Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2025/1677 K.2025/3788

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/1677 📋 K. 2025/3788 📅 20.05.2025

8. Hukuk Dairesi         2025/1677 E.  ,  2025/3788 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2009/1503 E., 2010/1355 K.
KARAR : Davanın reddine
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro çalışmaları sonucunda, ..................... köyü çalışma alanında bulunan 1255 parsel sayılı taşınmaz, tarla vasfıyla davalı adına tespit edilmiş ve bu tespit askı ilanı sonucunda 19.01.1973 tarihinde itirazsız kesinleşmiştir.
Davacı Hazine vekili 10.11.2009 tarihli dava dilekçesinde; ..................... köyü 1255 parsel sayılı taşınmazın 1947 yılında yapılan orman tahdit çalışmalarında orman içinde bırakıldığını, 1977 yılında yapılan arazi kadastro çalışmalarında kesinleşmiş orman sınırlarına uyulmadığı için taşınmazın davalı adına tespit edildiğini ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile taşınmazın Hazine adına tescilini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... yapılan zabıta araştırmasından davalının dava tarihinden yaklaşık 10 sene önce vefat ettiğinin anlaşıldığı ve ölü kişi hakkında dava açılamayacağı ..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin olup İlk Derece Mahkemesince, davalı ...' in dava açılmadan önce öldüğünün anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş ise de, bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır.
Şöyle ki; her ne kadar, gerçek kişinin ölümüyle medeni haklardan yararlanma ehliyetinin ve buna bağlı olarak da taraf ehliyetinin sona ereceği Türk Medeni Kanun'un 28. maddesinin buyurucu nitelikteki hükmüyle açıklanmış ve yine 04.05.1978 tarih ve 4/5 sayılı İnançları Birleştirme Kararı gereğince de ölü kişi aleyhine dava açılması mümkün olmadığı gibi ıslahla dahi hasım değiştirilemeyeceği ve ölenin mirasçılarının davaya dahil edilerek çekişmenin çözümlenmesine hukuken olanak bulunmadığı belirtilmiş ise de, 6100 sayılı Kanun'un 124 üncü maddesinin 3 üncü fıkrasında, "maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebinin, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edileceği," 4 üncü fıkrasında ise, "dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesinin kabul edilebilir bir yanılgıya dayanması halinde hâkimin karşı tarafın rızasını aramadan taraf değişikliği talebini kabul edebileceği, bu durumda hâkimin, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmedeceği" düzenlemesine yer verilmiş olup bu düzenlemeyle, usul ekonomisi de düşünülerek, davacı, kendisinden beklenen tüm çaba, özen ve önlemlere rağmen davalının sağ olup olmadığını tespit edememişse veya tespit edememe durumu bir yanılgıya dayanıyor ve bu durum açıkça dürüstlük kuralına aykırılık arz etmiyorsa, davanın gerçek taraflarına karşı davaya devam edilmesi imkanı getirilmiştir.
Eldeki davada, aleyhine tapu iptali ve tescil davası açılan ... tapu kaydında malik olarak görünmekte olup, adı geçenin dava ve karar tarihi itibariyle nüfus kayıtlarında sağ göründüğü, karar tarihinden sonra olmak üzere 23.11.2010 tarihli tutanağa istinaden ölüm kaydının nüfusa işlendiği, dolayısıyla davacı tarafından, davalıya husumet yöneltilmesinin, kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığının kabulünün gerektiği ve dosya kapsamında, davacı tarafın yargılamayı uzatmak amacıyla hareket ettiği yönünde bir iddia ve delil de bulunmadığı anlaşıldığından İlk Derece Mahkemesince, davacı Hazinenin dava dilekçesinde davalı olarak ...' i göstermiş olmasının kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığı değerlendirilerek, davanın mirasçılarına yöneltilmesi için davacı Hazineye tarafa süre verilmesi ve bu şekilde taraf teşkilinin sağlanması halinde işin esasına girilerek, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda yargılama yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, ölü kişiye karşı dava açıldığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmesi isabetsiz olup, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/III maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 20.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.