Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/6307 K.2025/2658
8. Hukuk Dairesi 2023/6307 E. , 2025/2658 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/983 E., 2023/868 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Alanya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/162 E., 2020/159 K.
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın davalılar .. Belediyesi, .. Büyükşehir Belediyesi ve Orman İdaresi yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı Hazine yönünden kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 766 sayılı Tapulama Kanunu'na göre 1957 yılında yapılarak kesinleşen tapulama çalışmaları ile 6831 sayılı Orman Kanunu'na göre yapılan ve 1988 yılında kesinleşen orman kadastrosu çalışmaları ile 2013 yılında yapılarak 15.08.2013 tarihinde itiraz olmaksızın kesinleşen 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun Geçici 8. maddesi kapsamında yapılan kadastro çalışması bulunduğu anlaşılmıştır.
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; .. ili .. ilçesi .. (Merkez) Mahallesi .. mevki 249 ada 24 parselde bulunan sınır komşuları ..., ..., .. ve ..’un olduğu ve krokide gösterilerek tüm ayrıntıları belirtilmiş olan gayrimenkulün ortalama 654 m² olduğu, Gayrimenkul Satış ve Zilyetlik Devir Teslim Senedinden de anlaşılacağı üzere 1991 yılından beri davacılar tarafından kullanıldığı, davacıların kardeş olduğu, taşınmaza 4 katlı bir bina yaptırdıkları ve bu evde yaşadıkları, dava konusu yerde yapılan kadastro çalışmalarında taşınmazın tapulama harici bırakıldığı, Orman Kadastrosunda orman dışı bırakıldığı, taşınmazın ormanla veya Hazineyle ilgisi bulunmadığı, taşınmazın emlak vergisinin Türkler Belediyesinin kurulduğu tarihten itibaren yatırıldığı, davacıların dava konusu taşınmazı 1991 yılından beri nizasız ve fasılasız olarak ev ve tarım arazisi olarak kullandıkları, yerin içerisinde taşlık, kayalık ve orman toprağı bulunmadığı, sınır komşuları tarafından dava açılarak tapularının tescil ettirildiği iddiasıyla, dava konusu taşınmazın davacılar adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Belediyesi Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde; husumetin idarelerine yöneltilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davanın süresi içinde açılmadığını, davaya konu taşınmazın 6360 sayılı Kanun kapsamında Belediye adına devir veya tahsis edilmediğini, belediyenin mülkiyetinde olmadığını, davanın süresinde açılmadığını, imar ihyanın tamamlandığı tarihten itibaren 20 yıllık süreyi doldurduğunun ve taşınmazın kamuya tahsis edilen yerlerden olup olmadığının araştırılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın bulunduğu Türkler Beldesinde orman kadastrosunun 12.08.1987 yılında kesinleştiğini, dava konusu taşınmazın orman tahdidi içinde kalıp kalmadığının tespit edilmesi ve 4785, 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumunun belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiğini, Devlet ormanlarının Anayasa ve diğer yasalarla güvence altına alındığını, özel mülke konu olamayacağını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile orman sahalarının iktisap edilemeyeceğini açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, bu tip taşınmazların zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığını, taşınmazın şekil ve süresi itibariyle iktisaba elverişli olmadığından yasaların öngördüğü iktisap koşullarının gerçekleşmediğini, dava dilekçesinde taşınmazın değerinin az gösterildiğini, keşif ile taşınmazın gerçek değerinin tespiti ile tespit edilen yeni değer üzerinden davacı tarafa eksik harcın tamamlattırılması gerektiğini, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunun tespiti halinde 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713/6. maddesi uyarınca Hazine adına tescil kararı verilmesi gerektiğini ileri sürerek, davanın reddi ile taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede ilk kadastro tespit çalışmasının 1957 yılında yapıldığı ve dava konusu taşınmazın tescil harici bırakıldığı, taşınmazın kesinleşen orman sınırları