Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/1056 K.2025/3413
8. Hukuk Dairesi 2023/1056 E. , 2025/3413 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2017/12 E., 2021/35 K.
KARAR : Davanın kabulüne
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili ve davalı Kaş Belediye Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında dava konusu 172 ada 74 parsel havuzlu otel ve bahçe vasfıyla 968.45 metrekare yüzölçümü ile 04.12.2007 tarihinde davalı olarak tespit edilmiştir. Dava konusu 172 ada 82 parsel ise bahçe vasfıyla 113.48 metrekare yüzölçümü ile 04.12.2007 tarihinde davalı olarak tespit edilmiştir.
Davacı dava dilekçesinde özetle; irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak Medeni Kanunun 713. maddesine göre adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne, 1084 metrekare yüzölçümlü taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmişse de; karar tebliğ edilmeden önce, Kadastro Müdürlüğünün 11.12.2007 sayılı yazısıyla, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde kadastro çalışması yapıldığı ve taşınmaza 04.12.2007 tarihinde 172 ada 74 ve 82 parsel numarası ile tutanak düzenlendiğinin bildirilmesi üzerine, Mahkemece 24.12.2007 tarihli ek kararla davanın görev nedeniyle reddine karar verilmiş, ek karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 23.06.2009 gün ve 8660 Esas ve 10576 Karar sayılı ilamında özetle; tescil istemine ilişkin davanın kabulüne karar verildiği halde, sonradan taşınmazlara kadastro tespit tutanağı düzenlendiği farkedilerek ek kararla görevsizlik kararı verilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 24.12.2007 tarihli ek kararın kaldırılmasına, 22.09.2004 tarihli hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda görevsizlik kararı verilmiştir.
Kaş Kadastro Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne, 172 ada 74 parsel sayılı taşınmazın havuzlu otel ve bahçe niteliği ile (968,45 metrekare), 172 ada 82 parsel sayılı taşınmazın bahçe niteliği ile (113.48 metrekare) davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm taşınmazları davacıdan temlik alan ... vekili ile davalı ... ve Hazine vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2016/8278 Esas ve 2016/11754 Karar sayılı ilamıyla; "çekişmeli taşınmazların kadastro tespiti 2007 yılında yapılmış olup; her iki temlik de kadastro tespitinden sonra doğan hakka ilişkin olduğundan, 26/D. maddesine göre kadastro mahkemesindeki davaya müdahale olunamayacağı gibi, tapusuz taşınmaz olduğundan 26/3 ve 40. madde hükümlerinin de uygulanamayacağı, ancak temlik alanın genel mahkemede dava açma hakkının olduğu gözönünde bulundurularak mahkemece, temlik alanın karar başlığında gösterilmesi ve talebi bakımından görevsizlik kararı verilmesi gerekmektedir. Davalı ... ve Hazine vekilinin temyiz itirazları bakımından; mahkemece, çekişmeli taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğu ve kazandırıcı zamanaşımı yolu ile taşınmaz edinme koşullarının davacı yararına gerçekleştiği gerekçesiyle hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; bozma kararı öncesinde alınan bilirkişi raporları hükme esas alınmak suretiyle karar verilmiştir. Orman bilirkişi raporunda, taşınmazın 1942 yılında kesinleşen orman sınırı dışında kaldığı bildirilmiş ise de çekişmeli taşınmazları ilgilendiren 2094-2095-2096 numaralı OS noktaları ile kadastro paftasının çakıştırılarak, çekişmeli taşınmazlar ile komşularının birarada gösterildiği bir uygulama bulunmamaktadır. Bunun yanısıra davanın öncesi tescil davası olduğuna göre, zilyedlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı bilirkişi ve tanık sözleri yanında; resmi belge niteliğindeki memleket haritası ve hava fotoğraflarına göre belirlenmelidir ki bu şekilde bir araştırma da yapılmamıştır." