Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2025/1567 K.2025/3846

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/1567 📋 K. 2025/3846 📅 20.05.2025

8. Hukuk Dairesi         2025/1567 E.  ,  2025/3846 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/822 E., 2024/1327 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gürgentepe Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/21 E., 2021/20 K.
Taraflar arasındaki kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında ..................... Mahallesi 212 ada 1 parsel sayılı taşınmaz orman vasfı ile 887.295,41 metrekare yüzölçümünde Hazine adına tespit edilmiştir. Askı ilan süresi içerisinde dava açılmaması üzerine kadastro tespiti 04.12.2008 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Mahallesi, 212 ada 1 parsel sayılı taşınmazın ise orman olarak kadastro tespiti gördüğünü, davacıların taşınmazlarına sınır olan bölgelerde ve de 212 ada 1 parsel taşınmazın muhtelif bölümlerinde davacılara ait olan ve atalarından bu zamana dek 150 yılı aşkın zamandır kullanılan taşınmazların orman arazisi olarak tespit gördüğünü, davacıların dosya kapsamında yapılacak olan keşifte gösterilecek olan 212 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kapsamında olan bölümlerde fındık tarımı yaptığını, davacıların murisi olan ....................... eski tapu kaydı mevcut olup, bu tapu kaydının da sunulacağını, bu nedenle ... Mahallesi, 212 ada 1 parsel sayılı taşınmazın dosya kapsamında yapılacak olan keşifte gösterilecek ve müvekkillerime ait olduğu ispat olunacak alanlarının tapu kayıtlarının iptali ile davacılar adına tespitine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 212 ada 1 parsel sayılı taşınmazın orman vasfı ile 887.295,41 metrekare yüzölçümünde Hazine adına tespit edildiği, askı ilanlarının 04.11.2008-03.12.2008 tarihleri arasında yapıldığı, askı ilan süresi içerisinde dava açılmaması üzerine kadastro tespitinin 04.12.2008 tarihinde kesinleşerek taşınmazın tapuya tescil edildiği, taşınmazın halen aynı vasıf ve yüzölçümle tapuda kayıtlı olduğu, eldeki davanın ise 28.05.2019 tarihinde açıldığını, dava dışı üçüncü kişi tarafından Gürgentepe Kadastro Mahkemesinde 20.05.2009 tarihli dava dilekçesi ile Hazine ve Orman İdaresi aleyhine çekişmeli 212 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kendisine ait olan kısmının tapu kaydının iptali ile adına tescili istemli kadastro tespitine itiraz davası açıldığı, yargılama sırasında davacının davadan feragat etmesi nedeniyle 22.02.2011 tarihinde; "davanın feragat nedeniyle reddi ile dava konusu ... Mahallesi Medrese-............ mevkiinde kain 212 ada 1 parsel sayılı taşınmazın davalı Hazine adına orman vasfı ile tespit gibi tesciline" karar verildiği, hükmün 01.04.2011 tarihinde kesinleştiği, tapuda hükmen tescil edinme sebebiyle kayıtlı olduğu, çekişmeli taşınmaza ait kadastro tutanağının incelenmesinde taşınmazın orman vasfı Hazine adına tespit edildiği, askı ilanlarının 04.11.2008-03.12.2008 tarihleri arasında yapıldığı, askı ilan süresi içerisinde dava açılmaması üzerine kadastro tespitinin 04.12.2008 tarihinde kesinleştiği, Gürgentepe (Kapatılan) Kadastro Mahkemesinin 2009/15 Esas sayılı dosyasında dava tarihinin ise 20.05.2009 olduğu, bu hale göre askı ilan süresinden sonra açıldığı anlaşılan davada kadastro mahkemesinin asliye hukuk mahkemesine görevsizlik kararı vermesi gerekirken, davanın esasına girmesi, devamında davanın feragat nedeniyle reddine karar verilerek kesinleşmiş kadastro tutanağına istinaden tapu kütüğünde kayıtlı olan çekişmeli taşınmazın tespit gibi tesciline yönelik hüküm kurmasının eldeki davaya konu 212 ada 1 parsel sayılı taşınmazı davalı hale getirmeyeceği gibi bu haliyle kadastro tutanağı ile tapu kütüğündeki kesinleşme şerhlerine aykırı olarak tapu kayıt örneğinde yazılı hükmen tescil tarihine değer verilmesinin mümkün olmayacağı, söz konusu kesinleşme tarihini değil tescil tarihini 01.04.2011 tarihli olarak bildiren tapu kayıt örneklerinin davacılar lehine hak doğurmayacağı ve sonuç olarak taşınmazlara ilişkin kadastro tespitlerinin kesinleşme tarihlerinin kadastro tutanaklarındaki gibi 04.12.2008 olduğunun kabulünde zorunluluk bulunduğu, dava konusu taşınmaza ilişkin kadastro tutanaklarının incelenmesinden kadastro tutanağının kesinleşmesi ile dava tarihi arasında 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesi uyarınca davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmiştir. Davacılar vekili istinaf talebinde bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1. maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir.
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; ava konusu taşınmazın hükmen tescil edilen bir taşınmaz olduğunu ve tescil tarihi 09.09.2011 olduğunu, resmi sicile güvenerek dava açılması durumu söz konusu olduğuna göre İlk Derece Mahkemesinin başka bir davada görevsizlik kararı verilmesi gerektiği şeklindeki gerekçesi hukuka aykırı olduğunu, yanlış olsa da olmasa da maddi anlamda kesinleşmiş bir Mahkeme kararı ve bu karara göre oluşturulmuş resmi bir sicil olduğu, bu nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesinin 2024/822 Esas, 2024/1327 Karar sayılı kararının bozulmasını talep etmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ:Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.