Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2025/1348 K.2025/3438
8. Hukuk Dairesi 2025/1348 E. , 2025/3438 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1755 E., 2024/2361 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 9. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/356 E., 2024/161 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kullanım kadastrosu sonucunda, .................... Mahallesi çalışma alanında bulunan 217 ada 23 parsel sayılı 232,76 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, bahçe ve üzerindeki kargir binanın 1993 yılından beri ...'ın kullanımında olduğu şerhi yazılarak, bahçe vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edildikten sonra, 20.11.2014 tarihinde davalı ... adına 6292 sayılı Orman köylülerinin kalkınmalarının desteklenmesi ve Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin değerlendirilmesi ile Hazineye ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 sayılı Kanun) gereğince satış işleminden dolayı tapuda kayden intikal ettirilmiş, 03.10.2019 tarihinde satış suretiyle davalı ... adına, bilahare ise 06.10.2020 tarihinde satış suretiyle davalı ... adına tapuya tescil edilmiştir.
2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, çekişmeli taşınmazın 35,082 m² hissesini ve taşınmaz üzerinde bulunan binadaki 4 numaralı bağımsız bölümü (hisseye tekabül bağımsız bölüm) 28.06.2013 tarihinde davalı ...'dan satın aldığını ve bu tarihten beri malik sıfatıyla kullandığını, satın alma tarihinde taşınmazın tapuya kayıtlı olmaması nedeniyle devir işlemini tapuda yapamadıklarını, buna rağmen davalı ...'ın, dava konusu taşınmazı 2014 tarihinde 6292 sayılı Kanun uyarınca Hazineden gerçek dışı beyanda bulunarak tek başına zilyet olduğu iddiasıyla kendi adına tapuya tescil ettirdiğini, davalı ...'ın bağımsız bölüm maliklerinin bilgisi ve rızası olmadan taşınmazın tamamının mülkiyetini hiç bir bedel almadan 03.10.2019 tarihli satış işlemi ile davalı ...'e, onun da 06.10.2020 tarihli satış işlemi ile diğer davalı ...'na devrettiğini, davalılar arasında gerçek bir satış iradesinin bulunmadığını, işlemlerin muvazaalı ve taşınmazın tescilinin yolsuz olduğunu ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile müvekkilinin zilyetliği ve mülkiyetindeki bağımsız bölüm için taşınmazın 35,082 m² hissesinin müvekkili adına tesciline, olmadığı taktirde taşınmazın hüküm tarihinde tespit edilecek değerinin dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini istemiştir.
II. CEVAP
1. Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, 2014 yılından bu yana davalı ...'ın tek başına malik olduğunu bilen davacı yanın yolsuz olduğunu iddia ettiği bu tescile yönelik hiçbir hukuki işlem başlatmadığını, davacıdan evvel davalı ...'ın diğer davalılara karşı hata ve hileye dayalı tapu iptali ve tescil davası açtığını, İstanbul Anadolu 24. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/56 Esas ve 2023/280 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiğini, bu davada müvekkillerine yapılan satışların gerçek satış olduğunun ve muvazaalı olmadığının ispat edildiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; çekişmeli taşınmazın mülkiyetinin 30.05.2023 tarihinde 6292 sayılı Kanun uyarınca müvekkili adına tapuya tescil edildikten sonra davanın açıldığını, bu kapsamındaki işlemlere karşı açılacak davaların idari yargıda görülmesi gerektiğini, davacı tarafça kadastro çalışmalarına askı ilanı süresinde itiraz edilmediğini ileri sürerek, öncelikle davanın ön şart yokluğu nedeniyle usulden reddine, taşınmazın tapu kayıt maliki olmayan müvekkili yönünden husumet yokluğundan reddine, aksi durumda esastan reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "tapu kaydının dayanağı olan idari işlem iptal edilmeden tapu iptali ve tescil davasının dinlenme olanağının bulunmadığı, idarî işlemlerin iptali taleplerinin idarî yargıda görüldüğünü, Hazine tarafından 6292 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan satış işleminin idari işlem niteliğinde olduğu, idari işlemin idari yargı yerinde iptal edilmediği, tapu kaydının dayanağı olan idari işlemin hukuki geçerliliğini koruduğu" gerekçesiyle davanın ön şart yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "çekişmeli taşınmaz 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olup, Hazine adına tespit ve tescil edildikten sonra 20.11.2014 tarihinde 6292 sayılı Kanun gereğince ...'a satışının yapıldığı ve adına tescil edildiği, 03.10.2019 tarihli satış işlemi ile ..., 06.10.2020 tarihli satış işlemi ile de ...'na devredildiği ve halen ... adına kayıtlı olduğu; kullanım kadastrosu kesinleşerek tapuya tescil edilen taşınmazın Hazinenin mülkiyetinden çıkıp 3. şahıs adına tapuya tescil edildikten sonra tapu iptaline yönelik davanın dinlenme olanağının bulunmadığı, davacının eldeki davayı 6292 sayılı Kanun uyarınca yapılan satış işleminden sonra açtığına, davalıya ait tapu kaydının idarece yapılan satış işlemi neticesinde oluştuğuna, dayanak satış işlemi iptal edilmedikçe tapu kaydının iptali, tescil ve ayın yerine tazmin istemli dava açılamayacağına göre, mahkemece davanın usulden reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı" belirtilerek, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kararın kanuna aykırı olduğunu, çekişmeli taşınmazın 35,082 m² hissesini ve taşınmaz üzerinde bulunan binadaki 4 numaralı bağımsız bölümü (hisseye tekabül bağımsız bölüm) müvekkilinin davalı ...'dan satın aldığını ve satın aldığı tarihten beri malik sıfatıyla zilyet olduğunu, taşınmazın 6292 sayılı Kanun kapsamında davalı ... adına tescil edilmiş olmasının kanunun amacına aykırı olduğunu, uyuşmazlığın adli yargıda çözülmesi gerektiğini, davanın terditli olduğunu ve diğer talepleri olan sebepsiz zenginleşme hususunda değerlendirme yapılmadığını beyan ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 6292 sayılı Kanun gereğince davalılar adına yapılan satış sonucu oluşan tapu kaydının iptalinin istenilip istenilemeyeceği hususuna ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Davacıdan alınan 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.