Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/5388 K.2025/2681
8. Hukuk Dairesi 2023/5388 E. , 2025/2681 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2004/120 E., 2010/37 K.
Taraflar arasında görülen kadastro tespitine itiraz davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde özetle; .. ili .. ilçesi .. köyü 130 ada 17 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin davalılar adına tespit gördüğünü ancak dava konusu taşınmaza uygulanan eski tapu kaydına göre ortaya çıkan miktar fazlalığının da aynı parsel altında davalılar adına tespit edildiğini, 3402 sayılı Kanunu'nun 20. maddesinin (C) bendi uyarınca tapu kayıtları ile diğer belgelerin kapsadığı yerin tayininde harita, plan ve krokiye dayanılmadığı takdirde kayıt ve belgelerdeki sınırlar değişebilir ve genişlemeye elverişli nitelikte ise kayıt ve belgelerdeki miktara itibar edilerek tespit yapılması gerektiğini, kaldı ki kadastro çalışmaları sırasında dava konusu taşınmazın eski tapu kayıtlarına göre orman, mera ve sığır yolu gibi zilyetlikle iktisabı mümkün olmayan olduğunun göz önüne alınmaksızın tespit yapıldığını, yapılan bu tespitin 3402 sayılı Kanun hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini, bu nedenlerle yapılan kadastro tespitinin iptali ile miktar fazlalığının Hazine adına tespit ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Orman İdaresi vekili 18.10.2004 tarihli dilekçesinde özetle; taşınmazın öncesinin orman olduğunu ve ormanla bütünlük sağladığını belirterek taşınmazın devlet ormanına ilavesini ve davaya asli müdahil olarak kabul edilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan yargılama sonunda; dava konusu taşınmazın en eski tarihli memleket haritasında ve 1943 tarihli hava fotoğrafında orman olduğu, öncesi orman olan taşınmazların tapu ve zilyetlik yoluyla özel mülke konu olamayacağı, davacı Hazinenin kayıt fazlasının Hazine adına tescilini talep ettiği ancak Orman İdaresinin davaya katılarak taşınmazın tamamının orman vasfı ile Hazine adına tescilini talep ettiği gerekçesi ile davacı ve asli müdahilin davasının kabulüne dava konusu taşınmazın tespitinin iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmiştir. Karar, davalılar ... ve ...'nun ortak adresleri olan .. Mahallesi .. sokak no:.. iç kapı no:...../.. adresine 10.06.2010 tarihinde tarafların evde olmaması ve komşularının da imzadan imtina etmesi sebebi ile ile mahalle muhtarına tebliğ olmuştur. Karar taraflar tarafından temyiz edilmemiştir. Karar İlk Derece Mahkemesince, taraflara en geç 10.06.2010 tarihinde tebliğ edilmiş olduğu, taraflarca süresi içerisinde temyiz yoluna gidilmediği gerekçesi ile 28.06.2010 tarihinde kesinleştirilmiştir.
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; ekte sunduğu terhis belgesine göre tebliğ tarihi olan 10.06.2010 tarihinde müvekkilinin askerde olduğu, tebligatın usulsüz olduğu ve kararın kesinleşmediğini belirterek dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu gerekçesi ile temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı ... vekilinin temyiz dilekçesine eklediği terhis çizelgesine göre gerekçeli kararın tebliğ edildiği tarihte askerde olduğu ve tebliğ evrakına bu konuda şerh düşülmediği, 7201 sayılı Kanun'un 14. maddesinin "Astsubaylar hariç olmak üzere erata yapılacak tebliğler, kıta kumandanı ve müessese amiri gibi en yakın üste yapılır" hükmünü içerdiği, davalı ...'na yapılan böyle bir tebligatın bulunmadığı anlaşılmakla 10.06.2010 tarihli tebliğin usulsüz olması nedeniyle Mahkemenin 28.06.2010 tarihli kesinleştirme şerhininin kaldırılmasına karara verilerek hükmün esas yönünden incelenmesine geçilmiştir.
Her ne kadar İlk Derece Mahkemesi tarafından taşınmazın öncesinin orman olduğu ve Orman İdaresi tarafından taşınmazın tamamının Hazine adına tescilinin talep edildiği gerekçesi ile taşınmazın tamamının orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmişse de bu karar usul ve kanuna uygun bulunmamaktadır.
Şöyle ki; dava konusu taşınmaza uygulanan tapu kaydının zemine uyup uymadığı konusunda tartışma bulunmamaktadır. Dava konusu taşınmaza keşif sırasında uygulanan ve bilirkişi raporlarında da değerlendirmesi yapılan tapu kaydı incelendiğinde, taşınmazın 08.12.1993 tarih 240 ciltte kayıtlı 5250 m² yüzölçümlü tarla vasıflı, malikinin ... olduğu; geldisinin 05.12.1967 tarih 196 ciltte kayıtlı 5250 m² yüzölçümlü tarla vasıflı, malikinin ... olduğu; bu taşınmazın da öncesinin 1953 yılında toprak tevzi ile oluşan 5250 m² yüzölçümlü 286 parsel sayılı taşınmaz olduğu, taşınmazın tedavül sonucu ve davaya konu edilen kadastro çalışmalarında 130 ada 17 parsel sayılı taşınmaz olarak 5459,54 m² yüzölçümü ile davalılar adına tespitinin yapıldığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince Hazine tarafından yapılan kadastro tespitinin iptali ile tapu kayıt miktar fazlalığının Hazine adına tescilinin talep edildiği göz önünde bulundurularak davacı Hazinenin tapu kayıt miktarı fazlası kadar olan talebinin kabulüne fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmesi gerekirken, aksi düşünceyle yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı olduğu şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
S O N U Ç : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davalı karşı davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine,
Taraflarca 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
07.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.