Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/1663 K.2025/2670

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2023/1663 📋 K. 2025/2670 📅 07.04.2025

8. Hukuk Dairesi         2023/1663 E.  ,  2025/2670 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2021/108 E., 2023/25 K.
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen kadastro tespitine itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Sakarya ili Sapanca ilçesi ... köyü Hamamcı mevkiinde kain 106 ada 1 parsel sayılı ve 2.393,60 m² miktarlı taşınmazın yapılan kadastro çalışmalarında, kendisinin zilyetliğinde olmasına rağmen çalılık vasfı ile tespit edildiğini açıklayarak, taşınmazın vasfının iptali ile kendisinin kullanımında olduğuna karar verilmesini talep ve dava etmiş, davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
İlk Derece Mahkemesince, ... yönünden husumet nedeniyle davanın reddine, Orman İdaresi ve Hazine yönünden davanın kabulüne, davaya konu taşınmazın "çalılık" olarak yapılan tespitin iptaline, taşınmazın Hazine adına 2/B niteliği ile kayıt ve tesciline, niteliğinin "bahçe" olduğunun tespitine, kullanıcı olarak beyanlar hanesine davacı ...'nun kullanıcı olarak şerh verilmesine karar verilmiş, hüküm davalılar Orman İdaresi ve Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince 27.01.2021 tarihli ve 2020/3973 Esas, 2021/338 Karar sayılı kararıyla; "Mahkemece; davaya konu taşınmazın tamamının P. IX numaralı 2/B parseli içinde kaldığı, 1970'li yıllardan beri davacının annesi tarafından ekilip biçilerek tarla olarak kullanıldığı, annesinin vefatından sonra da davacı tarafından meyve ağaçları dikilerek kullanımın sürdürüldüğü, bilirkişi raporuna göre üzerinde orman ağacı kök ve kalıntılarının olmadığının belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki; yörede 2010 yılında kullanım kadastrosu yapılmış, çekişmeli taşınmazın çalılık vasfında olduğu belirlenerek düzenlenen kadastro tutanağında beyanlar hanesine eylemli orman şerhi yazılmış, davacı ... taşınmazın çalılık olmadığını, tarım arazisi olduğunu ve kendi kullanımında olduğunu ileri sürmüştür. Uzman orman ve fen bilirkişi tarafından kesinleşmiş orman tahditi ve 2/B madde çalışmasına dair haritaların uygulanması neticesinde taşınmazın PIX numaralı 2/B alanı içinde kaldığı belirlenmiştir. Dolayısıyla davaya konu uyuşmazlık taşınmazın kullanım kadastrosu tarihindeki niteliği ile ilgilidir. Oysa Mahkemece, taşınmazın keşif tarihindeki niteliği ile mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına dayanılarak hüküm kurulmuştur. Halbuki 2010 yılın ait uydu fotoğrafları ile varsa ortofoto haritaları getirtilerek taşınmazın kullanım kadastrosu tarihindeki niteliği belirlenmelidir.
Bu amaçla, Mahkemece, 2010 tarihli uydu fotoğrafları ve varsa ortofoto haritaları getirtilip; bir fen ve bir orman bilirkişi ile keşif yapılarak getirtilen fotoğraf ve haritalar çekişmeli taşınmaza uygulanarak kadastro tarihindeki niteliği belirlenmeli, taşınmazın o tarihte üzerinde neler bulunduğu (bitki örtüsü, ağaçların cinsi, sayısı, yaşları vb.) ayrıntılı olarak belirlenmeli, taşınmaz üzerindeki, varsa orman ağaçlarının sayısı, yaşı, cinsi, taşınmaz üzerinde toplu veya dağınık olarak bulunup bulunmadıkları, orman ağaçları taşınmaz üzerinde toplu halde bulunuyor ise o bölüm fen bilirkişi raporunda ayrıca gösterir ve çekişmeli taşınmazın tesbit tarihi itibariyle çalılık ve eylemli orman niteliğindeki yerlerden olup olmadığını açıklar ayrıntılı rapor alınıp, sonucuna göre karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması isabetsiz olup temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğu" gerekçeleriyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; "dava konusu taşınmazın 2010 yılında yapılan kullanım kadastrosu itibariyle niteliği esas alınması gerektiğinden, keşif sonrası orman bilirkişi raporunda 2011 yılı uydu fotoğrafı ve ortofoto ile 2005, 2009, 2013 yıllarına ait uydu fotoğraflarının incelenmesinde dava konusu taşınmazın 2010 yılı tespit tarihi itibariyle eylemli orman niteliğinde olduğu tespit edilmiştir. Rapor ekindeki uydu fotoğrafları çıplak gözle incelendiğinde 2009 yılında dava konusu taşınmazın tamamının ağaçlarla kaplı iken, 2011 yılı uydu fotoğrafında taşımazın kuzeyinde yoğun ağaç varlığının devam ettiği, güneyinde ise yola doğru artar şekilde orman ağaçlarının seyreldiği ve yola bakan kısmında orman ağaçlarının yok olduğu görülmüştür. Ayrıca 2022 yılında yapılan keşifte taşınmaz üzerinde gözlemlenen ve raporda belirtilen yaşlı meyve ağaçlarının taşınmaza yeni dikildikleri, köklerinin toprakla bütünleşmediği tespit edilmiştir. Dolayısıyla, raporun hükme esas alınabilir nitelikte olduğu, dava konusu taşınmazın 2010 yılı kullanım kadastro itibariyle eylemli orman vasfında olduğu" gerekçesiyle davanın davalılar Orman İdaresi ve Hazine yönünden sübut bulmadığından reddine, davanın ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, dava konusu Sakarya ili Sapanca ilçesi ... köyü G24-c-06-d-1 pafta no.lu 106 ada 1 parsel (yeni 252 ada 54 parsel) sayılı taşınmazın tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ : Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 435,50 TL'nin temyiz edenden alınmasına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
07.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.