Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/5915 K.2025/2648

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2023/5915 📋 K. 2025/2648 📅 07.04.2025

8. Hukuk Dairesi         2023/5915 E.  ,  2025/2648 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/184 E., 2023/260 K.
KARAR : Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... İdaresi vekili, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Çanakkale ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun) gereğince yapılan kadastro neticesinde 116 ada 1 parsel sayılı taşınmaz 55.986,56 m² yüzölçümü ile orman vasfı ile Hazine adına tapuda kayıtlıdır.
Davacı dava dilekçesinde özetle; ... köyü 116 ada 12 parsel sayılı taşınmaz irsen intikal ve taksim yoluyla babasına, babasından da miras yolu ile kendisine kaldığını, taşınmazda lehine kazandırıcı zamanaşımı yoluyla ile mülk edinme koşullarının oluştuğunu ileri sürerek tapunun iptali ile adına tescili istenilmiş, daha sonra 02.09.2015 havale tarihli dilekçesiyle davasını ıslah ederek, dava konusu taşınmazın 116 ada 1 parselin kuzeyindeki alan içerisinde kalan kısım olduğu ve taşınmazın tapusunun iptali ile adına tescili talep edilmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulü ile 01.10.2015 havale tarihli bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 6932,75 m² kısmın tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar Hazine ve Orman İdaresi tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi'nin 25.11.2019 tarihli ve 2019/5678 Esas, 2019/6877 Karar sayılı kararı ile; "...Her ne kadar mahkemece (A) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümünün davacı adına tesciline karar verilmiş ise de, çekişmeli taşınmazın tespit tarihinden 20 yıl önceki hava fotoğraflarındaki durumu incelenmediği, yine hükme esas alınan bilirkişi raporunda gösterilen 1960 ve 1973 tarihli hava fotoğraflarında taşınmazın güney ve doğu kısımların kısmen ağaçlarla kaplı olduğu anlaşılmasına rağmen mahkemece bu ağaçların yaşı cinsi ve türü araştırılmadan ve bu kısmın orman sayılan yerlerden olup olmadığı belirlenmeden hüküm kurulduğu, mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ile 1985-1990 yıllarına ait hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmesi, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğunun düşünülmesi; taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşulları araştırılarak, yapılacak keşifte, tarım uzmanı bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, taşınmazın zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi niteliğinde olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınması; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanarak, bu taşınmazların sınır olarak nasıl nitelendirdiklerinin araştırılması; varsa, zilyetlik tanıklarının taşınmazlar başında dinlenmesi; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl süreyle ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi gerektiği..." gerekçesiyle bozma kararı verilmiş, bozma sonrası Mahkemece yapılan yargılama sonunda; "...dava konusu A" harfi ile gösterilen taşınmazın uzun süredir davacıların murisleri tarafından kullanıldığı, taşınmazın murise de babasından kaldığı, yirmi yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin dolduğu, dava konusu taşınmazın tarla vasfında kullanıldığı, "B" harfi ile gösterilen alan yönünden ise taşınmaz her ne kadar davacılar ve murisleri tarafından "tarla" adı altında kullanılarak zirai faaliyette bulunmak amacıyla kullanılıyor ise de, anılan taşınmazın dört yanının orman ile çevrili olması, bu kısmın daha önce orman vasfında bulunan alandan açılarak tarla olarak kullanılmaya başlanıldığı gerekçesiyle..." davanın kısmen kabulü ile; 01.11.2021 tarihli Fen Bilirkişisi ve Orman Bilirkişileri raporunda koordinatları verilen ve (A) harfi ile gösterilen 5.275,39 m² taşınmazın belirtilen alandaki son parsel numarasını almak surtiyle davacıların murisi ...'ün veraset ilamında yer alan yasal miras payları oranlarında davacılar adına ayrı ayrı tapu kütüğüne kayıt ve tesciline, fazlaya dair (B) harfi ile gösterilen kısma yönelik talebin reddine, Fen ve Orman Bilirkişileri tarafından tanzim olunan 01.11.2021 tarihli raporun kararın eki sayılmasına karar verilmiş, hüküm davalı ... İdaresi ve davalı Hazine vekilince kabul kararı verilen (A) bölümü yönünden temyiz edilmiştir.
1.Davalı ... İdaresi ve davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine ve davalı ... İdaresi vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2. Ancak İlk Derece Mahkemesi kararında hüküm fıkrasının birinci bendinde kabul kararı verilen (A) bölümünün 116 ada 1 parsel içerisinde yer aldığı, davanın tapu iptali ve tescil niteliğinde olduğu gözetildiğinde taşınmazın tapu kaydının iptaline karar verilmesi gerektiğinden hüküm fıkrasının birinci bendine "... ili, ... ilçesi, ... Köy/Mah" ifadesinin devamına "116 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptaline" ibaresinin eklenmesi gerekmekte olup, bu husus hükmün bozulmasını gerektirmekte ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesinin yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığı anlaşıldığından, hükmün aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
S O N U Ç : Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle;
Davalı Hazine ve Davalı ... İdaresi vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
Yukarıda 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle; İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının birinci bendine "... ili, ... ilçesi, ... Köy/Mah" ifadesinin devamına "116 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptaline" ibaresi eklenmek suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
07.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.