Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/5626 K.2025/2436

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2023/5626 📋 K. 2025/2436 📅 24.03.2025

8. Hukuk Dairesi         2023/5626 E.  ,  2025/2436 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/281 E., 2023/975 K.
KARAR : İstinaf başvurularının esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Of 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/32 E., 2022/437 K.
Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı ... İdaresi vekili ve davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava konusu Trabzon ili Of ilçesi ... Mahallesi 101 ada 1 parsel sayılı taşınmaz 7.044.448,93 metrekare yüzölçümü ile belgesizden orman vasfıyla Hazine adına tespit edilmiş, bu tespit 06.09.2011 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacılar dava dilekçesinde özetle; Trabzon ili Of ilçesi ... Mahallesinde yapılan kadastro çalışmaları sonucu davacılara ait taşınmaz bölümünün 101 ada 1 parsel sayılı içinde tespit edilerek orman vasfıyla tapuya tescil edildiğini, çekişmeli kısmın kuzeyinin yol ile çevrili olduğunu, diğer kısımlarının ise şahıs parselleri ile çevrili olduğunu, dava konusu taşınmazın 10 dönümden fazla olduğunu, davacılara ait olduğunu, taşınmazın uzun yıllardır tarım arazisi olarak kullanıldığını ve ormanla bir ilgisi bulunmadığını, taşınmaz üzerinde çay ve fındık tarımı yapıldığını belirterek dava konusu Trabzon ili Of ilçesi ... Mahallesi 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazın keşif esnasında sınırları gösterilecek olan kısmının tapu kaydının iptali ile davacılar adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; "dava konusu taşınmazın kadastro tutanağı incelemesinde 6831 sayılı Orman Kanununa göre orman kadastrosu yapılmamış orman sayılan yerlerden olduğundan bahisle orman vasfı ile T.C Maliye Hazinesi adına tespit edildiği anlaşılmıştır. Mahallinde mahkeme heyetimizce bir fen bir ziraat ve bir orman bilirkişisi refakatinde keşif yapılmış Orman Bilirkişisi raporunda stereoskop aletiyle yöreye ait en eski tarihli hava fotoğrafları üzerinde yaptığı incelemede dava konusu taşınmazın orman alanlarının bulunduğu ve dava konusu taşınmazın tamamının orman vasfında olduğu ve orman bütünlüğünü oluşturduğunu belirtmiştir. Bu itibarla, dava konusu taşınmazın bir kısmının 1966 tarihli memleket haritasında açık alanda gözükmesi bu olguyu değiştirmez. Etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar, özel mülke dönüşüp tarım ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır. Nitekim Yargıtay (Kapatılan) 20.Hukuk Dairesinin bu yoldaki kararları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ve yerleşik kararlar halini almıştır. Keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler davacıların uzun yıllardır buraya zilyet olduğunu beyan etmişler ise de tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3403 sayılı Kanun) 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 tarihli ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 tarihli ve 7/25 E.K. sayılı kararlarıyla; iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kadastro Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un (5304 sayılı Kanun) 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan; bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğundan davacıların sürdürmüş olduğu zilyetliğe değer verilmediği" gerekçesiyle davacının davasının reddine karar verilmiştir.
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; orman bilirkişisi raporunun hüküm kurmaya yeterli olmadığını, dava konusu taşınmazın orman sayılan alanlar içinde kaldığının tespit edilmesinin hatalı olduğunu, gerek hava fotoğraflarında gerekse amenajman planında taşınmazın büyük kısmının açıklık alan olduğunun görüldüğünü, yine memleket haritasında da taşınmazın açıklık alanda yer aldığını, jeodezi ve fotogrametri bilirkişilerinden rapor alınmadığını, taşınmazın kadimden beri tarım alanı olarak kullanılması, orman arazisinden belirgin olarak ayrılmış olması dikkate alınmadığını, ziraat bilirkişisi raporunda taşınmazın kadimden beri tarımsal üretim amaçlı kullanıldığı, toprak yapısının çay ve fındık üretimine uygun olduğu ve orman toprağı olmadığı belirtildiğini, raporlar arasındaki çelişki giderilmeden karar verilmesinin doğru olmadığını, taşınmazın güneyinde, doğusunda ve batısındaki araziler tapulu araziler olduğunu, batıdaki ve güneydeki arazileri dava konusu taşınmazdan araba yolunun ayırdığını, geniş paftaya bakıldığında taşınmazın kuzeyinde de (daha yüksek rakımda) tapulu araziler olduğunun görüleceğini, bu açıdan taşınmaz orman bütünlüğü içerisinde de olmadığını, Mahkemece eksik inceleme ve araştırma yapıldığını beyanla, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... İdaresi vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın reddine ilişkin Mahkeme kararının esas bakımından usul ve kanuna uygun olduğunu, davaya konu edilen taşınmazın bölümünün değerinin bilirkişiler tarafından 549.006,25 TL olarak belirlendiğini, eldeki dava nisbi harca tabi bir dava olduğundan davanın reddine karar verilmesi durumunda da davalı taraf lehine keşfen belirlenen değer üzerinden nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, buna rağmen Mahkemece maktu vekalet ücretine hükmedildiğini, verilen kararın vekalet ücreti yönünden usul ve kanuna aykırı olduğunu beyanla, İlk Derece Mahkemesi kararının sadece vekalet ücreti yönünden kaldırılarak davalı İdare lehine nisbi vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince; "Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde ve değerlendirilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamasına, kamu düzenine aykırı bir hususun tespit edilememiş olmasına, orman mühendisi bilirkişi tarafından yöreye ait en eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritaları üzerinde yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmaz bölümünün evveliyatında orman sayılan yerlerden olduğunun anlaşılmasına, harçlandırılmış dava değeri üzerinden dava niteliği gereği vekalet ücreti takdiri yerinde olmasına ve tüm dosya kapsamına göre, Mahkeme kararının usul ve kanuna uygun olduğu anlaşılmış ve tarafların istinaf başvurusunun esastan reddine" karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf gerekçeleriyle kararı temyiz etmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 345,55 TL'nin temyiz edenlerden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.