Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2021/14279 K.2025/3725

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2021/14279 📋 K. 2025/3725 📅 13.05.2025

8. Hukuk Dairesi         2021/14279 E.  ,  2025/3725 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2015/1 E., 2021/25 K.
Taraflar arasında görülen kadastro tespitine itiraz davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davalı Hazine vekili, davacı ... İdaresi vekili, davacı/mirasçı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
............köyü sınırları içinde bulunan dava konusu 254 ada 1, 8, 12 parsel, 255 ada 7, 8 parsel, 256 ada 1, 7, 8, 10, 11, 12, 13, 15, 16, 22, 23, 24, 25 parsel, 259 ada 1, 3, 4, 5, 6, 10, 11, 12 parsel 260 ada 3, 4, 5, 6, 8 parsel sayılı taşınmazlardan; 254 ada 1, 8 parsel 255 ada 7, 8 parsel, 256 ada 1, 7, 8, 10, 11, 12, 13, 15, 16 parsel, 259 ada 1, 3, 4, 5, 6 parsel 260 ada 3, 4, 5, 6 parsel sayılı taşınmazlar yörede 2007 yılında yapılan kadastro çalışmalarında, 259 ada 6 parsel çamlık ve kayalık, 260 ada 4 parsel çamlık, 260 ada 5 parsel bahçe, 260 ada 6 parsel çamlık ve kayalık vasfıyla diğer taşınmazlar ise zeytinlik vasfıyla, 254 ada 12 parsel, 256 ada 22, 23, 24, 25 parsel, 259 ada 10, 11, 12 parsel 260 ada 8 parsel sayılı taşınmazlar ise yörede 2011 yılında yapılan kadastro çalışmalarında zeytinlik vasfıyla Hazine adına tespit edilmiş, taşınmazların kaydına 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2. maddesine göre orman sınırları dışına çıkarıldığına ve kimlerin kullanımında olduğuna dair şerhler konulmuştur.
Asıl davada davacı ..., Gömeç Kadastro Mahkemesine verdiği 19.9.2007 tarihli dava dilekçesinde, dava konusu 260 ada 3, 4, 5, 6 parsel sayılı taşınmazların 60 yılı aşkın süredir zilyetliklerinde olduğunu ayrıca taşınmazların kendisine ait 10.1.1959 tarihli ve 34 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığını açıklayarak, taşınmazların tespitinin iptali ile adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiş, Orman İdaresi vekili 2.7.2008 tarihli dilekçesi ile davaya müdahil olarak taşınmazların orman olarak tesciline karar verilmesini istemiştir.
Birleşen davada davacı ..., Gömeç Kadastro Mahkemesine verdiği 14.11.2007 tarihli dava dilekçesinde, dava konusu 259 ada 5 ve 6 parsel sayılı taşınmazların 60 yılı aşkın süredir zilyetliklerinde olduğunu ayrıca taşınmazların babasına ait 10.1.1959 tarihli ve 34 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığını açıklayarak, taşınmazların tespitinin iptali ile adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiş, Orman İdaresi vekili 8.7.2008 tarihli dilekçesi ile davaya müdahil olarak taşınmazların orman olarak tesciline karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davaların reddine, 260 ada 3, 4, 5, 6 ve 259 ada 5, 6 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi Hazine adına tesciline, dava konusu parsellerin 6831 sayılı Kanun'un 2. maddesi gereğince orman rejimi dışına çıkartılan yer olduğunun kütüğün beyanlar hanesine yazılmasına, kadastro tutanaklarının beyanlar hanesindeki kullanıcı şerhlerinin beyanlar hanesinden çıkartılmasına dair verilen kararın davacılar ..., ... ve müdahil Orman İdaresi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 4.2.2013 tarihli ve 2012/15181 Esas, 2013/715 Karar sayılı ilamı ile müdahil davacı ... İdaresinin temyiz itirazlarının reddine, davacılar ... ve ...'n temyiz itirazları yönünden ise İlk Derece Mahkemesinin, kişiler lehine