Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/5638 K.2025/2434

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2023/5638 📋 K. 2025/2434 📅 24.03.2025

8. Hukuk Dairesi         2023/5638 E.  ,  2025/2434 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2063 E., 2023/711 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın esasına ilişkin olarak hüküm kurulması ile davanın reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kaş Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2019/3 E., 2022/9 K.
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın esasına ilişkin olarak hüküm kurulması ile davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Yörede 3116 sayılı Orman Kanunu'na (3116 sayılı Kanun) göre orman kadastrosu yapılmış 10.12.1949 tarihinde kesinleşmiştir. Daha sonra 3116 sayılı Kanun uygulanmasına ait orman tahdit hattının aplikasyonu, 4785 sayılı Kanun uygulaması ile orman tahdit sınırları dışında kalmış olan ormanların sınırlandırılması ve 6831/3302 sayılı Kanun'la Değişik 2/B uygulaması çalışmaları yapılmış, 25.05.2015 - 26.06.2015 tarihleri arasında köyde askı suretiyle ilan etmiştir. Dava konusu 102 ada 37 no.lu parsel için süresi içinde Kaş Kadastro Mahkemesinde dava açıldığından kesinleşmemiştir. İlk tesis kadastro çalışmaları 3402 sayılı Kanun uyarınca 1999 yılında yapılmıştır. Dava konusu 102 ada 37 no.lu parsel, 27.04.1999 tarihinde tarla vasfında 3.569,91 metrekare yüzölçümü ile ... oğlu ... adına tespit edilmiştir.
Davacı asil dava dilekçesinde özetle; Antalya ili ... ilçesi ... ... semti Dayaklı mevki olarak okunan Kaş tapusu sicilinde muris babası ... adına 102 ada 37 parsel numarası ile kayıtlı taşınmazın murisin ölümü ile tarafına mirasçı evladı olarak mirasen intikal ettiğini, 102 ada 37 parsel sayılı taşınmaz üzerinde yapılan 2/B Kadastro çalışmalarında orman sınırları içerisine alındığını, oysa söz konusu olan bu taşınmazın en az 80 ve 90 yılı aşkın zamandan beri tarım arazisi vasfında olduğunu, hal böyle iken söz konusu bu taşınmazın ormanla ilgisinin ve alakasının olmadığı halde orman vasfı ile orman sınırları içerisine alınmasının hukuken kanunlara aykırılığı olduğu gibi tarafınca da mağdur edilmekte olduğunu bu nedenlerle ... ilçesi ... Mahallesi ... semti 102 ada 37 parsel sayılı tapu kaydında Dayaklı mevkisi okunan ve murisin ölümü ile tarafına mirasen intikal eden iş bu taşınmaz üzerinde kadastro çalışmalarında davalı ... İdaresi adına yapılan tespit ve tescilin iptaline ve söz konusu taşınmazın davacı adına tapuya tespit ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; "taşınmazın 1949 yılı kesinleşen orman tahdidi içerisinde kaldığı ve buna rağmen 1999 yılında 3402 sayılı yasaya göre yapılan tesis kadastrosunda davacının murisinin adına tarla vasfıyla tespit edildiği ve kesinleşerek adına dosyaya sunulan tapu kaydı çıkartıldığı, davacının buna dayanarak orman ve 2B sınırının iptalini talep ettiği belirlenmiş, kesinleşen orman sınırında kalan taşınmazın tesis kadastro çalışmalarında hatalı olarak gerçek kişiye tespit ve devamında tescil edildiği, devletin hüküm ve tasarrufunda bulunan orman alanlarının zilyetlikle iktisap edilemeyeceğine dair Kadastro Kanunu 16. maddesi gereği ayrıca tesis kadastrosundan sonraki süreçte 2B ye ayrılan kısımları ile alakalı olarak 2/B ye ayrılan taşınmaz bölümlerinin Hazine adına tapaya kayıt ve tescil edileceği, gerçek kişilerin ancak zilyet olarak beyanlar hanesine şerh düşülebileceği hususu düşünülmüş ve davanın reddine, dava konusu Antalya ili ... ilçesi Dere mahallesi 102 ada 37 parsel sayılı taşınmazın harita bilirkişisi raporunda (B) ve (D) harfleri ile gösterilen ve sırası ile 1905.83 ve 130.25 m² yüzölçümlerine sahip bölümlerin aynı adada ayrı parsel numaraları verilerek orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tescillerine, dava konusu Antalya ili, ... ilçesi, Dere mahallesi 102 ada 37 parsel sayılı taşınmazın harita bilirkişisi raporunda (A) ve (C) harfleri ile gösterilen ve sırası ile 194.91 ve 1338.92 m² yüzölçümlerine sahip bölümlerin aynı adada ayrı parsel numaraları verilerek 2/B vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tescillerine" karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kaldırma kararı öncesi davanın reddine karar verildiğini, ikinci kararda ise ayrı ayrı hüküm kurulduğunu, raporun tek başına hüküm kurmaya elverişli olmadığını,
