Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/1394 K.2025/2442

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2023/1394 📋 K. 2025/2442 📅 24.03.2025

8. Hukuk Dairesi         2023/1394 E.  ,  2025/2442 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/968 E., 2022/1426 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Çorum 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/153 E., 2021/390 K.
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararın, davacı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Çorum ili Mecizötü ilçesi ... köyü çalışma alanında 3402 sayılı Kanun'un geçici 8 inci maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmalarında, 106 ada 3 parsel sayılı taşınmaz, tarla niteliğiyle davalı adına tespit ve tescil edilmiştir.
Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; Çorum ili ... ilçesi ... köyünde 3402 sayılı Kanun'un geçici 8 inci maddesi doğrultusunda kadastro çalışmalarının yapıldığını, yapılan çalışmaların 16.12.2015 ile 14.01.2016 tarihleri arasında askıya çıkarılarak kesinleştiğini, 106 ada 3 parsel sayılı taşınmazın senetsizden davalı adına tespit edilerek tapuya kayıt ve tescil edildiğini, kadastrosu tamamlanan yerlerde tespit harici bırakılan bir yerin sonradan Medeni Kanun'un 713 üncü maddesine göre zilyetlik ve kazandırıcı zamanaşımı yoluyla tescilinin yapılabilmesi için taşınmazın niteliği itibarıyla kazanılmaya elverişli yerlerden olması, zilyetliğin kadastro tespit tarihinden sonra başlamış olması 3402 sayılı Kanun'un 17 nci maddesinde taşınmazın tarıma elverişli hale getirilmiş olması, ayrıca 14 üncü maddedeki şartların da mevcut olması gerektiği, ancak şartların oluşmadığı, dava konusu taşınmazın Hazine adına tespit görmesi gerekirken davalı adına tespit görerek tapuya kayıt ve tescil edildiğini, taşınmazın tapu kaydının iptali ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece (Çorum 1. Asliye Hukuk) Mahkemesince, "... bilirkişi raporu doğrultusunda dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunun anlaşıldığı ..." gerekçesiyle verilen davanın reddine dair önceki hükmün, davacı Hazine vekili tarafından, "dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu, zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığı, yeterli araştırma yapılmadığı, ayrıca miktar araştırmasının da yapılması gerektiği, tespit bilirkişilerinin tanık olarak dinlenmediği, taşınmazın orman vasfında olduğu" iddiasıyla istinaf edilmesi üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesinin 29.03.2019 tarihli ve 2019/333 Esas, 2019/611 Karar sayılı kararıyla; "... İlk Derece Mahkemesince, tesis kadastrosuna ilişkin orijinal kadastro paftası örneği getirtilerek çekişmeli taşınmazın neden tescil harici bırakıldığının belirlenmediği, hükme dayanak alınan orman bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmazı gösterir hava fotoğraflarının incelenmediği, jeodezi bilirkişi tarafından bir kısım hava fotoğraflarının incelemesinin yetersiz olduğu, sınırların belirgin olup olmadığının, toprağın işlenip işlenmediğinin ve taşınmazın orman niteliğinin değerlendirilmediği, stereoskop aleti ile üç boyutlu olarak değerlendirme yapılmadığı, 1955 tarihli hava fotoğrafları bulunduğu belirtildiği halde, eldeki dosyada en eski tarihli hava fotoğrafı olarak 1960 tarihli hava fotoğrafının incelendiği, komşu parsellere ait kadastro tutanak örnekleri ve varsa dayanağı kayıtlar getirtilmediği, bu suretle varsa komşu taşınmazların çekişmeli taşınmaz yönünü ne ve kimin yeri olarak okuduğu dahi belirlenmediği, 40/100 dönümlük norm kısıtlaması yönünden belgesiz araştırmasının yapılmadığı, imar-ihya hususunun incelenmediği, mera araştırması yapılmadığı ..." gerekçeleriyle davacı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-a.6 ncı maddesi gereğince kabulüne ve İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iade kararı sonrası yapılan yargılama neticesinde; "... dava konusu taşınmazın, 1960, 1990 ve 2005 tarihli hava fotoğrafının incelemesinde 484 ve 485 parsel sayılı taşınmazlar ile bir bütün olarak kullanıldığının ve açıklık olduğunun göründüğü, 1990 ve 2005 tarihli hava fotoğraflarında da dava konusu taşınmazın sürülü olarak göründüğü, imar-ihyasının bu yıllarda net bir şekilde yapıldığı ancak 1960 tarihli hava fotoğrafında da 484 ve 485 parsel sayılı taşınmazlar ile bir bütün olarak kullanıldığının görülüyor olması ve bu taşınmazların ...ve ... isimli kişilere ait tarla vasıflı taşınmazlar olması nedeniyle, bu yıllarda da imar ihya olduğunun söylenebileceği ve taşınmazların orman olmadığı, dört tarafının tarla vasıflı, şahıslara ait taşınmazlar olduğu, fiili durum itibarıyla 484 ve 486 parsel sayılı taşınmazlar ile bir bütün olarak kullanıldığı, zemin durumu itibarıyla tarımsal amaçlı olarak kullanılan tarım sahalarının devamı niteliğinde olduğu, memleket haritalarında ve orman amenajman planında orman sahası dışında kaldığı, tarımsal amaçlı kullanılan alanlardan olduğu, keşifte dinlenilen mahalli bilirkişi beyanlarından da tarım arazisi olduğu ve 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 1 inci maddesi gereğince orman sayılmayan alanlardan olduğu ..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hükmün, davacı Hazine vekili tarafından, "dava konusu taşınmazın 1986 yılında yapılan ve kesinleşen tapulama çalışmalarında tapulama harici orman olduğu, kazandırıcı zamanaşımı yoluyla kazanılamayacağı, devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olduğu" iddiasıyla istinaf edilmesi üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesinin 01.12.2022 tarihli ve 2022/968 Esas, 2022/1426 Karar sayılı kararıyla; "... taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu, fotogrametri bilirkişinin 1956, 1990, 2005 tarihli hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelenmesi sonucu taşınmazın tespit tarihine kadar ekonomik amaca uygun şekilde kullanıldığı, taşınmazların mera niteliğinde olmadığı, jeolog bilirkişi raporuna göre de aktif dere yatağında kalmadığı, adına tescil kararı verilenler yararına 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği ..." gerekçesiyle davacı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353/(1)-b.1 inci maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı Hazine vekili tarafından, "taşınmazın tapulama harici orman olarak tespit edildiği, zamanaşımı yoluyla kazanılamayacağı, zilyetlik şartlarının oluşmadığı, tespit harici bırakılan yerin orman kadastrosu kesinleşinceye kadar orman sayılacağı, kesinleşme tarihine kadar sürdürülen zilyetliğe değer verilmeyeceği, belgesiz araştırmasının yapılmadığı iddiasıyla" temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmazın 766 sayılı Tapulama Kanun hükümlerine göre 1986 yılında yapılan tesis kadastrosunda devlet ormanı olduğu gerekçesiyle tescil harici bırakıldığı ve bilahare 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Ek-5 inci maddesi hükümlerine göre 2015 yılında yapılıp kesinleşen kadastro çalışması sonucunda orman sayılmayan alanda bırakıldığı anlaşılmaktadır.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.