olan kullanım şerhlerini kaldırmasının doğru olmadığı, ayrıca, İlk Derece Mahkemesi kararından sonra 26.04.2012 tarihli ve 28275 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak, aynı tarihte yürürlüğe giren 6292 sayılı Kanun'un davaya etkisinin de değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma ilamından sonra, Orman İdaresi Gömeç Kadastro Mahkemesine verdiği 6.1.2012 tarihli dava dilekçesi ile; 254 ada 1, 8, 12 parsel, 255 ada 7, 8 parsel, 256 ada 1, 7, 8, 10, 11, 12, 13, 15, 16, 22, 23, 24, 25 parsel, 259 ada 1, 3, 4, 5, 10, 11,12 parsel ve 260 ada 8 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin olarak yapılan kullanım kadastrosu işlemleri sırasında 2. madde parsel sınırlarına uyulmadığını, 2. madde parsel sınırlarında orman aleyhine genişletme yapıldığını açıklayarak tespitlerin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dosyalar birleştirilmek suretiyle ve bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, 1983 yılında yapılan orman kadastrosu kesinleşmekle, dava konusu taşınmaz ve etrafının 6831 sayılı Kanun'un 11/4. maddesi gereğince orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tescil edilmiş olduğunun kabul edilmesi gerektiği, bu aşamadan sonraki tapuya tescil işleminin kurucu değil, bildirici işlem olduğu, 16.02.1983 tarihinde ilan edilip kesinleşen işlemle 1744 sayılı 6831 Sayılı Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna 3 Ek Madde ile Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun'un (1744 sayılı Kanun) 2. maddesi hükmü uyarınca Hazine adına orman rejimi dışına çıkartıldığı, halen tapuda kayıtlı olma halini sürdürdüğü, tapuda kayıtlı bir yerin zilyetlikle kazanılamayacağı her ne kadar davacı taraf 10.01.1959 tarihli ve 34 sıra no.lu 13.000,00 m² yüzölçümündeki tapu kaydına dayanmış ise de 1968 yılında yapılan orman tahdidine davacı ...’ın Burhaniye Asliye Hukuk Mahkemesinde itiraz ettiği, Burhaniye Asliye Hukuk Mahkemesinin 11.10.1979 tarihli ve 1979/271 sayılı kararı ile tapu kaydının da içerisinde bulunduğu, dava konusu taşınmazların orman sınırları içerisine alındığı, bundan sonra 1744 sayılı Kanun ile orman sınırları içerisine alınan bu yerlerin 6831 sayılı Kanun'un 2. maddesi kapsamında Hazine adına orman dışına çıkartıldığı bu itibarla tapu kaydı Burhaniye Asliye Hukuk Mahkemesince iptal edilerek dava konusu yerin 1744 sayılı Kanun uygulamasından önce 1979 yılında orman olarak kesinleştiği, davacının elindeki tapu kaydının hukuki değerinin bulunmadığı, dosyaya sunulan bilirkişi raporlarına göre, 3402 sayılı Kadastro Kanun'u (3402 sayılı Kanun) uygulamasında orman sınırları dışına çıkarılan 2. madde sahasına ait sınır gereği şekliyle zemine aplike edilmediği için 2. madde ile ilgisi olmayan orman sahalarının 2. madde kapsamında gösterildiğinin, kullanım kadastrosunda 3402 sayılı Kanun'un 41. maddesi uygulaması ile 2. madde sınırının orman aleyhine genişletildiğinin, 2. madde parsel sınırlarına bitişik, ancak sınır dışındaki orman sahası içinde sonradan ormandan açılıp zeytinlik hale getirilen yerlerin 3402 sayılı Kanun'un 41. maddesi uygulaması ile 2. madde parsel sahasına dahil edildiğinin, 259 ada 8 ve 9 no.lu parsel, 255 ada 7 no.lu parsel, 256 ada 6-7-10-11-12-13-15-16-17 parsel, 259 ada 1-3-4, 260 ada 1-2 no.lu parsel sayılı taşınmazların 6831 sayılı Kanun gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılma işlemi yapılamayacağının ve bu nedenle dava konusu taşınmazlar yönünden bu işlemin tüm sonuçlarıyla beraber iptalinin ve orman vasfıyla Hazine adına tespit ve tescilinin yapılması gerektiğinin tespit edildiği gerekçesiyle, asıl davada davacının ve katılan davacının davasının reddine, 260 ada 3, 4, 5, 6 parsel taşınmazların zeytinlik niteliği ile Hazine adına tesbit gibi tesciline, dava konusu parsellerin 6831 sayılı Kanun'un 2. maddesi gereğince orman rejimi dışına çıkartılan yer olduğunun kütüğün beyanlar hanesine yazılmasına, kadastro tutanağının beyanlar hanesindeki "...oğlu ...'