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; harita bilirkişisi raporunda davaya konu taşınmazlardan kara yolları kamulaştırma hattına göre 172 ada 74 parselin yol kamulaştırma hattı dışında kaldığı, diğer 172 ada 82 parselin ise tamamının yol kamulaştırma hattı içinde kaldığını, ilk zilyetler ile ikinci zilyet olan davacı ... arasındaki devrin kadastro tespitinden önce olduğu, sonra ki devir ve son devrin ise kadastro tespitinden sonra olduğu noter devir senetlerinden anlaşıldığını, böylece taşınmazların zilyetlik süre silsilesinin kadastro tespitinden önce 20 yıllık olağanüstü zilyetlik sürecinden daha fazla bir süreyi eklemeli zilyetlik ile aştığını, taşınmazların ilk zilyetlerinin tarla ve zeytinlik olarak kullandığı ancak kadastro tespitinden önceki zilyet olan davacının dava konusu 172 ada 74 parselde ekonomik zilyetlik türünü değiştirdiği ve üzerine otel yaparak turizm amaçlı 2013 yılına kadar zilyetliğine devam ettiği, diğer dava konusu 172/82 parseli ise bahçe olarak kullanmaya 2013 yılına kadar devam ettiği, 2013 yılında kadastro tespitinden sonraki süreçte asli müdahale telep eden ...'ya zilyetliğini devrettiği anlaşılmış, dava konusu taşınmazların kadastrodan çok öncesine 1955 yıllardan 1992 yılları arasına kadar giden süreçte tarım toprağı olarak kullanıldığı ve üzerinde bulunan aşılı zeytin ağaçları ile ziraat raporundaki 1979 yılı hava fotoğrafı değerlendirmesi neticesinde tarımsal açıdan zilyetliğin sürdüğü, 1992 yılından sonra ise ekonomik anlamda zilyetliğin davacı tarafından değişime uğratılarak taşınmazın üzerine otel yapıldığı ve kalan kısmının bahçe olarak zilyetliğin sürdürüldüğü hem beyanlardan hem de harita bilirkişisi raporundan belirlenmiş, dava konusu taşınmazların kamuya ait yol olmadığı, davacının taşınmazları otel ve bahçe olarak kullandığı ve tespit tarihine kadar zilyetliğini sürdürdüğü anlaşılmış ekonomik anlamda değişen zilyetlik şeklinin bölgenin ekonomik yapısı ve taşınmazların durumu itibariyle taşınmaz kazanımına engel olmayacağı değerlendirilerek her ne kadar tespitten sonra taşınmazları noter aracılığıyla devir etmiş ise de tespit tarihine kadar olan mülkiyet hususunu karara bağlamak ve devir ettiği asli müdahale talep edenin hakları bakımından verilen görevsizlik kararı sonrası mülkiyet hususu mahkemesince tespit edileceği gerekçeleriyle davanın kabulüne, Antalya ili Kaş ilçesi Bezirgan köyü kördere mevkiinde bulunan 172 ada 74 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespit tutanağının iptali ile havuzlu otel ve bahçe niteliği ile 968,45 metrekare olarak, 172 ada 82 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespit tutanağının iptali ile bahçe niteliğinde 113.48 metrekare olarak davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, asli müdahillik talep eden ...'nın talebi hakkında görevsizlik karar verilmiştir. Karar davalı Hazine vekili ve davalı Kaş Belediye Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı Hazine vekili; verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğundan bahisle kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Kaş Belediye Başkanlığı vekili; taşınmazın kamu yolu olduğunu, özel mülkiyete konu olamayacağını ve imar ihya şartlarının da oluşmadığından bahisle kararın bozulmasını talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yukarıda yazılı şekilde karar verilmiş ise de; bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmediği gibi eksik araştırma ve inceleme yapılarak karar verilmiştir. Şöyle ki, dosya kapsamına göre dava konusu taşınmazların 1993 yılından itibaren otel, müştemilatı ve bahçesi olarak kullanıldığı anlaşılmakta olup, bu tarihten önce 3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun) ve 14 ve 17. maddesi anlamında ekonomik amaca uygun kullanım bulunup bulunmadığı ve zilyetlik koşullarının oluşup oluşmadığı hususunun araştırılması gerekmekte olup, ilk bozma ilamında da belirtildiği üzere bu yöndeki araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir.
Ayrıca dava konusu taşınmazın imar planı kapsamına alınıp alınmadığı araştırılmamıştır. Bu nedenle taşınmazın imar planı kapsamına alınıp alınmadığı, eğer alınmışsa söz konusu imar planının ne zaman onaylanıp kesinleştiği hususlarının da araştırılması gerekmektedir.
