Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/5769 K.2025/2433

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2023/5769 📋 K. 2025/2433 📅 24.03.2025

8. Hukuk Dairesi         2023/5769 E.  ,  2025/2433 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1217 E., 2023/1537 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun kabulü ile davanın kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ: Karaman 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/216 E., 2023/147 K.
Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın esasına ilişkin olarak hüküm kurulması ile davanın kabulüne dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ve davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Yörede yapılan ilk tesis kadastro çalışmalarında dava konusu taşınmaz orman olarak tescil harici bırakılmıştır. Daha sonra 3402 sayılı Kanuna 5831 sayılı Kanun ile eklenen Geçici 8. maddesi kapsamında yapılan kadastro çalışmasında dava konusu taşınmaz 147 ada 366 parsel numarası verilerek 13.028,35 metrekare yüzölçümü ile tarla niteliğinde senetsizden davalı ... adına 30.06.2016 tarihinde tespit ve tescil edilmiştir. Orman kadastro çalışmaları ise 3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun) Ek-5. maddesine göre 2016 yılında yapılmıştır.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki tescil harici alan iken 3402 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi kapsamında 147 ada 366 parsel olarak tescil edilen taşınmaz için davalı adına ecrimisil tahakkuk ettirilmesi ve adı geçenin de tahakkuk ettirilen ecrimisil bedelini herhangi bir ihtirazi kayıt olmaksızın ödemesinden ve Hazinenin üstün malik olma hakkını tanımış olmasından kaynaklı, nizasız ve fasılasız zilyetlik şartının oluşmaması, 3402 sayılı Kanun'un 18. maddesine göre ekonomik yarar sağlanması ve tarım alanına dönüştürülmesi mümkün olan yerlerden olması itibarıyla Hazine adına tescil edilmesi gerekirken davalı adına tescil edilen Karaman ili Merkez ... köyü 147 ada 366 parsel sayılı taşınmazın tapu kadının iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; "dava konusu taşınmazın ilk tesis kadastrosu sırasında orman olduğu gerekçesi ile tescil harici bırakıldığı, dava konusu taşınmazın bulunduğu ... Köyü'nde 2016 yılında gerçekleşen Orman Kadastro çalışmaları sırasında orman sınırı dışında kaldığı, 28.04.2016 tarihli kadastro tutanağı ile davalı adına tescil edildiği, 1953 yılına ait hava fotoğraflarında taşınmazda kullanımın söz konusu olmadığı, 1987 ve 1990 yıllarına ait hava fotoğrafında taşınmazın kullanımda olduğu, tüm bu süreç boyunca taşınmazın bulunduğu bölgede kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığı, tescil harici bırakılan yerlerden olduğu, 1962 yılında bütünlemesi yapılmış 1963 yılıo baskı ve havai fotogrametri yöntemi ile kıymetlendirilmiş, 1989 yılında revizyonu yapılmış olan 1989 yılında basılmış memleket haritasında ise doğ ve güneydoğu kısımlarında yeşil renk ile boyalı ibreli ağaç rumuzlu olduğu diğer kısımlarında ağaç rumuzu bulunmaksızın beyaz renkli açıklık olduğu, bu memleket haritasında daha önceki verilerden de yararlanıldığı da dikkate alındığı taşınmazdaki imar ve ihyanın 1989 yılında önceki tarihte tamamlandığı, zira 1987 yılına ait hava fotoğrafında taşınmazın tamamında kullanımın olduğu, orka sonrasında düzenlenen Larende serisi Amenajman haritasında taşınmazın bulunduğu kısmın Z-7 rumuzu ile (ziraat) gösterildiği, taşınmazdaki eğimin %0-2 arasında olduğu, toprak muhafaza karakteri taşımadığı, bu vesile ile taşınmazın orman vasfında olmadığı, taşınmazın eğimin ve muhafaza karakteri taşımamasının eski sınırları ile belirgin olarak ayrılması da dikkate alında taşınmazın orman vasfında olmadığı taşınmazın zilyetlikle ediniminde hukuken herhangi bir engel bulunmadığı, keşif sırasında dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanları ile sabit olduğu üzere taşınmazda 20 yıldan fazla süredir davalı malikin kullanımının devam ettiği, herhangi bir kimseye