ın kullanımındadır." şerhinin aynen bırakılmasına, 2007/41 Esas sayılı birleşen dava için; davacının davasının reddine, katılan davacı ... İdaresinin davasının kabulüne, 259 ada 5 parsel sayılı taşınmazın tespitinin iptali ile orman vasfı ile Hazine adına kayıt ve tesciline, 259 ada 6 parsel sayılı taşınmazın zeytinlik niteliği ile Hazine adına tesbit gibi tesciline, dava konusu parsellerin 6831 sayılı Kanun'un 2. maddesi gereğince orman rejimi dışına çıkartılan yer olduğunun kütüğün beyanlar hanesine yazılmasına, kadastro tutanağının beyanlar hanesindeki "... oğlu ...'ın kullanımındadır." şerhinin aynen bırakılmasına, 2012/27 Esas sayılı birleşen dava için; davacının davasının kısmen kabulü ile kısmen reddine, 254 ada 1, 255 ada 7, 256 ada 1, 256 ada 7, 256 ada 8, 256 ada 10, 256 ada 13, 256 ada 15, 256 ada 16, 259 ada 1 parsel, 259 ada 3 parsel, 259 ada 4 parsel, 254 ada 8 parsel, 256 ada 11 parsel, 255 ada 8 parsel, 256 ada 12 parsel, 256 ada 22 parsel, 256 ada 23 parsel, 256 ada 24 parsel, 256 ada 25 parsel, 259 ada 12 parsel sayılı taşınmazların tespitinin iptali ile orman vasfı ile Hazine adına kayıt ve tesciline, 260 ada 8 parsel sayılı 2.606,26 m² yüzölçümündeki, taşınmazın tespitinin iptali ile 25.04.2019 tarihli rapora ekli krokide (B) harfi ile gösterilen 1.624,49 m²'lik kısmının orman vasfı ile (A) harfi ile gösterilen 981,76 m²'lik kısmının ise zeytinlik vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, 259 ada 10 parsel sayılı 12.768,80 m² yüzölçümündeki taşınmazın tespitinin iptali ile 25.04.2019 tarihli rapora ekli krokide (B) harfi ile gösterilen 8.909,18 m²'lik kısmının orman vasfı ile (A) harfi ile gösterilen 3.859,62 m²'lik kısmının zeytinlik vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, 259 ada 11 parsel sayılı 32.394,90 m² yüzölçümündeki taşınmazın tespitinin iptali ile 25.04.2019 tarihli rapora ekli krokide (B) harfi ile gösterilen 27.840,71 m²'lik kısmının orman vasfı ile (A) harfi ile gösterilen 4.554,19 m²'lik kısmının ise zeytinlik vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, 254 ada 12 parsel sayılı 1.449,24 m² yüzölçümündeki taşınmazın tespitinin iptali ile 25.04.2019 tarihli rapora ekli krokide (B) harfi ile gösterilen 279,06 m² ve (C) harfi ile gösterilen 69,49 m²'lik kısmının orman vasfı ile 254 ada 12 parsel sayılı taşınmazın (A) harfi ile gösterilen 1.100,68 m²'lik kısmının ise zeytinlik vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, 259 ada 5 parsel sayılı taşınmaz yönünden Mahkemenin birleşen 2007/41 Esas sayılı dosyasında hüküm kurulduğundan bu konuda yeniden hüküm tesisine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davacı ..., davacı ... İdaresi vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya arasında bulunan belgelerin incelenmesinden, asıl davada davacı ...’