Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/4724 K.2025/3258

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2023/4724 📋 K. 2025/3258 📅 24.04.2025

8. Hukuk Dairesi         2023/4724 E.  ,  2025/3258 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/65 E., 2021/144 K.
KARAR : Davanın reddine
Taraflar arasındaki tapusuz taşınmazın tescili istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
İlk Derece Mahkemesinin vermiş olduğu önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; "... İlk Derece Mahkemesince, zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın karar için yeterli bulunmadığı, bu tür davalarda taşınmazın tarım arazisi olup olmadığı, imar-ihya edilip edilmediği, edilmişse imar-ihyanın hangi tarihte gerçekleştiği gibi hususların kuşku bırakmayacak şekilde açıklanması gerekmekte olup ziraat bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazların imar-ihya edildiği tarihin belirlenemediği, bilirkişi tarafından incelenen hava fotoğrafında taşınmazların görünmediği belirtildiğinden bu tarihin belirlenebilmesi için gerekli olan hava fotoğrafı dosyaya getirtilmesine rağmen bu fotoğraf üzerinde uzman bilirkişi incelemesi yaptırılmadığı, ayrıca taşınmazların tescil harici bırakılma nedeni, bu yerler hakkında önceden oluşan tapu kaydının olup olmadığı, taşınmazın imar planında kalıp kalmadığının araştırılmadığı açıklanarak, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesinin ve kabule göre de; fen bilirkişi raporunda (I) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümü yönünden jeodezi ve fotogrametri bilirkişi raporu düzenlenmemesine rağmen bu bölüm hakkında da davanın kabulüne karar verilmesinin isabetsizliğine ..." değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "... kanun hükümleri uyarınca, dava konusu edilen ve keşifte davacı, tanık ve mahalli bilirkişilerin gösterimleri doğrultusunda fen bilirkişisi tarafından ölçülen üç parça taşınmazın bir kısmının hazineye ait olan 861 parsel sayılı taşınmazın içerisinde kaldığı, diğer kısmın 102 ada 1 parsel sayılı orman sahası içerisinde kaldığı, diğer kısmın ise kanunda belirtilen "davasız" ve "malik sıfatıyla" şartlarının davacı tarafından sağlanamadığı ..." gerekçesiyle davanın reddine ve Ankara ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan, fen ve jeodezi fotogrametri bilirkişileri tarafından düzenlenen 27.07.2021 tarihli rapor ve krokisinde (H) harfi ile gösterilen 16.262,32 m²'lik kısım ile (I) harfi ile gösterilen 2.258,32 m²'lik kısımlardan oluşan alanların 102 ada 1 parsel sayılı orman sahası içerisinde kaldığından davacının bu kısım yönündeki talebinin reddine, (C) harfi ile gösterilen 1.232,23 m² lik kısım ile (D) harfi ile gösterilen 7.369,91 m²'lik kısımlardan oluşan alanların 861 no'lu parsel ile hazine adına tescil ve kayıtlı olduğundan davacının bu kısım yönündeki talebinin reddine, (A) harfi ile gösterilen 28.186,55 m²'lik kısım, (B) harfi ile gösterilen 1.180,81 m² lik kısım, (E) harfi ile gösterilen 12.401,40 m² lik kısım, (F) harfi ile gösterilen 6.518,72 m² lik kısım ve (G) harfi ile gösterilen 9.526,84 m²'lik kısım yönünden ise 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (4721 sayılı Kanun) 713 maddesindeki şartlar oluşmadığından davacının bu kısım yönündeki talebinin reddine, (A) harfi ile gösterilen 28.186,55 m²'lik kısım, (B) harfi ile gösterilen 1.180,81 m²'lik kısım, (E) harfi ile gösterilen 12.401,40 m²'lik kısım, (F) harfi ile gösterilen 6.518,72 m²'lik kısım ve (G) harfi ile gösterilen 9.526,84 m²'lik kısımların Ankara ili ... ilçesi ... Mahallesinin en son parsel numaralarını verilmek suretiyle davalılardan Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, Fen ve jeodezi fotogrametri bilirkişileri tarafından düzenlenen 27.07.2021 havale tarihli rapor ve krokisinin kararın eki sayılmasına karar verilmiş; hüküm, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermek için yeterli olmadığı anlaşılmaktadır.