kira ödemediği, davalının yaptığı ecrimisil ödemelerinin ise Yargıtay HGK'nın 2003/8-592-508 E-K sayılı içtihadı ile sabit olduğu üzere malik sıfatı ile zilyetliğe halel getirmeyeceği, zira ödeme yapılmaması halinde cebri icra tehdidi altında ödenmek zorunda kalınacağı davalının 3402 sayılı Yasa'nın 14.maddesinde belirtildiği şekilde 40 ve 100 dönümlük miktarı geçmediği, taşınmazın toprak ve topoğrafik yapısının taşlık, kayalık ve orman alanı bitki örtüsünden ayrılmış vaziyette olduğu, taşınmazın kendisine komşu ziraat parselleri ile bütünlük içerisinde bulunduğu anlaşıldığından ispatlanamayan davanın reddine" karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının usul ve kanunlara aykırı olduğunu, davalının tanık olarak gösterdiği ve keşifte dinlenen kimselerin ve resen tayin olunan mahalli bilirkişinin zilyetliğe ve süreye ilişkin iddiaları gerçek dışı olduğunu, taşınmaz sınırında orman bulunduğundan, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 713/3. maddesine göre Orman İdaresi davadan haberdar edilerek taraf teşkili sağlanmadığını, davalının ne zilyetlik şekli süresi, ne başlangıç ne de bitiş tarihi belli olmadığı, bu hususta davalı tarafca ileri sürülen iddialar hayali ve tahminden ibaret olduğunu, hayali, tahmini ve kuvvetli şüphe arz eden beyanlar, bilimsel değer atfetmeyen, eksik ve yetersiz yönleriyle gerçeği tam anlamıyla yansıtmayan, bilirkişi raporlarının tesirinde kalarak hüküm kurulduğunu, Mahkemece hukuken gerekse de yasal olarak netleşmemiş konulara değinmeksizin hareket etmiş, dava dosyası hakkında eksik ve yetersiz bir inceleme icra ettiğini belirterek Mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan inceleme sonucunda; "Dosya içeriği ve toplanan delillere göre 1953 yılı hava fotoğrafında dava konusu taşınmazda kullanımın olmadığı, komşu 181 ada 2 parsel sayılı orman nitelikli taşınmazla aynı meşe, katran ardıcı gibi türlerin olduğu orman ve jeodezi - fotogrametri bilirkişi raporunda belirtildiğinden dava konusu taşınmazın orman niteliğinde olduğu, öncesi orman olan taşınmazın zilyetlik süresi ne olursa olsun kazanılamayacağı kanaati ile davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır." gerekçeleriyle davacı ... vekilinin istinaf talebinin kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılarak yeniden hüküm tesisi ile davanın kabulüne, Karaman ili, Merkez ilçesi, ... köyü 147 ada 366 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptal edilerek orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmiştir.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz Karaman ili, Merkez ilçesi, ... köyü sınırları içerisinde bulunan 147 ada 366 parsel sayılı taşınmaz olup, tapuda tarla vasfıyla tescil edildiğini, mevcut hali ile 3402 sayılı Kanun'un 18. maddesine göre ekonomik yarar sağlanması ve tarım alanına dönüşmesi mümkün olan yerlerden olduğundan arsa vasfı ile Hazine adına tescili gereken yerlerden olduğunu, bu nedenle tesis edilen kararın taşınmazın vasfının orman olduğuna ilişkin kısmının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda dava konusu yerin zilyetlik yoluyla kazanılmasının önünde ne hukuki ne de fiili bir engelin bulunmadığı açık ve ayrıntılı olarak belirtildiğini, Mahkemenin tüm bunları dikkate almadan sadece 1953 yılı hava fotoğraflarında parsel üzerinde bir kullanımın bulunmadığından hareketle Mahkeme kararını kaldırarak davanın kabulüne karar vermesi doğru olmadığını, Mahkeme kararının dosya kapsamına ve yasal düzenlemelere aykırı olduğundun bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... davalı vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
3402 sayılı Kanun'un 36/A maddesi uyarınca harç alınmasına yer olmadığına, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.03.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
K A R Ş I O Y
Dava konusu taşınmaz kadastro çalışmaları sırasında tarla vasfıyla davalı adına tespit görmüş ve anılan tespitin kesinleşmesi üzerine de davalı adına tapuya tescil edilmiştir.
