Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/6247 K.2025/2214

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2023/6247 📋 K. 2025/2214 📅 17.03.2025

8. Hukuk Dairesi         2023/6247 E.  ,  2025/2214 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1147 E., 2023/1149 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bozüyük 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/621 E., 2020/61 K.
Taraflar arasındaki tapu iptali ve taşınmazın mera özel siciline kaydedilmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının davacı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; Bilecik ili Mera Teknik Ekibi tarafından İl Mera Komisyonu kararı gereği ek mera tespit çalışmaları kapsamında ... ilçesi ... köyünde çalışma yapıldığını, askı ilan süreci sonucunda işlemlerin itiraz edilmeksizin kesinleştiğini, dava konusu edilen 110 ada 51 parsel sayılı taşınmazın 12 dekarlık kısmının halen mera vasfında olduğunu ve bu amaçla kullanıldığını, mera, yaylak ve kışlakların Mera Kanunu'nun 4/3 üncü maddesi gereğince özel mülkiyete konu edilemeyeceğini, amacının dışında kullanılamayacağını, zamanaşımı uygulanamayacağını, sınırlarının daraltılamayacağını, 1937 yılı tahrir kayıtlarında taşınmazın bir kısmının mera olduğunu belirterek, orman vasfıyla kayıtlı taşınmazın tapu kaydının iptali ile 12 dekarlık bölümünün mera olarak özel sicile tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi, dava konusu yerin kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde bulunduğu, geçmişte kısmen de olsa orman olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar vermiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, çekişmeli taşınmazın 1992 yılında 44 no.lu Orman Kadastro Komisyonu tarafından tahdit içine alındığı, 1995 yılında kesinleşen arazi kadastrosu sırasında Koca Çayır Devlet Ormanı olarak sınırlandırıldığı, dava tarihi itibarıyla hak düşürücü sürenin geçtiği anlaşıldığından davanın reddine dair Mahkeme kararında usul ve esas yönünden kanuna aykırı bir husus bulunmadığı belirtilerek, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince yazılı şekilde karar verilmiş ise de, verilen karar usul ve kanuna uygun bulunmamaktadır.
Şöyle ki; 6100 sayılı Kanun'un 353/1-b.2 maddesinde yer alan, " Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, ... Duruşma yapılmadan karar verilir." şeklindeki düzenleme uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinin hatalı veya yeterli bulunmaması halinde, mutlaka İlk Derece Mahkemesi kararının bütünüyle kaldırılması ve yeniden hüküm fıkrasının oluşturulması zorunludur.
Somut olayda, İlk Derece Mahkemesince, çekişmeli taşınmazın kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde bulunduğu, geçmişte kısmen de olsa orman olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesince yapılan istinaf incelemesinde ise çekişmeli taşınmazın 1992 yılında 44 no.lu Orman Kadastro Komisyonu tarafından tahdit içine alındığı, 1995 yılında kesinleşen arazi kadastrosu sırasında Koca Çayır Devlet Ormanı olarak sınırlandırıldığı, dava tarihi itibarıyla hak düşürücü sürenin geçtiği belirtilerek istinaf taleplerinin reddine karar verildiği anlaşılmakla, temyize konu kararda İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi değiştirildiğine göre, Bölge Adliye Mahkemesince yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekirken istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Ayrıca, çekişmeli 110 ada 51 parsel sayılı taşınmaz orman vasfıyla Hazine adına kayıtlı olup, davacı Hazine vekili tarafından taşınmazın bir bölümünün mera vasfında olduğu iddiası ile tapu iptali ve mera özel siciline tescili talep edilmiştir. 3402 sayılı Kanun'un 16 ncı maddesi uyarınca meralar kamu malı niteliğinde bulunduğundan, Hazine tarafından açılacak bu tür davaların (10) yıllık hak düşürücü süreye tabi olmadığı hususu yerleşmiş Yargıtay kararları ile istikrarlı bir şekilde uygulanmaktadır.
Hal böyle olunca; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından somut davada hak düşürücü süre uygulanamayacağı gözetilerek, işin esasına girilmesi gerekirken, davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı belirtilmek suretiyle istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi usul ve kanuna uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.