Şöyle ki; hükme esas alınan 27.07.2021 tarihli fen ve jeodezi bilirkişilerinin ortak raporunda, tescili istenen 197 parsele komşu tescil harici yerlerin (A), (B), (C) ve (D) harfleri ile, tescili istenen 364 parsele (yeni 835 ve 836 parseller) komşu tescil harici yerlerin (E), (F) (F1 ve F2 ), (G) (G1 ve G2 ) harflariyle, tescili istenen 51 parsele komşu tescil harici yerlerin ise (H) ve (I) harfleri ile gösterildiği, (H) ve (I) harfli yerleri kapsayacak şekilde 2016 yılında orman kadastro çalışması yapıldığı ve bu yerlerin 102 ada 1 orman parseli içinde kaldıkları, (C) ve (D) harfli yerlerin ise 12.10.2017 tarihinde 861 parsel olarak ham toprak vasfıyla tescil edilen Hazine parseli içinde kaldıkları, dava konusu taşınmazların bulunduğu mahallede 3402 sayılı Kanun'un (22/A) maddesi kapsamında yenileme ve toplulaştırma çalışmalarının başladığı ve halen devam ettiği belirtilerek, taşınmazlardan (A), (B), (C), (D), (H) ve (I) harfli yerlerde 1952 ve 1991 tarihli hava fotoğraflarında tarımsal faaliyetlerinin olmadığı, imar - ihyalarının da tamamlanmadığı, (E), (F), (G) harfli yerlerin ise 1991 tarihinde tarımsal faaliyet yürütülen ve imar - ihyası tamamlanan yerlerden olduğu, imar ihyanın tamamlandığı 1991 yılından dava tarihi olan 2006 yılına kadar 15 yıldır tarımsal faaliyetin yürütüldüğü ifade edildiği halde, ziraat ve jeoloji bilirkişilerinin ortak raporunda, dava konusu edilen tüm yerlerin imar - ihya gerektiren yerlerden olmadığı, ham vaziyetteki toprağın işlenerek ve genişletilerek tarla tarımı yapılmasına uygun hale getirilen yerlerden oldukları tespitine yer verilmek suretiyle, raporlar arasında taşınmazların imar - ihya gerektirin yerlerden olup olmadıkları hususunda çelişki yaratılmış olmasına rağmen, bu çelişki üzerinde durulmamış, söz konusu çelişki giderilmeksizin karar verilmesi cihetine gidilmiştir.
Ayrıca; İlk Derece Mahkemesince, anılan raporlara itibar edilerek, bir kısım dava konusu yerlerin parsel numarası aldıkları, bir kısım yerlerde ise zilyetlikle kazanım koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, hükme esas alınan fen ve jeodezi bilirkişilerinin raporunda az yukarıda da değinildiği üzere 3402 sayılı Kanunun (22/a) maddesi kapsamında uygulama kadastrosu ve toplulaştırmaya ilişkin kadastro işlemleri yapıldığı belirtilmiş olmasına ve Dairemizce dosyanın incelenmesi esnasında Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Parsel Sorgu Sistemi üzerinden bu duruma ilişkin karşılaştırmalı yapılan inceleme neticesinde de toplulaştırma çalışmaları ile bir kısım dava konusu yerin parsel numarası aldığı tespit edilmiş olmasına rağmen İlk Derece Mahkemece, uygulama kadastrosu ve toplulaştırma çalışmaları sonucunda parsel numarası alan dava konusu yerlere ilişkin parsel malikleri belirlenip davaya tapu iptal ve tescil davası olarak devam edilmesinin düşünülmemesi doğru görülmemiştir.
Öte yandan; anılan bilirkişi raporunda, dava konusu (H) ve (I) harfli yerlerin 102 ada 1 sayılı orman parseli içerisinde kaldıkları belirtildiği halde, söz konusu kadastro çalışmasının ne zaman yapıldığı, bu tespite ilişkin itiraz davası açılıp açılmadığı araştırılmamış ve temyiz incelemesi sırasında Uyap Sistemi üzerinden yapılan araştırmada bu parsele ilişkin hali hazırda Kadastro Mahkemesinde görülmekte olan bir yargılamanın bulunduğu ve kadastro tutanağının kesinleşmediği anlaşılmasına rağmen, eldeki davanın, söz konusu orman parseli içerisinde kalan kısmı yönünden görevsizlik kararı verilerek Kadastro Mahkemesine aktarılması gerektiği de düşünülmemiştir.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemece öncelikle, mahallinde yeniden keşif yapılarak dava konusu edilen yerlerin, kadastro veya toplulaştırma çalışması içerisinde kalan bölümleri belirlenerek, toplulaştırma çalışmaları kapsamında kalan yerlerdeki parsel malikleri davaya dahil edilerek davaya tapu iptal tescil davası olarak devam edilmesi, 102 ada 1 sayılı orman parseli içerisinde kalan kısımlar yönünden görevsizlik kararı verilerek dosyanın Kadastro Mahkemesine aktarılması ve toplulaştırma ve kadastro çalışması kapsamında kalmayan ve halen tescil harici olan kısımlar yönünden ise davaya tescil davası olarak devam edilerek hükmüne uyulan önceki bozma ilamında belirtilen bozma gereklerinin yerine getirilmesi ve oluşacak sonuca göre bir karar vrilmesi gerekirken, bu hususlar gözetilmeksizin eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ : Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının, 6100 sayılı Kanunun Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanunun 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
24.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.