dışında bulunduğunun bilirkişi raporu ile sabit olduğu, 1986 yılı hava fotoğrafında açıkça çalılık olduğu, 1990'lı yıllarda çalıların temizlenerek ihyasına başlanıldığı, taşınmazın 2017 yılında imar planı içerisine alındığı, hava fotoğrafları dikkate alındığında taşınmazın kadim tarım arazisi olmadığı, imar ve ihyasının 1990'lı yıllarda başlanıldığı anlaşıldığından keşifte beyanı alınan mahalli bilirkişi ve davacı tanıklarının zilyetliğe ilişkin beyanlarına itibar edilmediği, kesinleşen kadastro tespit tutanağının aksi davacı tarafça ispat edilemediği ve kadastro tespit tarihine kadar kazandırıcı zamanaşımı ile zilyetlik şartlarının davacılar lehine oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hükmün davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince "Dava konusu 249 ada 24 parsel sayılı taşınmazın 1957 yılında kesinleşen tesis kadastrosu çalışmaları sonucunda çalılık olarak tapulama harici bırakıldığı; 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun Geçici 8. maddesi uyarınca yapılan tesis kadastrosu çalışması sonucunda 2013 yılında senetsizden Hazine adına tespit edildiği, askı ilanı sonucunda 01.09.2013 tarihinde itirazsız kesinleşerek tapuya tescil edildiği ve halen tarla olarak Hazine adına tapuda kayıtlı olduğu; yörede 3116 sayılı Kanun kapsamında yapılmış orman tahdidi bulunmayıp, 6831 sayılı Orman Kanunu’na göre ilk orman kadastrosu ve 2/B çalışmasının 1984 yılında başlayarak 1987 yılında askı ilanına çıkarıldığı ve 1988 yılında kesinleştiği; daha sonra 2017 yılında 4999 sayılı Kanun uygulamasıyla orman sınırlarının düzeltildiği ve tüm bu çalışmalarda dava konusu taşınmazın orman sınırları dışında kaldığı; taşınmazın eğiminin % 1-2 olduğu; sonuç olarak orman sayılmayan, öncesi orman olmayan, 1990’lı yıllarda temizlenerek kullanılmaya başlanan, bu tarihlerden 2010’lu yıllara kadar içinde 1 adet basit toprak havuz ve etrafında 3-4 adet meyve ağacı bulunan, 2010’lu yıllardan sonra da bina yapılarak tasarruf edilen, bitişiğindeki tapulu taşınmazların devamı niteliğinde olan, dava tarihinden geriye dönük en az 25 yıl öncesinde imar ve ihyasının tamamlanıp kazandırıcı zamanaşımı olan 20 yıllık zilyetliğin doldurulduğu ve özel mülkiyete konu yerlerden olduğu, ilk derece mahkemesince yapılan keşif sonrasında bir harita mühendisi, bir orman mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir inşaat mühendisi bilirkişi kurulu tarafından dosyaya sunulan 10.11.2019 tarihli raporla belirlenmiş olup, dosyadaki ve rapordaki eksikliklerin tamamlanması için Dairemizin 13.04.2021 tarihli ve 2020/913 Esas, 2021/376 Karar sayılı geri çevirme kararıyla ilk derece mahkemesinden, "Bilirkişi kurulu raporunda dava konusu taşınmazın 1990’lı yıllarda temizlenerek kullanılmaya başlanan ve dava tarihinden geriye dönük en az 25 yıl öncesinde imar ve ihyası tamamlanan yerlerden olduğu belirtilmekle birlikte, imar ihyanın ne zaman ne şekilde başladığı ve ne zaman tamamlandığı açıklanmadığından; "Dava konusu yere ilişkin 1990’lı yıllara ait hava fotoğraflarıyla memleket haritaları getirtildikten sonra bilirkişi kurulundan; Memleket haritaları ve hava fotoğrafları ölçekleri kadastro pafta ölçeğine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ve hava fotoğrafı ölçeğine bilgisayar ortamında (.. veya benzeri programlar kullanılarak) çevrildikten sonra, çekişmeli taşınmazın konumunu hava fotoğrafları ile orijinal renkli memleket haritaları üzerinde gösterir biçimde bilirkişi kurulundan ayrıntılı ve bilimsel verileri içerir, topografik ve memleket haritalarından yararlanılarak taşınmazın gerçek eğim durumunu gösterir rapor alınması ve dava konusu taşınmazın konumunun çevre parsellerle birlikte memleket haritaları ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmesi; Hava fotoğrafları ve dayanağı haritalar stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilip taşınmazın niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğünün, bu tarihlerde dava konusu taşınmazda imar-ihya ve zilyetliğin devam edip etmediği hususlarının ve üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, sayısı, dağılımı