Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/5542 K.2025/2918

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/5542 📋 K. 2025/2918 📅 14.04.2025

8. Hukuk Dairesi         2024/5542 E.  ,  2025/2918 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/249 E., 2024/1160 K.
BİRLEŞEN 2021/489 ESAS SAYILI DOSYA YÖNÜNDEN:
TALEP EDEN : ... ...
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2021/499 E., 2022/259 K.
Taraflar arasındaki tapusuz taşınmazın tescili davası devam ederken kadastro tutanağı düzenlenmesi nedeniyle kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Yörede 1965 yılında seri bazda (Ilbıra Serisi) yapılıp kesinleşen Orman Kadastrosu çalışmaları vardır. Daha sonra tahdidi yapılmayan ormanlarda ormanların kadastrosu, 6831 sayılı Orman kanununun 1744 sayılı kanun ile değişik 2. madde çalışmaları ve ilk orman tahdidinin aplikasyonu 1978-79 yıllarında, yapılmış ve çalışmalar 10.10.1979 tarihinde ilan edilerek, yasal ilan süresi sonunda kesinleşmiştir. Son olarak Orman Kanun'un 3302 sayılı Kanun ile değişik 2/B madde uygulama çalışması yapılmış ve çalışmalar 24.12.1987 tarihinde ilan edilerek kesinleşmiştir.
Dava konusu taşınmaz 1966 yılında yapılan ilk tesis kadastro çalışmalarında çalılık olarak tespit harici bırakılmıştır. Daha sonra 3402 sayılı Kanun'un geçici 8. maddesine göre yapılan arazi kadastrosu çalışmaları sırasında dava konusu taşınmaz ... numarası verilerek, 5.636,17 metrekare yüzölçümüyle 01.09.2021 tarihinde davalı olarak tespit edilmiştir.
Davacı dava dilekçesinde özetle; ... ilçesi ... köyü sınırları içerisinde ... mevkiinde bulunan yaklaşık 5.63617 dekar zeytinliğin kendisi tarafından yaklaşık 30 yıldan beri malik sıfatıyla kullanıldığını, söz konusu zeytinliğin önce babası ve dedesi tarafından da kullanılmış olup bu şekilde kullanımının devam ettiğini, tescil davasına konu olan arazinin belediye, Hazine, orman ya da üçüncü kişilerle herhangi bir ilgisi olmadığını belirterek, dava konusu ... ili ... ilçesi ... köyü sınırları içerisinde ... mevkiinde bulunan yaklaşık 5.63617 dekar büyüklüğündeki zeytinliğin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713. maddesi gereğince davacı adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; "dava konusu taşınmazın, 1965 yılında seri bazda (Ilbıra Serisi) yapılıp kesinleşen orman kadastrosuna göre, orman sayılmayan yerde kaldığı, ilk tesis kadastrosunun yapıldığı 1966 yılında çalılık tespit harici bırakıldığı, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu taşınmazın 109 ada 31 parseli kapsadığı, dava konusu taşınmazların üzerindeki zeytin ağaçlarının deliceye aşılanarak yetiştirildiği, 1953 ve 1964 tarihli hava fotoğraflarında tam kapalı makilik, 1974 ve 1992 tarihli hava fotoğraflarında ise kısmen maki bitki örtüsünün temizlendiği, 2009-2012-2015-2018-2021 tarihli hava ve uydu fotoğraflarında zeytinlik olduğu, 1959-1977-1996 tarihli memleket haritasında yeşil alanda kaldığı, 2012 tarihli memleket haritasında sarı renkli alanda kaldığı, klizemetre ile yapılan ölçümde %45 meyille sahip olduğunun tespit edildiği, toprak muhafaza karakteri taşıdığı, orman vasfındaki makilik alanlardan olduğu anlaşılmıştır.3573 sayılı Kanun'un 2. ve devamı maddeleri gereğince tahsis edilip imar ve ıslah işlemleri tamamlanarak yetkili makamlarca yapılan temlik işlemine ya da tapuya dayanmadığından taşınmaz üzerinde bulunan ve orman ağacı niteliğindeki delice ağaçlarının aşılanması halinde orman sayılan yerlerde 3402 sayılı Kanunun 17. maddesinin uygulanmayacağı, %12’den fazla eğimli delicelerin muhafaza (koruma) makisi olduğunun kabulü gerekmekte olup bu yerlerin 3402 sayılı Kadastro Kanun'u 14 ve 17 maddesi kapsamında zilyetlikle kazanılacak yerlerden olmadığı anlaşıldığından" davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerde kaldığının belirtildiğini, dava konusu taşınmazın eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritalarında makilik alan olarak görüldüğünü, aynı bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın imar ihyasının tamamlanmış zeytinlik vasfında olduğunun belirtildiğini, bilirkişi raporunun kendi içinde açıkça çelişkiler içerdiğini ve mahkemece bilirkişi raporuna karşı itirazlarının kabul edilmeyerek eksik ve hatalı bilirkişi raporu ile hüküm kurulduğunu, Yargıtay uygulamalarında belirtilen incelemelerin yapılmadığını, ...'da zeytinliklerin tümünün eğimli arazide bulunduğunu, yakın çevredeki parsele ilişkin ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından tam aksi yönde karar verildiğini, belirsizlik doğduğunu ve davacının adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini belirterek, istinaf incelemesi sonunda Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince; " genel mahkemede açılan tapusuz taşınmaz tescili talepli davanın yargılaması sırasında 3402 sayılı yasanın geçici 8. maddesine göre arazi kadastrosu işlemine tabi tutulan taşınmaz hakkında görülen kadastro tespitine itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda; mahkemece yapılan keşif sonucu düzenlenen, eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritalarına dayalı, denetime elverişli, bilimsel ve teknik veriler içeren fen, ziraat ve orman bilirkişilerinden oluşan teknik bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen müşterek bilirkişi raporuna göre; dava konusu taşınmazın eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritalarında tamamen kapalı çalılık olarak gözüktüğü, üzerinde bulunan zeytin ağaçlarının yerinde deliceye aşılanarak oluşturulduğu, delicenin Akdeniz maki bitki örtüsünün bir ferdi olması, genel yamaç eğiminin % 12'den fazla (%45) olması nedeniyle 6831 sayılı Yasanın 1/j maddesi kapsamı dışında toprak ve su rejimi açısından muhafaza karakteri taşıyan orman vasfındaki makilik alanlardan olduğu, toprağın hiç bir dönemde işlenmediği, kırmızı kahverengi Akdeniz orman toprağı renginde olduğu, toprağında bol miktarda humus bulunduğu, taşınmaz üzerinde bulunan ve orman ağacı niteliğindeki delice ağaçlarının aşılanması halinde orman sayılan yerlerde 3402 sayılı Kanunun 17. maddesinin uygulanamayacağı, %12’den fazla eğimli delicelerin muhafaza (koruma) makisi olduğunun kabulü gerekmekte olup bu yerlerin 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17. maddesi kapsamında zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olmadığı, evveli itibariyle orman olduğu anlaşılan dava konusu taşınmaz üzerinde davacı kişi yararına TMK'nun 713 ile 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 17. maddelerinde belirtilen mülkiyeti kazanım koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından, bu yönüyle davacının davasının reddine, dava konusu taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmediğinde" davacı vekilinin istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf gerekçeleriyle kararı temyiz etmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.