Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/597 K.2025/3268
8. Hukuk Dairesi 2024/597 E. , 2025/3268 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/961 E., 2023/1001 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2022/127 E., 2023/53 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili 25.01.2021 tarihli dava dilekçesi ile; dava konusu Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi 3402 sayılı Kadastro Kanununun Geçici 8. maddesi kapsamında çalışma yapıldığını, yapılan çalışmada dava konusu 282 ada 40 parselin tarla vasfı ile Hazine adına tespit gördüğünü, davacının babası ...'nın dava konusu parsel ile birlikte komşu parselleri kapsayan alanın tamamını yaklaşık 1950-1960 yılından vefat ettiği 1995 yılına kadar sahiplenerek tarımsal faaliyete uygun hale getirmek için çaba sarf ettiğini, ailesiyle birlikte arpa buğday yetiştirdiğini, davacının babasının vefatı ile birlikte mirasçılar arasında yapılan taksim sonucunda dava konusu parselin davacı tarafından miras olarak iktisap ettiğini, 1995 yılından bugüne kadar tarımsal faaliyete devam ettiğini, bu nedenle dava konusu taşınmazın tespitinin iptal edilerek davacı adına tespit ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı sonrası, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "Mahkemece imar ihyanın tamamlandığı tarih ile tespit tarihi arasında 20 yıllık süre koşulunun gerçekleşmediği gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamıyla tam olarak örtüşmemektedir. Çekişmeli 282 ada 40 parsel sayılı taşınmazın 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun Geçici 8. Maddesi uyarınca tutanağın edinme sebebinde 1990 yılından beri ...'nün zilyetliğinde olduğundan söz edilerek davalı Hazine adına tespit edildiği, davacı ...'nün miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zaman aşımı zilyetliğine dayanarak tespitin iptali ve taşınmazın adına tescili istemiyle eldeki davayı açtığı, mahkemece icra edilen keşifte dinlenen yerel bilirkişiler, tespit bilirkişiler, tanık beyanları ve bilirkişi rapor içerikleri ile hava ve uydu fotoğraflarına göre çekişmeli taşınmazın 1957 yılında yapılan kadastro çalışmalarında fundalık niteliği ile tescil harici bırakıldığı, klizmetre ile ölçülen eğimi %3 ila 7 olup 1991 yılında 6831 Sayılı Kanuna göre yapılan orman kadastrosunda tahdit dışı kaldığı, önceki tarihli kabule yönelik hükmün taşınmazın kuzeyinde kuru dere olması ve zilyetlik yönünden hava fotoğrafı incelemesi yapılması için kaldırıldığı, kaldırma sonrasında taşınmazın üç bölüme ayrılarak A, B ve C bölümleri olarak harflendirilmek suretiyle incelendiği ve harita ve jeolog bilirkişi raporuna göre taşınmazın B bölümünün Kozaklı deresinin aktif yatağında kaldığı, dere yatağından kazanılmış olup halen de derenin aktif yatağında ve etkisinde olduğu, bu haliyle özel mülke konu olmasının söz konusu olamayacağı, 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 16/C bendi kapsamında bulunduğu ancak taşınmazın malik hanesi açık bulunmadığı için gerçek kişi tarafından açılan dava ile tescil harici bırakılması söz konusu olamayacağından tespit gibi Hazine adına kalması gerektiği, A ve C bölümlerinin ise dere yatağı olmadığı ve dere yatağı niteliğindeki B bölümü ile arada 50-70 cm kot farkı bulunduğu, ancak incelenen hava ve uydu fotoğraflarına göre taşınmazın C bölümünün 2010 yılına kadar çalılık niteliğinde bulunduğu, 2010 yılında temizlenme faaliyetlerine başlanılarak 2016 yılında tamamının temizlendiği, bu nedenle kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının bu bölüm yönünden gerçekleştiğinin kabul edilemeyeceği, A bölümüne gelince; bu bölümün 1963 tarihli hava fotoğrafında çalılık niteliğinde bulunduğu, 1971 tarihli hava fotoğrafında ise bir kısmının temizlendiği ve ortasının düzleştirildiği, 1980 tarihli hava fotoğrafında da da durumun aynı olduğu, 1992 tarihli hava fotoğrafında ise A bölümünün işlenen tarım arazisi niteliğinde olduğunun, pulluk sürüm izlerinin net olarak izlendiğinin, A içinde çok küçük bir alanda kısa boy çalı öbeğinin bulunduğunun, 2002 yılında ise bu çok küçük çalı öbeğinin de kaldırıldığının bildirildiği, mahkemece 1992 tarihli hava fotoğrafındaki çok küçük çalılık alan imar ihyaya engel kabul edilerek imar ihyanın tamamen 2002 yılında tamamlandığı ve tespit ile arada 20 yıllık süre dolmadığı kabul edilerek hüküm kurma yoluna gidildiği, ancak Dairemizce hava ve uydu fotoğraflarının incelenmesi sırasında özellikle 1992 tarihli hava fotoğrafı dikkate alındığında A bölümü üzerinde aktif tarımsal faaliyetin oluşan pulluk izlerinden açıkça izlenebildiği, yalnızca bu bölüm içerisinde çok küçük bir alanda bir çalı öbeğinin bırakıldığı, bunun da bu bölümün tamamı dikkate alındığında imar ihyaya engel kabul edilmesinin hakkaniyete uygun düşmeyeceğinin değerlendirildiği, öte yandan adı geçen taşınmaz bölümünün taksimen davacıya kalan yerlerden olduğu keşif beyanları ile doğrulandığı gibi 1990 yılından beri zilyet olduğu kaydına tutanak içeriğinde de yer verildiği, hal böyle olunca taşınmazın A bölümü yönünden zilyetlikle taşınmaz edinim koşullarının davacı yararına gerçekleştiği anlaşılmakla" davacı vekilinin istinaf başvurusunun bu yönden kabulüne ve kararın kaldırılmasına, Davacının davasının kısmen kabulüne, Dava konusu Antalya ili ... ilçesi ... mahallesi 282 ada 40 parsel sayılı taşınmazın tespitinin iptaline, çekişmeli taşınmazın 05/11/2022 tarihli bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 5.204,30 metrekare yüzölçümündeki bölümünün tarla niteliği ile davacı adına tespit ve tapuya tesciline, aynı raporda (B) harfi ile gösterilen 434,82 metrekare yüzölçümündeki bölümünün ve (C) harfi ile gösterilen 1123,27 metrekare yüzölçümündeki bölümünün tespit gibi tarla niteliği ile davalı Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilinin yıllardır taşınmazı murisinden bu yana ekip biçtiğini, taşınmazın tarım arazisi olarak kullanıldığını, Bölge Adliye Mahkemesince karar kaldırıldığı halde taşınmazın Hazine adına tespit edilmesinin hatalı olduğunu, davanın fen bilirkişi raporunda belirtilen (B) ve (C) harfli alanlar yönünden de kabulüne karar verilmesi gerektiğinden, kararın bozulması gerektiğini beyan etmiştir.
2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; taşınmaz üzerinde kesintisiz olarak bir kullanım bulunmadığı ve eklemeli zilyetlikten yararlanma koşulunun oluşmadığı, davanın (A) harfli alan yönünden de reddine karar verilmesi gerektiğinden, kararın bozulması gerektiğini beyan etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun Geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekili ve davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 345,55 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,
Harçtan muaf olduğundan davalı Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,24.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.