Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/5496 K.2025/2216

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2023/5496 📋 K. 2025/2216 📅 17.03.2025

8. Hukuk Dairesi         2023/5496 E.  ,  2025/2216 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2023/8 E., 2023/9 K.
Taraflar arasında görülen kadastro tespitine itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı dava dilekçesinde; Kadirli ilçesi ... köyü, 628 parsel sayılı taşınmazın Hazine adına tespit edildiğini, ancak bu taşınmaz içinde kalan 590 metrekarelik kısmı 2001 yılında ...'dan muhtar tasdikli satış senedi ile aldığını, taşınmazın Belediye mücavir alanı içerisinde kaldığını, tüm kamusal hizmetlerden yararlandığını belirterek, tespitin iptali ile taşınmazın adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi, dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar vermiş; hükmün, davacı, davalı Hazine vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesinin isabetsiz olduğu belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; dava konusu taşınmazın toprak türünün orta taşlı, kumlu, killi, balçık toprak tipinde olduğu, arazi meyilinin %20-25 olmakla meyil bakımından toprak muhafaza karakteri taşıdığı, orman bütünlüğünü bozduğu, su ve toprak rejimine zarar verdiği, dava konusu taşınmazın 1957 yılı basımlı en eski memleket haritasında çalılık olarak gösterildiği, 2001 yılı yapımı amenajman planı haritasında Çza rumuzu ile orman olarak gösterildiği, taşınmazın bulunduğu ... köyünde orman kadastrosunun 1995-1996 yıllarında yapıldığı ve taşınmazın orman sayılan yer içerisinde kaldığı, 2003 yılında ... köyünde yapılan arazi kadastrosunda söz konusu yerin orman vasfı ile Hazine adına tespitinin yapıldığı, 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine ve Bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanuna (4785 sayılı Kanun) göre devletleştirilen dolayısıyla 5658 sayılı Kanuna göre de iadeye tabi yerlerden olmadığından 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2896 sayılı Kanun ile değişik 1. maddesine göre orman sayılan yerlerden olduğu, 1957 yılı memleket haritasında dava konusu taşınmazın tamamının maki ve fundalık alana isabet ettiği, orman ve toprak muhafaza karakteri taşıdığı, orman sayılan yerlerden olduğu gerekçeleriyle, davanın reddine, Osmaniye ili Kadirli ilçesi ... köyü eski 628 parsel (N/37 numara ile işaretli 503.82 metrekare yüzölçümlü) sayılı taşınmazın bulunduğu adanın son parsel numarası verilmek sureti ile orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Hüküm, davacı tarafından bozma ilamı doğrultusunda araştırma yapılmadığı ileri sürülerek, davalı Hazine vekili tarafından vekalet ücreti yönünden temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir. Dosya kapsamında yapılan incelemede, çekişmeli Osmaniye ili, ... ilçesi, ... köyü, 628 parsel sayılı 2.830.427,89 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın, 21.05.2003 tarihinde orman niteliğiyle Hazine adına tespit edildiği, kadastro tespitinin 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 11. maddesi uyarınca 07.07.2003-06.08.2003 tarihleri arasında askı ilanına çıkarıldığı anlaşılmaktadır.
İlk Derece Mahkemesince, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm vermeye yeterli değildir.
Şöyle ki; dava dosyasının bozma ilamı sonrasında Mahkemenin 2014/25 Esasına kaydedildiği, sonrasında ise tefrik edilerek 2023/8 Esas sayılı dosyası üzerinden karar verildiği, tefrik dosya kapsamında mevcut bilirkişi raporlarının fotokopi olması nedeniyle rapor eklerinde bulunan kroki, harita ve fotoğrafların renksiz ve okunaksız olduğu, bu nedenle denetime elverişli bulunmadığı, yine birleşen her bir dava konusu taşınmaz yönünden ayrı ayrı inceleme ve değerlendirme içermediği, soyut, genel ifadelerle bilimsel gerekçe ve maddi bulgulardan uzak olduğu ve hüküm kurmaya elverişli bulunmadığı, ayrıca yargılama esnasında çekişmeli taşınmazın 3402 sayılı Kanun'un 22/a maddesi uyarınca uygulama kadastrosuna tabi tutulmasına rağmen, Mahkemece infazda tereddüt hasıl olacak şekilde kaydı kapatılan parsel numarası üzerinden hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
O halde; Mahkemece öncelikle, çekişmeli taşınmazın uygulama tespit tutanağı ve tapu kaydı ile yöreye ait en eski tarihli ve tüm memleket haritaları ile hava fotoğrafları, varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları Mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi bilirkişi, bir ziraat mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla davalı her bir taşınmaz bölümü başında yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116 sayılı Orman Kanunu, 4785 sayılı Kanun ve 5658 sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı;
zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; Orman Kadastrosu ve 2/B Uygulama Yönetmeliğinin 14. maddesinin (m) ve (o) bentlerinde açıkça belirtildiği üzere, maki ve fundalıklarla kaplı alanların orman sayılan yerlerden olduğunun kabul edilebilmesi için, taşınmazın eğiminin %12'den fazla olmasının yanında orman ve orman toprak muhafaza karakteri, üzerindeki bitki formasyonu ile taşkınları, şiddetli yağış sonrası oluşan zararlı akışları, toprak erozyonu, toprağın strüktür ve tekstürünün bozulmasını önleyici, su verimini artırıcı etkisi bulunan yerlerden olması gerektiği hususları da araştırılmalı; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten, önceki bilirkişi raporlarını da irdeler şekilde, müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak nitelikte, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır.
Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisinden taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, önceki bilirkişi raporlarını da irdeler şekilde, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, uygulama kadastrosu sonucu oluşan güncel parsel kayıtları üzerinden keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli, 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği Tapu Müdürlüğü ve ilgili Kadastro Müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak ve çekişmeli parselin davalı olduğu diğer dava dosyalarının da birleştirilerek görülmesi suretiyle, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre infaza elverişli bir hüküm kurulmalıdır.
İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davacı ve davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
17.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.