ın eldeki davadan önce 1958 yılında Balıkesir Asliye Hukuk Mahkemesinin 1958/152 Esas sayılı dosyası ile dava açarak, altı parça taşınmazın zilyetlikle kazanma koşullarının gerçekleştiği iddiası ile adına tescilini talep ettiği, yargılama sonucunda altı parça taşınmazın ... adına tesciline karar verildiği, kararın 12.12.1958 tarihinde kesinleştiği, tescil hükmüne istinaden, sözkonusu taşınmazlardan 13.000 m² yüzölçümlü taşınmaz için davacı ... adına 10.1.1959 tarihli ve 34 numaralı tapu kaydının oluşturulduğu, dava konusu alanda 1968 yılında orman kadastrosu yapıldığı, 18 no.lu parselin iç parsel olarak orman dışında bırakıldığı, Orman İdaresi tarafından orman dışında bırakılan alanlara ilişkin olarak çok sayıda dava açıldığı ve bir kısım alanların orman olarak tesciline karar verildiği, 1981 yılında orman tahdidinin aplikasyonu ve 6831 sayılı Kanun'un 1744 sayılı Kanun ile değişik 2. madde uygulaması yapıldığı ve bir kısım orman alanının 1 no.lu parsel olarak orman sınırları dışına çıkarıldığı, 2007 yılında arazi kadastro çalışmaları yapıldığı, bu çalışmalar sırasında 2. madde parselinin fiili kullanım durumuna göre parsellere ayrılarak Hazine adına tescil edildiği ve kullanıcı şerhleri verildiği, 2010 yılında 3402 sayılı Kanun'un 41. maddesine göre düzeltme işlemleri yapıldığı, 2011 yılında ise kullanım kadastrosu yapıldığı anlaşılmaktadır.
Her ne kadar az yukarıda açıklanan gerekçeler ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir.
Şöyle ki; öncelikle, dava konusu taşınmazların kaydına 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 2. maddesine göre orman sınırları dışına çıkarıldığına ve kimlerin kullanımında olduğuna dair şerhler konulmuş olup, yargılama sırasında 10.5.2019 tarihli duruşmada, dava konusu taşınmazların güncelleme çalışmalarında lehine kullanım şerhi verilen kişilere dava dilekçesi ile bilirkişi raporlarının tebliğine karar verilmiş olup, bir kısım kullanıcı şerhi sahiplerine tebligat yapılmış bir kısmına (.............................................................................................) ise tebligat yapılmamış, bu haliyle taraf teşkili sağlanmadan karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi tarafından, davacılar ... ile ...’ın 10.01.1959 tarih ve 34 sıra no.lu 13.000,00 m² yüzölçümündeki tapu kaydına dayandığı, ancak 1968 yılında yapılan orman tahdidine davacı ...’ın Burhaniye Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmak suretiyle itiraz ettiği, Burhaniye Asliye Hukuk Mahkemesinin 11.10.1979 tarihli ve 1979/271 sayılı kararı ile tapu kaydının kapsadığı alanın da içerisinde bulunduğu, dava konusu taşınmazların orman sınırları içerisine alındığı, böylelikle tapu kaydının hükmünü yitirdiği belirtilmiş ise de Burhaniye Asliye Hukuk Mahkemesinin 1979/271 Esas sayılı dosyasına ilişkin karar örneği dosyaya celbedilmiş olup, söz konusu kararın incelenmesinden, davacıların ....................., davalıların Hazine, Burhaniye Belediye Başkanlığı ve bir kısım gerçek kişiler olduğu, davanın 128 ada 22, 23, 24, 26 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin bulunduğu, yani İlk Derece Mahkemesi kararında açıklandığı üzere orman tahdidine itiraz davası olmayıp eldeki dava ile bir ilgisinin bulunmadığı anlaşılmış, aynı şekilde, dosya arasındaki bir kısım belgelerden, Orman İdaresi tarafından, dava konusu alanda 1968 yılında yapılan orman kadastrosunda 18 no.lu iç parsel olarak orman dışında bırakılan alanlara ilişkin olarak çok sayıda dava açıldığı ve bir kısım alanların orman olarak tesciline karar verildiği görülmüş ise de Orman İdaresi tarafından ... aleyhine açılmış bir davaya da rastlanmamıştır.
