Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/5111 K.2025/3432
8. Hukuk Dairesi 2024/5111 E. , 2025/3432 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/210 E., 2024/201 K.
KARAR : Davanın kabulüne
Taraflar arasındaki 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 41 inci maddesi uyarınca yapılan düzeltme işleminin iptali davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalılar vekili ve vekalet ücretine yönelik olarak davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2004 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, komşu 2034 parsel sayılı taşınmaz ile arasında sınırlandırma hatası yapıldığını ve kadastro sırasında müvekkiline ait taşınmazın bir bölümünün davalılara ait taşınmaz içerisinde tespit ve tescil edildiğini ileri sürerek, çekişmeli taşınmazın bir bölümünün tapu kaydının iptali ve müvekkili adına tescilini istemiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; hak düşürücü sürenin geçtiğini, 3402 sayılı Kanunda öngörülen işlem basamakları yerine getirilmeden davanın doğrudan açılmış olması nedeniyle davanın usulden, aksi durumda esastan reddine karar verilmesini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince verilen davanın yargı yeri yönünden reddine dair karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, bozma ilamında özetle; "davanın, 3402 sayılı Kanun'un 41. maddesi uyarınca yapılan teknik hataların düzeltilmesi istemine ilişkin olduğu, somut olayda; davacı tarafın, çekişmeli 2004 ve 2034 parsel sayılı taşınmazların yüzölçümlerinin düzeltilmesine ilişkin talebinin Samsun Kadastro Müdürlüğü'nün 10.12.2013 tarihli kararı ile reddine karar verildiği ve davanın da redde ilişkin bu karara karşı açıldığı, bu tür davalarda görevli mahkemenin, Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu belirtilerek; Mahkemece işin esasına girilerek, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda araştırma yapılıp sonucuna göre karar verilmesi
" gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "10.06.2022 tarihli bilirkişi raporunda; dava konusu...köyü 2004 nolu parselin ilk tesis kadastrosunda 1053 nolu parsel olarak sınırlandırıldığı ve 2034 nolu parselin de 1139 nolu parsel olarak sınırlandırıldığı, 1964 yılında kıymetlendirilmesinin yapıldığı, kıymetlendirilmesi yapılan pafta ozaliti üzerinden 31.08.1968 yılında bilirkişilerin gösterimleri neticesinde Kadastro teknisyenleri tarafından sınırlandırma krokisinin tanzim edildiği ve buna göre tanzim edilen 1053 ve 1139 nolu parsellerin sınırlandırma krokisinin incelenmesinde; 1964 tarihli f37 a 20 b nolu paftada mevcut olan 1053 ve 1139 nolu parseller arasındaki sınırın iptal işareti ile iptal edildiği ve yeni sınırın yolu takiben 1060 ve 1101 nolu parsellerin kuzey batı hududunun sabit nokta alındığı, buradan itibaren çekilen cephelerle en son 1053 ve 1139 nolu parsellerin güney batısındaki sınır noktasının kesinleştirildiği ve diğer güneydeki hududun 1039, 1040 ve 1053 nolu parsellerin ortak noktası olan kırıktan iptal işareti koyulan sınır doğrultusunda 15,00 metrelik bir cephe çekimi neticesinde oluşturulduğu, yapılan ölçüm çalışmalarının bilirkişilerin gösterimleri neticesinde yapıldığına dair onaylanan sınırlandırılma krokisi olarak kullanılan ozalit paftanın arkasında imza altına alındığı, mevcut olan sınırın 1964 yılında fotoğrametri dairesi tarafından değerlendirilmesi yapılan paftadaki sınır olup, ilk tesis kadastrosu esnasında zeminde ölçüm neticesinde iptal edilen sınır olduğu ve zeminde yersel metotlarla yapılan ölçü neticesindeki sınırın kesin sınır olarak sınırlandırıp kesinleştirildiği, ancak zeminde yapılan keşif esnasında mahalli bilirkişilerin beyanına göre zeminde mevcut bu sınırın eskiden beri son 1-2 yıla kadar bu şekilde kullanılageldiği belirtildiğinden, dava konusu 102 ada 17 ve 24 nolu parsellerin ilk tesis kadastro çalışmalarında eski tarihli hava fotoğrafı ve 1964 yılında kıymetlendirmesi yapılan fotogrametrik paftada mevcut olan ve iptal edilen sınırın davaya konu parsellerin arasındaki sınır kabul edildiği" gerekçesiyle davanın kabulüne, çekişmeli 102 ada 17 parsel sayılı taşınmazın 29.12.2022 tarihli bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 8.988,74 metrekarelik kısmının bu taşınmazdan çıkartılarak, 102 ada 24 parsel taşınmaza eklenmek suretiyle, 102 ada 17 parsel sayılı taşınmazın 60.388,24 metrekare yüzölçümlü olarak; 102 ada 24 parsel sayılı taşınmazın ise 17.996,64 metrekare yüzölçümlü olarak tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılar vekili ve vekalet ücretine yönelik olarak davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalılar vekili ve davacılar vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
S O N U Ç : Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin temyiz edenden alınmasına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
06.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.