Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/1577 K.2025/3375

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2023/1577 📋 K. 2025/3375 📅 05.05.2025

8. Hukuk Dairesi         2023/1577 E.  ,  2025/3375 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/126 E., 2022/282 K.
Taraflar arasındami tapusuz taşınmazın tescili istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... vekili dava dilekçesinde; ... Mahallesi ...mevkinde bulunan ...adına kayıtlı 209 parselin (yeni 150 ada 49 parsel) güney batı kısmında bulunan tescil harici taşınmaz üzerindeki yaklaşık 10 yaşlarındaki 500 adet limon ağacının sökülmesinin önlenmesine ve dava konusu taşınmazın en az 30 yıldır davacının mülkiyet ve tasarrufunda olduğunun tespiti ile taşınmazın iyi niyetli malik sıfatıyla zilyet olarak kullanıcısı davacı adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 08.12.2015 tarihli ve 2013/34 Esas, 2015/815 Karar sayılı kararıyla, "... dava konusu taşınmazın bulunduğu köyde orman kadastrosunun yapılmadığı, davacının taşınmazdaki zilyetliğinin yaklaşık 20-25 yıldır devam ettiği, ondan önce de babasının ve dedesinin kullanımında olduğu ..." gerekçesiyle verilen davanın kabulüne, 20.04.2015 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen bölümün davacı adına tesciline dair hüküm, davacı vekili tarafından vekalet ücreti ve yargılama giderlerine yönelik, davalı Hazine vekili ile Akdeniz Belediye Başkanlığı vekili tarafından esasa yönelik olarak temyiz edilmekle Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 30.09.2019 tarihli ve 2016/11226 Esas, 2019/5821 Karar sayılı ilamıyla; "... Mersin Büyükşehir Belediye Başkanlığının da kanuni hasım olarak davada yer alması gerektiği İlk Derece Mahkemesince hava fotoğrafları üzerinde yöntemine uygun şekilde inceleme yaptırılmadığı, Tarsus Orman İşletme Şefliği'nin 03.12.2014 tarihli yazısında çekişmeli bölümün 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 1. maddesine göre orman niteliği taşıdığı belirtilmesine rağmen yöntemince orman araştırması yapılmadığı, taşınmazın niteliğinin ne olduğu ve öncesinin imar - ihyayı gerektiren yerlerden olup olmadığı üzerinde durulmadığı, Akdeniz Kaymakamlığı tarafından davacı aleyhine verilen 17.12.2012 tarihli men kararının 26.12.2012 tarihinde infaz edilerek davacının taşınmazdan tahliye edilmesi gerekçeli kararda tartışılıp değerlendirilmediği açıklanarak, Kadastro Müdürlüğü'nden çekişmeli taşınmazın hangi tarihte ve hangi sebeple tescil harici bırakıldığı hususunın sorularak belirlenmesi, taşınmazın imar planı kapsamında olup olmadığının ve imar planı kapsamında ise imar planının onay ve kesinleşme tarihleri ilgili mercilerden sorularak saptanması ve çekişmeli taşınmazın bulunduğu alana ilişkin imar planının bir örneği dosya arasına konulması, imar planının dava tarihinden önce kesinleşmiş olması durumunda bu tarihten, aksi halde dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait stereoskopik hava fotoğraflarının en az üç adedi tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Komutanlığı'ndan getirtilmesi, dosya bu şekilde ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, fen bilirkişisi, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi ile 3 kişilik orman bilirkişi kurulu heyetinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı, imar - ihya ve zilyetlik hususlarının araştırılması çekişmeli taşınmazın imar planı kapsamında olduğunun anlaşılması halinde 3402 sayılı Kanun'un 17. maddesi göz önüne alınarak imar planına alınma tarihinden önce 3402 sayılı Kanun'un 14 ve 17. maddelerinde öngörülen koşulların davacı taraf yararına gerçekleşmiş olup olmadığının belirlenmesi, orman bilirkişi kurulundan, bölgede orman tahdidinin ne zaman yapılıp kesinleştiği, taşınmazın tahdit dışında bırakılıp bırakılmadığı, ormandan açılıp açılmadığı, orman sayılan yerlerden olup olmadığı hususunda ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınması, keşif sonucu elde edilen bilirkişinin rapor ve krokisine göre gerekli ilanların yöntemine uygun bir biçimde yapılması, yasal 3 aylık sürenin dolmasının beklenilmesi ve ilanın yapıldığı gazete ile ilan tutanaklarının dosya arasına konulması ve sonucuna göre karar verilmesi ..." gereğine değinilerek bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına yapılan yargılama sonunda; "... bilirkişi raporundan dava konusu taşınmazın 1956 ve 1978 tarihli hava fotoğrafarında tamamı üzerinde orman envanterine kayıtlı ağaçlar ile kaplı olduğu, 1985 tarihli hava fotoğrafında bir kısmının tarım arazisi, bir kısmının orman envanterine kayıtlı ağaçlar ile kaplı olduğu, 1992 tarihi hava fotoğrafında tamamının tarım arazisi olarak kullanıldığı, taşınmazın halen 2/B kapsamında orman sınırları dışına çıkarılmış olduğu, geçmişi orman arazisi olan dava konusu taşınmazın Türk Medeni Kanunu'nun 713. maddesi kapsamında davacı adına tescilinin talep edilemeyeceği, bu kapsamda davacının, davalı Hazine adına kayıtlı olan maliki olmadığı taşınmaza davalıların müdahalesinin önlenmesini de talep edemeyeceği ..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından, "taleplerinin dava tarihi itibariyle değerlendirilmediğini, dava sürecinde taşınmazın Hazine adına tescil edildiğini, bu nedenle davanın niteliğinin de değiştiği, tapu iptali ve tescil talebi olarak değerlendirilmesi gerektiği, taşınmaz üzerinde 500 adet limon ağacı olduğu, Akdeniz Kaymakamlığının davacı adına tesis ettiği müdahalenin meni kararından dolayı müdahalenin meni taleplerinin de bulunduğu, buna ilişkin karar verilmediği ve gerekçeli kararda tartışılmadığı bu haliyle kararın bozma ilamına aykırı olduğu, davacının taşınmazı yaklaşık 30 yıldan beri kullandığı" iddiasıyla temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, bu karar usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Şöyle ki; somut olayda, davacının tapusuz taşınmazın tescili olarak açmış olduğu davada, yargılama devam ederken dava konusu taşınmaz hakkında 16.06.2015 tarihinde kadastro tutanağı düzenlendiği, tespitin 29.07.2015 - 28.08.2015 tarihleri arasında ilan edildiği, eldeki yargılama devam ederken kadastro tutanağının 3402 sayılı Kanun'un 5. maddesi kapsamında Kadastro Mahkemesine gönderilmesi gerekirken kesinleştirildiği ve dava konusu taşınmazın 138 ada 138 parsel sayısı ile tapuya tescil edildiği anlaşılmakta olup İlk Derece Mahkemesince, söz konusu tescil hükmünün yok hükmünde olduğu gözetilerek, 3402 sayılı Kanun' un 27. maddesi uyarınca görevsizlik kararı verilmek suretiyle davanın Kadastro Mahkemesine aktarılması gerekirken, işin esası hakkında araştırma ve inceleme yapılıp yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi isabetsiz olduğundan, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına ve bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,
Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine,
Taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
05.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.