Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/6097 K.2025/3705
8. Hukuk Dairesi 2023/6097 E. , 2025/3705 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2019/40 E., 2023/31 K.
KARAR : Davanın kabulüne
Taraflar arasındaki taşınmazın tapu kaydındaki "davalı" şerhinin terkini ve davacı adına tescili istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, 1.136,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, Tapu Müdürlüğünün 13.10.2014 tarihli cevabi yazısından anlaşıldığına göre ..., ..., ... ve ... adına paylı mülkiyet üzere tespit edilmiş ve kadastro Müdürlüğünün cevabi yazıları ile tapulama tutanaklarının bulunamadığı bildirilmiştir.
Davacı ..., Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, ... köyü 607 parsel sayılı taşınmazın malik hanesinin davalı olarak gözüktüğünü belirterek, söz konusu şerhin kaldırılmasını ve taşınmazın adına tescilini talep etmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesince verilen, davanın kabulüne dair verilen karar, Yargıtay tarafından; "... kadastro tutanağının yeterince araştırılmadığı açıklanarak, gerekli araştırılmalar yapıldıktan sonra tutanağın hala bulunamaması halinde kadastro tutanağının kesinleştiği düşünülemeyeceğinden görevsizlik kararı verilmesi ..." gereğine değinilerek bozulmuştur.
Asliye Hukuk Mahkemesince, bozma ilamı sonrasında yapılan yargılama neticesinde; "... araştırmalara rağmen kadastro tutanağının bulunamadığı, bu nedenle kadastro tutanağının kesinleştiği kabul edilemeyeceği ..." gerekçesiyle görevsizlik kararı verilerek dava dosyası Kadastro Mahkemesine gönderilmiştir.
Kadastro Mahkemesince yapılan yargılama sırasında, çekişmeli 607 parsel sayılı taşınmaza ait kadastro tutanağı ihya ettirilerek dosya içerisine alınmış ve tespit maliki ... mirasçıları ..., ..., ..., miras yoluyla gelen hakka dayanarak adlarına tescil kararı verilmesini talep etmişler ve tespit maliki ... mirasçıları ..., ..., ... ise dava konusu taşınmazda herhangi bir hak iddialarının bulunmadığını beyan etmişlerdir.
İlk Derece (Kadastro) Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... dava konusu taşınmazın ...' un kullanımındayken ölümü ile mirasçılarına kaldığı ve mirasın taksim edilmesiyle de davacı ...’a intikal ettiği ..." gerekçesiyle davanın kabulüne, müdahillerin davalarının feragat ve esastan reddine, dava konusu 607 parsel sayılı taşınmazın davacı ... adına diğer kayıtlar sabit kalarak tespit ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, bu karar usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Şöyle ki; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 27. maddesi uyarınca, davanın tarafları kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Bu hak; yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını da içermektedir. Bu kapsamda, bir davada taraf teşkilinin sağlanması kamu düzenine ilişkin dava şartlarından olup, yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınmalıdır.
Somut olayda; davacı ...' un, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açtığı, ancak tespit maliklerinden ...'un tüm mirasçılarının davaya dahil edilmediği anlaşılmıştır. Bu haliyle davada taraf teşkilinin tamamlandığından söz edilemez. Yöntemince taraf teşkili sağlanmadan davanın esası hakkında karar verilmesi hukuken mümkün bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, tespit maliki ... mirasçılarından ..., ... ve ...'ın yöntemine uygun şekilde davada taraf olarak yer alması sağlanması ve bundan sonra tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, taraf teşkili sağlanmadan yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, tespit maliki ... mirasçıları ..., ..., ...'ın isimlerinin karar başlığında yazılmaması ve hükmün adı geçenlere tebliğ edilmemiş olması da usul ve yasaya uygun bulunmadığından, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
13.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.