Davacı ... tarafından dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasıyla tapu iptali ve tescil davası açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiş, davacı tarafın istinaf istemi üzerine ise Bölge Adliye Mahkemesince, taşınmazın öncesi itibarıyla orman niteliğinde olması nedeniyle zilyetlikle kazanılmayacağından bahisle -İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılmak suretiyle- davanın kabulü ile taşınmazın orman niteliğiyle Hazine adına tesciline karar verilmiştir.
Bu hüküm, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiş; Sayın Çoğunluk Bölge Adliye Mahkemesi kararını isabetli bularak hükmün onanmasına karar vermiştir.
Somut olayda dava konusu taşınmazın öncesi itibarıyla orman niteliğinde olması sebebiyle zilyetlikle kazanılamayacağı, buna göre de davalının temyiz itirazlarının yerinde olmadığı hususunda Sayın Çoğunluk ile aramızda görüş ayrılığı bulunmamaktadır.
Buna karşılık davacı ... vekili temyiz dilekçesinde taşınmazın Hazine adına orman vasfıyla tescil edilmesinin hukuka aykırı olduğunu dile getirmiştir.
Bu bağlamda dava konusu taşınmazın kadastro tespiti sırasında tarla vasfıyla davalı adına tespit edildiği ve yine tarla vasfıyla tapuya tescil edilmiş olduğu görülmektedir.
Dahası orman mühendisi tarafından sunulan bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazın 2016 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastrosunda orman sınırları dışında bırakıldığı tespit edilmiştir.
Ziraat ve inşaat mühendisi bilirkişiler tarafından sunulan raporda da taşınmazda kuru tarım yapılmakta olduğu, taşınmazın 2. sınıf kuru tarım arazisi niteliğinde olduğu, halen de tarımsal amaçlı olarak kullanılmakta olup tarla vasfında bulunduğu ve keşif tarihi itibarıyla sürülü vaziyette olduğu belirtilmiştir.
Buna göre dava konusu taşınmazın mevcut durumunun orman vasfında olduğunun kabulü mümkün değildir. Öte yandan davacı ... tarafından taşınmazın orman niteliğinde olduğu ileri sürülmediği gibi tapuda tarla olan vasfının değiştirilmesi yönünde bir talepte de bulunulmamıştır. Aksine Hazine, taşınmazın orman vasfıyla tescil edilmesinin isabetli olmadığından bahisle temyiz kanun yoluna başvurmuştur. Ayrıca orman tahdit çalışmaları sırasında orman sınırları dışında bırakılan dava konusu taşınmaza ilişkin olarak Orman İdaresi tarafından bu sınırlandırma işlemine karşı açılmış bir dava da söz konusu değildir.
Tüm bu açıklamalar karşısında Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu taşınmazın tapuda kayıtlı bulunan tarla vasfının orman olarak değiştirilmesi ve taşınmazın bu vasıfla Hazine adına tesciline karar verilmesinin hukuki veya olgusal bir temelinin bulunmadığının kabulü gerekmektedir.
Bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik davacı ... tarafından yapılan temyiz isteminin kabulü ile taşınmazın tarla vasfıyla Hazine adına tescili gerektiği kanaatinde olduğumdan Sayın Çoğunluğun aksi yöndeki onama görüşüne katılmıyorum.