Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/2674 K.2025/3465

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2023/2674 📋 K. 2025/3465 📅 06.05.2025

8. Hukuk Dairesi         2023/2674 E.  ,  2025/3465 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2021/12 E., 2023/14 K.
Taraflar arasındaki kadastro (tespite itiraza ilişkin) davasından dolayı bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine özetle; .............................köyünde kain 148 ada 954 parsel sayılı taşınmazın davalı adına yazıldığını, ancak dava konusu taşınmazın meraya sınır teşkil ettiğini, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 16 ve 18. maddeleri gereğince mera olduğunu ileri sürerek çekişme konusu taşınmazın mera özel siciline tesciline karar verilmesi talep etmiştir.
Davalı ... özetle; dava konusu taşınmazı otuz yıla aşkın zamandır tasarrufunda olduğunu, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Yapılan yargılama sonucunda; Digor Kadastro Mahkemesinin 01.02.2008 tarihli ve 2006/57 Esas, 2008/7 Karar sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, verilen hüküm davacı Hazine vekili ve davalı ... tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 19.12.2008 tarihli ve 2008/3203 Esas, 2008/5494 Karar sayılı kararıyla; yetersiz araştırmayla hüküm kurulamayacağı gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; Kars Kadastro Mahkemesinin 2013/57 Esas, 2017/15 Karar sayılı kararıyla; çekişmeli 148 ada 954 parsel sayılı taşınmazın 10.11.2016 tarihli bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 7.800,00 m² yüzölçümündeki kısmının miras payları oranında tespit maliki ... mirasçıları adına tapuya kayıt ve tesciline, taşınmazın geriye kalan ve (B) harfi ile gösterilen 4.806,36 m² yüzölçümündeki kısmının ise mera vasfıyla sınırlandırılarak özel siciline yazılmasına karar verilmiş; verilen hüküm davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 28.01.2021 tarihli ve 2017/2957 Esas, 2021/399 Karar sayılı kararıyla; bozma ilamının gereklerinin yerine getirilmediği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; "....... 10.08.1966 tarihli ve 32 sıra no.lu tapu kaydının dayanağı olan Asliye Hukuk Mahkemesinin 1958/20 Esas no.lu krokisi Kadastro Mahkemesinin 2006/57 Esas ve 2013/57 Esas no.lu dosyalarında bilirkişilerin beyanlarına göre uygulandığı bu kere 2021/12 Esas sayılı dosyada arazide yapılan incelemede ve beyanlarda da 10.08.1966 tarihli ve 32 sıra no.lu tapu kaydının 954 no.lu parselin (A) ile gösterilen kısma uyduğu tespit edilmiştir. 2006/57 Esas ve 2013/57 Esas sayılı dosyada uygulanan tapu kaydında herhangi bir çelişki olamadığı, tapu kaydında malik ismi olarak ...................tarlası ve .................tarlası okunan sınırları raporda resimlerde ve haritalarla izah edildiği üzere aynı şahıslar olduğu ilk tesis kadastrosu çalışmalarında ...'in tarlasının yeğeni...'e yazıldığı, ..................'ün tespit tutanağında yapılan incelemede ..............doğumlu olduğu ve ... ..................'ün yeğeni olduğu, tapu kaydı krokisinin 1958 yılına dayandığı o yıllarda bir bütün olarak tüm bu taşınmazlar (954,955 ve 956) krokide bu şekilde yazılmış olabileceği daha sonradanda taksim yapılmış olabileceği kanaatine varılmış, 148 ada 954 no.lu parsel ile 148 ada 955 no.lu parsel arasındaki sınırın gerek arazideki incelemelerimiz gerekse de 1989 tarihli hava fotoğrafına göre yapılan değerlendirmede belirgin olduğunu tespit edilmiş, taşlık, taşlık sırt ve kayalık kır okunan kısımların fiili zeminde mevcut olduğu ve raporda resimler ile pekiştirilmiş halde gösterilmiştir. Tapu kaydı sınırları itibari ile 148 ada 954 no.lu parselin (A) ile gösterilen kısmını kapsadığı ve uyduğu anlaşılmış olup 148 ada 954 no.lu parselde krokide (A) harfi ile gösterilen kısmın 148 ada 955 no.lu parsel ile ortak sınırının hava fotoğraflarında da görüldüğü üzere sabit sınır olduğu ve zilyetlikle iktisabının mümkün ve tarla vasfında olduğu ..." gerekçesiyle hüküm davanın reddi şeklinde yazılmış ancak hükmün 1. ve 2. maddelerinde 23.06.2022 tarihli bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 7.800,00 m²'lik kısmın, ... mirasçıları adına iştirak halinde mülkiyet hükümlerine göre tarla vasfıyla tesciline, bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 4.806,36 m²lik kısmın 148 adada son parsel numarası verilmek suretiyle mera vasfı ile özel siciline kaydına karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3. maddesinin 2. fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin 2. fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verildiği ve bu yönde hüküm kurulmasına rağmen hükmün 1. bendinde davanın reddi şeklinde yazılmış olması doğru olmayıp, bu durum bozmayı gerektirmekte ise de bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesinin 2. fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Kanun'un 438. maddesinin 7. fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle; sair temyiz isteminin REDDİNE,
Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle; İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 1. bendinde yer alan "açılan davanın reddi ile" ibaresinin çıkartılarak yerine "davanın kısmen kabulü ve kısmen reddi ile" şeklinde yazılmak suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının DÜZELTİLMİŞ ŞEKLİ İLE ONANMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,06.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.