Ayrıca, İlk Derece Mahkemesince, 3402 sayılı Kanun uygulamasında orman sınırları dışına çıkarılan 2. madde sahasına ait sınırın gereği gibi zemine aplike edilmediği, bu nedenle 2. madde ile ilgisi olmayan orman sahalarının 2. madde kapsamında gösterildiği, kullanım kadastrosu sırasında 41. madde uygulaması ile 2. madde sınırının orman aleyhine genişletildiği, 2. madde parsel sınırlarına bitişik, ancak sınır dışındaki orman sahası içinde sonradan ormandan açılıp zeytinlik hale getirilen yerlerin 3402 sayılı Kanun'un 41. madde uygulaması ile 2. madde parsel sahasına dahil edildiği, bu işlemlerin usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesi ile az yukarıda yazılı olduğu şekilde karar verilmiş ise de dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporları, İlk Derece Mahkemesinin kararındaki gerekçelerin denetimine ve hüküm vermeye elverişli bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca İlk Derece Mahkemesince doğru sonuca ulaşılabilmesi için öncelikle dava konusu taşınmazlarda lehine kullanım şerhi bulunanların tespitlerinin yapılarak davaya dahil edilip taraf teşkilinin sağlanması, davacılar ... ile ...’ın dayandıkları 10.01.1959 tarihli ve 34 sıra no.lu 13.000,00 m² yüzölçümündeki tapu kaydının dayanağı olan tescil dosyasının getirtilerek tapu kaydına ilişkin tüm belgelerin dosyaya kazandırılması, mahkeme karar gerekçesinde bahsi geçen Burhaniye Asliye Hukuk Mahkemesinin 11.10.1979 tarihli ve 1979/271 sayılı kararının dava ile bir ilgisi bulunmadığından, ... tarafından açılmış başkaca dava bulunup bulunmadığının araştırılması (bahsi geçen davanın 1979/271 Esas olmayıp 1979/271 karar sayılı dosya olabileceğinin değerlendirilmesi), Orman İdaresi tarafından, dava konusu alanda 1968 yılında yapılan orman kadastrosunda 18 no.lu iç parsel olarak orman dışında bırakılan alanlara ilişkin olarak ... aleyhine açılmış bir dava bulunup bulunmadığının araştırılması, bu şekilde davacılar tarafından dayanılan tapu kaydının dava konusu alana uyup uymadığının, uyuyor ise hukuki değerini devam ettirip ettirmediğinin tespit edilmesi, mahallinde, konusunda uzman bilirkişiler, mahalli bilirkişiler ve tanıklar refakatinde yapılacak keşif ile 1968 yılında yapılan orman tahdidi, 1981 yılında yapılan aplikasyon ve 2. madde uygulaması, 2007 yılında yapılan tesis kadastrosu işlemi, 2010 yılında yapılan 41. maddeye göre düzeltme işlemi, 2011 yılında yapılan kullanım kadastro işlemlerinin aynı rapor üzerinde denetime elverişli olacak şekilde çakıştırmalarının yapılması, karar gerekçesinde yer verilen, 3402 sayılı Kanun uygulamasında orman sınırları dışına çıkarılan 2. madde sahasına ait sınırın zemine aplikesi sırasında ne şekilde yanlışlık yapıldığı, 2. madde ile ilgisi olmayan hangi orman sahalarının 2. madde kapsamında gösterildiği, kullanım kadastrosu sırasında 41. madde uygulaması ile 2. madde sınırının orman aleyhine genişletildiği belirtilen alanların hangi alanlar olduğu, 2. madde parsel sınırlarına bitişik, ancak sınır dışındaki orman sahası içinde sonradan ormandan açılıp zeytinlik hale getirilen ve 41. madde uygulaması ile 2. madde parsel sahasına dahil edilen yerlerin nereler olduğunun gösterilmesi, tüm bu deliller toplandıktan sonra, Orman İdaresi tarafından 1744 sayılı Kanun'un 2.maddesi uyarınca yapılan işlemlere karşı açılmış bir dava bulunmadığına ve 2. madde uygulaması kesinleştiğine göre 41. madde ile orman dışındaki alanların orman sınırı içine alınamayacağı, kesinleşmiş 2. madde kapsamında olmayan alanlarda kullanım kadastrosu yapılamayacağı hususlarının da gözönünde bulundurulması ve ondan sonra toplanmış ve toplanacak delillere göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Davalı Hazine vekili, davacı ... İdaresi vekili, davacı/mirasçı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz eden ...'a iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
13.5.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.