Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/6845 K.2025/3436

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/6845 📋 K. 2025/3436 📅 06.05.2025

8. Hukuk Dairesi         2024/6845 E.  ,  2025/3436 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1229 E., 2024/1527 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Sinop 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/207 E., 2024/398 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili ve vekalet ücretine yönelik olarak davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda,...köyü çalışma alanında ve tapuda davacılar ... ile ... ve müşterekleri adına kayıtlı bulunan eski 375 parsel sayılı ve 5.730,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 200 ada 9 parsel numarasıyla ve 5.009,12 metrekare yüzölçümlü olarak; davalı Hazine adına tapuda kayıtlı bulunan eski 368 parsel sayılı ve 1.790,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise 200 ada 10 parsel numarasıyla ve 1.973,59 metrekare yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir.
2. Davacılar ... ve ... vekili dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında müvekkillerine ait taşınmazın yüzölçümünün eksildiğini ve sınırının yanlış belirlendiğini, eksikliğin davalı Hazineye ait taşınmazdan kaynaklandığını ileri sürerek, dava açmıştır.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davacılara ait taşınmazda tüm paydaşların hukukunu etkileyeceğinden davanın bütün paydaşlar tarafından birlikte açılması veya davaya paydaşların tamamının katılımının sağlanması suretiyle devam edilmesi gerektiğini, Mahkemece bu hususa riayet edilmediğini ve aktif dava ehliyetindeki bu eksikliğin gözden kaçırıldığını, dava konusu taşınmazın yüzölçümünde meydana gelen azalmanın müvekkili İdareye ait taşınmazdan kaynaklanıp kaynaklanmadığının mahallinde icra edilecek keşif sonucunda ortaya çıkacağını, kadastro müdürlüğü tarafından yapılan sınırlandırma işleminin mevzuat çerçevesinde gerçekleştirildiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla;"dava konusu taşınmazların yenileme kadastrosunda tespit edilen ihtilaf konusu sınırlarının hatalı olduğu ve doğru sınırların keşif sırasında zeminde ölçümü yapılan sınırlara göre tescil edildiği" gerekçesiyle davanın kabulüne, 08.01.2024 havale tarihli bilirkişi raporunda çekişmeli 200 ada 10 parsel sayılı taşınmazın (A) harfi ile gösterilen 281,38 metrekarelik yüzölçümündeki bölümünün bu parselden ifrazı ile 200 ada 9 parsel sayılı taşınmaza eklenmek suretiyle 200 ada 9 parsel sayılı taşınmazın 5.675,36 metrekare yüzölçümlü olarak, 200 ada 10 parsel sayılı taşınmazın ise 1.692,21 metrekare yüzölçümlü olarak tapuya kayıt ve tescillerine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili ve vekalet ücretine yönelik olarak davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, çekişmeli taşınmazlara yönelik tesis kadastro tespitinin 1959 yılında yapılmasına, taşınmazların tesis kadastro tespit tarihine en yakın 1954 yılına ait hava fotoğrafının incelenmesinde, çekişme konusu caminin davacılara ait 200 ada 9 parsel üzerinde mevcut olmadığı, caminin tesis kadastrosu sonrası olan 1968 yılına ait hava fotoğraflarında gözüktüğü, tesis kadastrosuna en yakın tarihli hava fotoğrafıyla, uygulama kadastrosu tespitlerinin örtüşmediği, uygulama kadastrosundaki sınırların hatalı olarak tespit edildikleri anlaşılmakla, dava konusu taşınmazların müşterek sınırlarının tesis kadastrosu paftasındaki sınırlandırmaları esas alınarak zeminde yapılan ölçümlere göre tescil edilmesinin gerektiğinin teknik bilirkişi raporu ile belirlenmesine göre, ayrıca davacılar vekilinin vekalet ücretinin nisbi hesaplanmasına yönelik talebinin dosyanın mülkiyete yönelik olmayıp, uygulama kadastrosuna itiraz mahiyetinde olması nazara alınarak maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde olması dikkate alınarak mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı" belirtilerek, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; davanın uygulama kadastrosu tespitine itiraz yani tapu iptali ve tescil davası olduğunu ve bu davalarda lehlerine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken hatalı değerlendirmeyle maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka ve kanuna aykırı olduğunu beyan ederek vekalet ücreti yönünden Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; aktif dava ehliyetindeki eksikliğin gözden kaçırıldığını, mevcut sınırlarının değişmemiş ve fiili kullanıma uygun olduğunu, eski yüzölçümü ile aradaki miktar farkının kadastro sırasındaki ölçü ve hesaplama yöntemleri ve teknolojik farklılığından kaynaklandığını, Kadastro Müdürlüğü tarafından yapılan sınırlandırma işleminin mevzuat çerçevesinde gerçekleştirildiğini beyan ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve Kanuna uygun olup davacılar vekili ve davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.