Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/6334 K.2025/3473
8. Hukuk Dairesi 2024/6334 E. , 2025/3473 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1892 E., 2024/1020 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Düzce 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/657 E., 2021/337 K.
Taraflar arasındaki davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun reddi ile kararın kaldırılarak yeniden hüküm kurmak suretiyle dava konusu 125 ada 4 parsel yönünden davanın usulden reddine, diğer dava konusu taşınmazlar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava konusu köyünde kain 125 ada 1 parsel sayılı taşınmaz beyanlar hanesine, "6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılmıştır. İşbu taşınmaz 2010 yılından beri ...................... tarafından fındık bahçesi olarak kullanılmaktadır.'' şerhiyle ve tarla niteliğiyle 837,42 metrekare yüzölçümlü olarak Hazine adına, 125 ada 2 parsel sayılı taşınmaz beyanlar hanesine, " 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılmıştır.İş bu taşınmaz 1990 yılından beri ......... oğlu ... tarafından fındık bahçesi olarak kullanılmaktadır." şerhiyle ve tarla niteliğiyle 2.001,22 metrekare yüzölçümlü olarak Hazine adına, 125 ada 3 parsel sayılı taşınmaz beyanlar hanesine, " 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılmıştır. İşbu taşınmaz 1973 yılından beri ... kızı ... tarafından fındık bahçesi olarak kullanılmaktadır.'' şerhiyle ve tarla niteliğiyle 2.849,76 metrekare yüzölçümlü olarak Hazine adına, 125 ada 4 parsel sayılı taşınmaz beyanlar hanesine, " 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılmıştır.İşbu taşınmaz 2009 yılından beri ...............l oğlu ... tarafından fındık bahçesi olarak kullanılmaktadır.'' şerhiyle ve tarla niteliğiyle 2.768,23 metrekare yüzölçümlü olarak Hazine adına, 125 ada 5 parsel sayılı taşınmaz beyanlar hanesine," 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılmıştır.İşbu taşınmaz 1985 yılından beri ... kızı ... tarafından fındık bahçesi olarak kullanılmaktadır.'' şerhiyle ve tarla niteliğiyle 2.035,20 metrekare yüzölçümlü olarak Hazine adına,125 ada 7 parsel sayılı taşınmaz beyanlar hanesine," 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılmıştır.İşbu taşınmaz 1980 yılından beri ... oğlu ... tarafından fındık bahçesi olarak kullanılmaktadır.'' şerhiyle ve tarla niteliğiyle 2.351,14 metrekare yüzölçümlü olarak Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ...................köyünde kain 125 ada 1, 2, 3, 4, 5 ve 7 parsel sayılı taşınmazların 2/B arazisi vasfıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığını, taşınmazlarda davacılara miras hakları oranında 2.140 m² alanın bırakıldığını ancak kadastro tespitlerinde miras haklarına uyar şekilde davacılar adına tespit yapılmadığını ileri sürerek, davacıların miras payları oranında 2/B kadastro tutanağının beyanları hanesindeki hak sahipliği ve zilyetlik şerhlerinin ve tespitlerinin iptali ile davacıların miras payı oranında çekişme konusu taşınmazlarda hak sahibi olduğunun kadastro tutanağının beyanlar hanesinde ve tapu kütüğünün beyanlar hanesinde şerhini talep etmiştir.
Yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince; " .... kullanım kadastrosu sırasında beyanlar hanesinde kullanıcı olarak gösterilmede belirleyici kıstas mirasçılık sıfatı değil, fiili kullanım durumudur. Davacılar, davalıların kardeşi ...............ın çocukları olup, mahalli tanıkların beyanından da anlaşıldığı üzere, davacılar dava konusu taşınmazların olduğu köyde yaşamamış, annelerinin evlendikten sonra yerleştiği Bolu'da büyüdükleri anlaşılmıştır. Her ne kadar, davacı tanığı ..., eşinin dayısının taşınmazdaki fındığı kendi adlarına (davacılar) topladığı beyanıyla bir nevi hukuki zilyedlik sorunsalı doğmuş ise de, kanunda açıkça fiili kullanıma önem verileceği belirtilmiştir. Kaldı ki, bu tanığın beyanı ile diğer davacı tanığının beyanları arasında da çelişki oluşmuştur. Davacı ...'nin eşi tanık .............., 2017 yılında fındık topladıklarını beyan etse de diğer tanık kendilerini fındık toplarken hiç görmediğini beyan etmiştir. Bu köyde yaşayan tanık ..........'in taşınmazda fındık toplayan diğer kişilerden haberdar olmasına rağmen davacılardan haberdar olmaması, beyanları bütün olarak ele alındığında, pek olası görülmemiştir. Ayrıca, kadastro çalışmalarının yılı itibariyle de davacıların fiili kullanım iddiası ikna edici bulunmamıştır.
