Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/960 K.2025/2875
8. Hukuk Dairesi 2024/960 E. , 2025/2875 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1823 E., 2023/2090 K.
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın, davacı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... vekili 14.11.2019 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; tapuda davalı adına tarla vasfıyla 23.412,92 m² olarak kayıtlı bulunan ... ili Merkez ilçesi ... köyünde kain 147 ada 389 parsel sayılı taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, bu taşınmaz hakkında 2010-2015 dönemi için ecrimisil ihbarnamesi düzenlendiğini ve davalının adına tahakkuk ettirilen bu bedeli itiraz etmeksizin ödediğini, böylelikle taşınmaza, Hazinenin malik olduğunu kabul ettiğini ileri sürerek, davalı lehine zilyetlikle kazanım koşulları oluşmayan çekişmeli taşınmazın tapusunun iptal edilerek Hazine adına tescil edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında; davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "Dava konusu taşınmazın ilk tesis kadastrosu sırasında orman olduğu gerekçesi ile tescil harici bırakıldığı, ... köyünde 2016 yılında gerçekleşen orman kadastro çalışmaları sırasında orman sınırı dışında kaldığı, 28.04.2016 tarihli kadastro tutanağı ile davalı adına tescil edildiği, 1953, 1959, 1969 ve 1987 yıllarına ait hava fotoğraflarında taşınmazın kullanımda olduğu, tüm bu süreç boyunca taşınmazın bulunduğu bölgede kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığı, tescil harici bırakılan yerlerden olduğu, taşınmazdaki eğimin % 5-15 arasında olduğu, toprak muhafaza karakteri taşımadığı, bu vesile ile taşınmazın orman vasfında olmadığı, taşınmazın zilyetlikle ediniminde hukuken herhangi bir engel bulunmadığı, keşif sırasında dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanları ile sabit olduğu üzere taşınmazda imar ve ihyanın tamamlandığı, 20 yıldan fazla süredir davalı kullanımının devam ettiği, herhangi bir kimseye kira ödemediği, davalının yaptığı ecrimisil ödemelerinin ise Yargıtay HGK'nın 2003/8-592-508 E-K sayılı içtihadı ile sabit olduğu üzere malik sıfatı ile zilyetliğe halel getirmeyeceği, zira ödeme yapılmaması halinde cebri icra tehdidi altında ödenmek zorunda kalınacağı, davalının 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14. maddesinde belirtildiği şekilde 40 ve 100 dönümlük miktarı geçmediği, taşınmazın toprak ve topoğrafik yapısının taşlık, kayalık ve orman alanı bitki örtüsünden ayrılmış vaziyette olduğu, taşınmazın kendisine komşu ziraat parselleri ile de bütünlük içerisinde bulunduğu" gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; iş bu karar, davacı ... vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan istinaf incelemesi neticesinde; "Dosya içeriği ve toplanan delillere göre mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırı yön bulunmadığı" gerekçesiyle, davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 2016 yılında 3402 sayılı Kanun'un Ek-5. maddesi uyarınca orman kadastrosu, 2018 yılında ise 6831 sayılı Kanun'un 2/B madde çalışması yapılmıştır. Ayrıca yörede, 1959 yılında tapulama, 2014 yılında 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi uyarınca uygulama kadastrosu ve 2016 yılında aynı Kanun'un geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışması vardır.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usûl ve kanuna uygun olup, davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davacı ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddi ile, Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Hazine harçtan muaf olduğundan, harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.04.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.