ve kapalılık oranı ile kullanım durumu ve tasarruf sınırlarının bulunup-bulunmadığının, dava tarihinden geriye doğru olmak üzere taşınmazın konumunun, bitki örtüsünün, ekonomik amaca uygun zilyetliğin var olup olmadığı ve varsa ne zaman başlayıp ne zamandır ve ne şekilde sürdürüldüğünün, zilyetliğin kesilip kesilmediğinin, tarım arazisi vasfında ise kaç yıldır kullanıldığının, zilyetliğin kaç yıldır sürdüğü ve var olduğu belirtilen imar ihyanın bu tarihlerden geriye doğru olmak üzere ne zaman ne şekilde başlayıp sürdürüldüğü ve dava tarihinden kaç yıl önce tamamlandığının açıklanması için ortak imzalı rapor alınması" istenilmiş olup, bu doğrultuda bilirkişi kurulunca sunulan 06.04.2023 tarihli ek rapor içeriği ile tüm dosya kapsamı dikkate alındığında, dava konusu taşınmazın imar ihyasının 1986 tarihli hava fotoğrafına göre 1980'li yılların sonunda tamamlandığı ve günümüze kadar zilyetliğin sürdürüldüğü; 1990 yılı hava fotoğrafında içerisinde bir adet toprak su havuzu ve bir kaç meyve ağacı bulunduğu; toprak yapısı, bitki örtüsü ve kullanım durumu itibariyle bitişiğinde bulunan tapulu arazilerin devamı niteliğinde olduğu, tespit tarihine kadar en az 24 yıl önce imar ihyası tamamlanmış olup davacılar yararına zilyetlikle taşınmaz kazanma koşullarının gerçekleştirildiği; bu nedenle davanın davalı Hazine yönünden kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı anlaşıldığı" gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın davalılar .. Belediyesi, .. Büyükşehir Belediyesi ve Orman İdaresi yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı Hazine yönünden kabulüne, dava konusu .. İli .. İlçesi .. Mahallesi 249 ada 24 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptaliyle eşit payla davacılar adına tapuya tesciline karar verilmiş; karar, davalı Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler aşağıda yazılı husus dışında kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Ancak, Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu edilen taşınmazın davacılar lehine zilyetlikle kazanım şartlarının gerçekleştiği gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü parsel sorgu sayfasında yapılan sorgulamada, dava konusu taşınmazın, komşu parseli olan .. mevkii 248 ada 2 parsel numaralı taşınmaz ile çakışık durumda bulunduğu görülmüştür. Dosya içerisinde bulunan 06.04.2023 tarihli teknik bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazın konumu komşu parselleri de gösterir şekilde hava fotoğrafı ve memleket haritasında ölçekleri eşitlenerek çakıştırılmışsa da, mükerrerliğe ilişkin herhangi bir ilişkin değerlendirme bulunmadığından söz konusu çakışık durumun neden kaynaklandığı anlaşılamamıştır.
Bu durum karşısında; Bölge Adliye Mahkemesince, 248 ada 2 parsele ilişkin kadastro tespit tutanak örneği ile kadastro sonucu oluşan tapu kaydı ve tapu kaydı kadastro sonucu oluşmamış ise taşınmazın ne şekilde tapuya tescil edildiği araştırılarak tescile ilişkin belgeler ile anılan yere ilişkin pafta örneği getirtilip, fen bilirkişi aracılığıyla, davacıların dava konusu ettiği ve hükme esas fen raporunda gösterilen tamamının mı yoksa bir kısmının mı 248 ada 2 parsel içinde kaldığı kesin olarak belirlenmek suretiyle, fen bilirkişisine pafta ile irtibatlı kroki çizdirildikten sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, mükerrer tapu kaydı oluşumuna sebebiyet verilecek şekilde hüküm kurulmuş olması usûl ve kanuna uygun bulunmamaktadır.
2. Davalı ... İdaresi vekillinin temyiz itirazlarına gelince; davalı ... İdaresi davada vekil ile temsil edildiğine ve Bölge Adliye Mahkemesince, bu davalı yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesine rağmen Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7. maddesi gereğince davalı ... İdaresi lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş olması doğru olmamıştır.
S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle davalı Hazine vekili ile Orman İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
7139 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.