Yargılama giderleri bakımından; dava nitelik olarak tapu iptali davası olmayıp, tespit davası niteliğinde olduğundan, nisbi oran üzerinden harç ikmaline gerek görülmemiş vekalet ücreti de ona göre karara bağlanmıştır.
Sonuç olarak, davacıların taleplerini fiili kullanıma değil mirasçılık hakkına dayandırmaları, 3402 sayılı Kadastro Kanununa 5831 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi ile eklenen Ek-4. maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmalarında dikkate alınacak hususun mirasçılık değil fiili kullanım durumu olması, davacıların taşınmazları fiilen kullandıklarını ispat edememeleri ..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince; ‘’...Dava, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'na 5831 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi ile eklenen Ek-4. maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışması sonucunda düzenlenen kadastro tutanağının beyanlar hanesindeki kullanım şerhinin düzeltilmesine yönelik olarak açılmıştır.
1- Dava konusu 125 ada 4 parsel yönünden yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
Davacılar vekili dava dilekçelerinde dava konusu taşınmazın muris ...'dan geldiğinden müvekkillerinin miras payı oranında tescil istemiyle dava açmışlardır. Bu hale ve iddianın ileri sürülüş biçimine ve davacı tarafların özellikle dava konusu çekişmeli taşınmazın miras bırakan ...'den gelip paylaşılmadığını ileri sürmesine göre davacıların miras hakkına dayalı olarak elde ki davayı açtığı ve muris ...'un ölüm tarihi itibariyle terekesinin 4721 sayılı TMK'nın 701 ve 702. maddeleri gereğince elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi olduğu kuşkusuzdur. Somut olayda,125 ada 4 parsel sayılı taşınmazın şerh sahibi ..., babası .............hayatta olduğundan muris ... mirasçısı sıfatı bulunmayıp bir başka ifade ile murisin terekesine karşı 3. kişi durumundadırlar. Muris ...’un terekesi elbirliği hükümlerine tabi olduğu kuşkusuzdur. Bu mülkiyet şeklinde mirasçıların belirlenmiş payları olmayıp hakları terekenin tamamını kapsamaktadır. Terekeye dahil bir taşınmaz için bir mirasçı diğer mirasçılar aleyhine tek başına miras payı oranında adına şerhin düzeltilmesi istemi ile dava açabilir ise de aynı taleple 3. kişiye karşı açılan davanın dinlenme olanağı bulunmamaktadır. Miras payının adına tescili istemiyle dava açamaz. Hal böyle olunca davanın, dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken esastan reddine karar verilmesi doğru değil ise de bu hususa riayet edilmeyerek kamu düzenine aykırı hareket edilmiştir. 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesinin birinci fıkrası ikinci cümlesi gereğince kamu düzenine aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesi tarafından resen gözetilmesi gerektiği dikkate alındığında anılan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden,bu parsel yönnüden istinaf talebinin reddine; 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince hükmün düzeltilerek yeniden karar verilmesi gerekmekle aşağıda belirtilen şekilde hüküm kurulmuştur.
2-Diğer parseller yönünden yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
İncelenen dosya kapsamına, yapılan keşif,keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ile duruşmada dinlenen davacı tanıkları ile sabit olduğu üzere dava konusu parsellerin davacı ile davalıların ortak murisi ...'dan geldiği, özellikle davacı tanıkların beyanlarına göre muris ... öldükten sonra mirasçılarının yerleri taksim ettiği, bu taksim doğrultusunda davacının kullandığı yer olduğu, davacı tarafından taksim sonucu kendisine düşen taşınmaz yönünden dava açmadığı gibi kendisine düşen taşınmazın kullanımının imkansız olduğuna dair herhangi bir delil sunmadığı, taraflar arasında taksimin bozulduğuna dair bir delil olmadığı, taksim sonucunda eşit yüzölçümde ve eşit verimlilikte taşınmaz isabet etmesinin paylaşmanın koşulu olmadığı, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. ve 15.maddeleri ile 6100 sayılı HMK'nın taleple bağlılık ilkesi başlıklı 26/(1) maddesine göre davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanlış gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru değil ise de bu hususa riayet edilmeyerek kamu düzenine aykırı hareket edilmiştir. 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesinin birinci fıkrası ikinci cümlesi gereğince kamu düzenine aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesi tarafından resen gözetilmesi gerektiği dikkate alındığında anılan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediği..." belirtilerek davacılar vekilinin istinaf başvurusunun reddi ile hükmün kaldırılarak, yeniden hüküm kurmak suretiyle, çekişme konusu 125 ada 4 parsel yönünden dava şartı yokluğundan usulden reddine, diğer dava konusu parseller yönünden ise davanın reddine karar verilmiş ve işbu karar, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin temyiz edenden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.