2/B'ye ilişkin hüküm kurulurken zilyetlik tespiti yapılmadığını belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan inceleme sonucunda; "dosya içerisinde bulunan fen ve orman bilirkişisi raporuna göre, Dere köyünde dava konusu taşınmazın bulunduğu mevkide 1949 yılında yapılan 3116 sayılı Kanun uygulamalarında davaya konu taşınmazın "Devlet Ormanı" olarak sınırlandırılan alanlar içerisinde kaldığı, taşınmaz orman tahdit kadastrosu sınırı olan O.T.S. 4217/19-4217/20-4217/21-4217/22-4217/23 nolu orman hattıyla çevrili (P.7-P.10) alanların batı kısmında kaldığı, Antalya ili ... ilçesi Dere köyünde 6831 Sayılı Orman Kanununa göre; 26 no'lu Orman Kadastro Komisyonunca 6831/3302 sayılı kanunla değişik 2/B maddesi uygulanması çalışması yapıldığı, 13.05.1993 tarihinde itirazlı yerler hariç kesinleştiği, Kaş Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/19 esas ve 2007/26 karar sayılı kararıyla bu çalışmaların yok hükmünde sayılmasına karar verildiği, dava konusu 102 ada 37 nolu parselin bulunduğu Dere köyünde Tapu Kadastro Müdürlüğü'nce 3402 sayılı yasa uygulaması yapılmış çalışma sonuçları 25.03.1999-26.04.1999 tarihleri arasında askıya çıkartılmış ve süresi sonunda itirazlı yerler dışında kalanlar için kesinleştiği, dava konusu 102 ada 37 parsel, 27.04.1999 tarihinde tarla vasfında (3569,91m²) olarak ... oğlu ... adına tespit edildiği, Dere köyde 5 no'lu Orman Kadastro Komisyonu 3116 Kanun uygulamasına ait orman tahdit hattının aplikasyonu, 4785 sayılı kanun uygulaması ile orman tahdit sınırları dışında kalmış olan ormanların sınırlandırılması ve 6831/3302 sayılı kanunla değişik 2/B uygulaması çalışmalarına 12.04.2012 tarihinde başlandığı, 25.05.2015-26.06.2015 tarihleri arasında köyde askı suretiyle ilan edildiği, dava konusu parsel için süresi içinde Kaş Kadastro Mahkemesinde dava açıldığından kesinleşmediği, yapılan çalışmalar ve keşif sonrası Fen Bilirkişisince yapılan krokide A-B-C-D harfleri ile belirlendiği, A-C harfleriyle belirlenen kısımlarının 6831/3302 Yasa ile değişik 2/B maddesi uygulanmasına göre Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılan yer olduğu, taşınmazların, 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini kaybettiği için orman sınırları dışına çıkartılan (P.XCIII) nolu alanlar içerisinde kaldığı, 102 ada 37 nolu taşınmazın B-D kısımlar ise tahdidi kesin devlet orman içerisinde kaldığı, bir yerin orman olup olmadığının öncelikle orman kadastro harita ve tutanaklarının zemine uygulanması ile tespit edileceği, anlaşıldığından mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir usulsüzlük yok ise de ilk kararda davanın reddine karar verildiği ilk hüküm davalı OGM tarafından istinaf edilmediği gibi davalının böyle bir talebi de olmadığı halde tapu iptale karar verilmesi doğru olmadığı" gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, Kaş Kadastro Mahkemesinin 23.05.2022 tarihli ve 2019/3 Esas, 2022/9 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b-2 maddesi uyarınca davanın yeniden esasına ilişkin olarak yeniden hüküm tesisi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf gerekçeleriyle kararı temyiz etmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 345,55 TL'nin temyiz eden davacı ...'dan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.