Hal böyle olunca, doğru sonuca ulaşılabilmesi için, Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilerek, taşınmazın bulunduğu köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle buradan elde edilen verilere göre 1993 yılından 15-20-25 yıl öncesine (bulunmadığı taktirde bulunan tüm hava fotoğrafları getirtilerek) ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden getirtilerek dosya arasına konulmalı, aynı tarihler arasında düzenlenen fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftalar, uydu fotoğrafları ile memleket haritaları ilgili kurumlardan celbedilmeli, dosya bu şekilde keşfe hazır hale getirildikten sonra mahallinde, elverdiğince yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan taşınmazın bulunduğu yerde yaşayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik mahalli bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile bir fen bilirkişisi, bir jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişi ve üç kişilik ziraatçi bilirkişi kurulu ile taşınmaz başında Mahkeme hakiminin gözlemi tutanağa geçirilmek suretiyle yeniden keşif yapılmalı ve kadastro tespitinden geriye doğru 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesindeki zilyetlikle kazanım şartları araştırılmalı, mahalli bilirkişi ve tanıklardan taşınmazların geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden kime ve nasıl intikal ettiği, kim tarafından, ne zamandan beri ve ne suretle kullanıldığı, taşınmazların sınırlarında geçmişten bugüne kadar herhangi bir değişiklik olup olmadığı, taşınmazların kullanımlarına ara verilip verilmediği, önceki niteliklerinin ne olduğu, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olmaları halinde imar ve ihyaya konu edilip edilmedikleri, edilmişlerse ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman tamamlandığı, sınırlarında dere, çay sınırı bulunan dava konusu taşınmazların dere/çayın taşkınına maruz kalıp kalmadığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; beyanlar arasında çelişki oluştuğu takdirde, gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkilerin giderilmesine çalışılmalı, mahalli bilirkişi ve tanıkların kayıtların uygulanması ve taşınmazların tasarrufu hususundaki beyanları komşu parsel tutanak ve dayanak kayıtlarıyla denetlenmeli; zilyetlik araştırmasında önceki keşiflerde alınan beyanlarından da yararlanılmalı; komşu parsellerin başka davanın konusu olduklarının anlaşılması halinde, ilgili dava dosyaları getirtilerek dava konusu taşınmazların niteliklerinin ve zilyetlik durumlarının değerlendirilmesi sırasında bu dosyalarda alınan beyan ve raporlar dikkate alınmalı, fen bilirkişisinden komşu taşınmazların varsa oluşumundaki dayanak kayıt ve belgeler uygulanmak suretiyle taşınmazın bulunduğu sınırları ne olarak okuduklarının belirlendiği, kroki üzerinde işaretlenmek suretiyle kaydın sınır denetiminin yapıldığı ve kaydın kapsamının kesin olarak gösterildiği, taşınmaz üzerinde tarafların kullanımındaki bölümlerin dikkate alındığı; dava konusu taşınmazın geçmişteki ve kadastro sınırlarındaki değişmelerini irdeleyen, taşınmazın sınırında ve üzerinde kalan dere, yol vs. sınırlarını gösteren, somut bulgulara ve bilimsel esaslara dayanan, keşfi izlemeye elverişli ayrıntılı rapor ve harita/kroki hazırlaması istenilmeli; ziraatçi bilirkişi kurulundan, taşınmazın tamamının veya bir kısmının zilyetlikle iktisap edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğinin ne olduğunu açıklayan, zilyetliğin sürdürülüş şeklini ve süresini somut verilerle ortaya koyan, taşınmazın komşu parsellerle karşılaştırmalı biçimde toprak yapısını, eğimini, bitki desenini açıklayan, önceki keşiflerde alınan ziraatçi bilirkişi raporlarının da değerlendirildiği ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, ayrıca taşınmazın komşu parsellerle arasındaki sınırları gösterir şekilde, mümkün olduğunca farklı yön, açı ve yükseklikten fotoğrafları çektirilerek, fotoğrafların taşınmazın hangi kısmına ait olduğunun açıklanması ve fen bilirkişisinin yardımı ile çekişmeli taşınmaza komşu parsellerin sınırlarının fotoğraflar üzerinde gösterilmesinin istenmeli, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiye, hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelenmesi suretiyle, taşınmazın sınırlarını ve niteliğini, öncesinin ne olduğunu, arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını, imar-ihyaya konu edilip edilmediğini, imar-ihyası tamamlanmış ise tamamlandığı tarih ile üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir şekilde rapor düzenlenmesi istenmelidir. Bu şekilde 1993 yılına kadar davacılar yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı kesin olarak belirlenmek suretiyle ve 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, aynı çalışma alanında, zilyetlik yoluyla belgesizden, sulu arazide 40, kuru arazide ise 100 dönüm taşınmaz edinilebileceği hususlarının da üzerinde durularak ve tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece yukarıda detaylı şekilde açıklanan çerçevede araştırma ve inceleme yapılıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, bu hususlar gözetilmeksizin eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
05.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.