hükümlerine göre yapılacağı düşünülerek, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları yönünden aynı çalışma alanı içerisinde belgesizden zilyetliğe dayalı olarak tesbit ve tescil edilen taşınmaz olup olmadığı, varsa cinsi, parsel numaraları ve miktarı, Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlüklerinden ve yine, aynı kişiler tarafından açılan tescil davası olup olmadığı Hukuk Mahkemesi Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulmalı, dava konusu taşınmazların sulu ya da kuru tarım arazisi olup olmadığı konusunda (5403 sayılı Kanun'un 3/j maddesi ile Taşınmaz Malların Sınırlandırma Tespit ve Kontrol İşleri Hakkındaki Yönetmeliğin değişik 10. maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre, sulu tarım arazisi: tarım yapılan bitkilerin büyüme devresinde ihtiyaç duyduğu suyun, su kaynağından alınarak yeterli miktarda ve kontrollü bir şekilde karşılandığı araziler olarak açıklandığından) ziraat mühendisinden kanunun amacına uygun rapor alınmalı, dava konusu taşınmazlar hakkında kadastro tespitlerinden önce genel mahkemede mülkiyetle ilgili dava bulunduğundan gerçek kişiler adına tespitlerinin yapılmış olmasının yasal bir sonuç doğurmayacağı, malik hanelerinin açık olduğu gözönünde bulundurularak 3402 sayılı Kanun'un 30/2. maddesi uyarınca taşınmazların belirlenecek gerçek hak sahipleri adına tescil edileceği düşünülerek taraf delilleri ve mahkemece resen görülecek diğer delillerde toplanarak, taşınmazın kimden ne şekilde davacılara kaldığı, mirasçılar arasında geçerli bir rizai taksimin bulunup bulunmadığı her bir taşınmaz yönünden ayrı ayrı araştırılmalı ve bundan sonra toplanan delillerin tümü birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
İlk Derece Mahkemesince, açıklanan bu hususlar gözetilmeksizin, hükmüne uyulan bozma ilamının gerekleri tam olarak yerine getirilmeden, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı ... İdaresinin dava konusu ...eski 2210 yeni 263 ada 1 parsele ilişkin hükme yönelik temyiz dilekçesinin / isteminin REDDİNE;
Davalı ... İdaresi vekilinin, dava konusu ...eski 2210 yeni 263 ada 1 parsel dışındaki taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 428. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının bu parseller yönünden BOZULMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
20.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.