Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/5446 K.2025/2179
8. Hukuk Dairesi 2023/5446 E. , 2025/2179 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/363 E., 2023/350 K.
KARAR : Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Muğla ili Fethiye ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 1992 yılında yapılan kadastro neticesinde 1105 parsel sayılı taşınmaz 6200 m² yüz ölçümüyle tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiş, ...'in Hazine'ye karşı açmış olduğu zilyetliğe dayalı kadastro tespitine itiraz davası neticesinde Fethiye Kadastro Mahkemesi'nin 1992/47 Esas, 1993/112 Karar sayılı kararıyla davanın reddine tespit gibi tescile karar verilmiş, hüküm münderecattan geçerek 25.08.1995 tarihinde kesinleşmiş, 2015 yılında yapılan 22/a yenileme kadastrosu neticesinde 171 ada 2 parsel nosuyla 5903,97 m² yüz ölçümüyle tespit edilmiştir.
Davacı ... İdaresi dava dilekçesinde; Arpacık köyü 1105 parsel sayılı 6.200,00 m² yüzölçümündeki taşınmazın, kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığı iddiasıyla taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptal edilerek orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline ve davalının elatmasının önlenmesine karar verilmesi istemleriyle dava açmıştır.
Mahkemece; "...dava konusu taşınmazın orman içi açıklık niteliğinde orman sayılan yerlerden olduğu..." gerekçesiyle davanın kabulüne, çekişmeli 1105 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, davalı tarafça yapılan müdahalenin men’ine karar verilmiş, hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi'nin 22.01.2020 tarihli ve 2019/6086 Esas 2020/267 Karar sayılı kararı ile; "...dava tahdide dayalı tapu iptali ve tescil davası olduğundan Mahkemece dava konusu taşınmazın tahdide göre konumu belirlenerek hüküm kurulması gerekirken, yöredeki tahdit evrakları getirtilmeksizin taşınmazın orman içi açıklık niteliğinde orman sayılan yerlerden olması nedeniyle davanın kabülüne karar verilmiş olmasının doğru olmadığı, dava konusu taşınmazın sınırında yer alan 1103 sayılı parsel (yeni 171 ada 1 parsel) için Orman Yönetimince tapu maliki aleyhine açılan benzer davada taşınmazın tarım arazisi olması nedeniyle verilen red kararının Daire tarafından onandığı, bu haliyle çekişmeli taşınmazın dört tarafının ormanla çevrili orman içi açıklık niteliğinde olmadığı, ayrıca orman bilirkişi tarafından hazırlanan ilk raporda taşınmazın bir bölümünün 1947 yılında 3116 sayılı Kanuna göre yapılan tahdide göre orman sınırları içinde olduğu belirtilmiş olmasına rağmen Dairenin iade kararı üzerine hazırlanan ek raporda ise tamamının orman sınırları dışında olduğunun belirtildiği, dosyada iade kararına rağmen yörede yapılan tüm tahdit evrakları getirtilmediğinden raporların bu anlamda denetlenemediği, taşınmazın tahdide göre konumu hususunda tereddüt meydana geldiği, bu nedenlerle; Mahkemece çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede yapılan orman kadastro çalışmaları araştırılarak tüm çalışmalara ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile dava konusu taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örnekleri dosya içine alındıktan sonra önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir harita mühendisinden veya bir tapu fen memurundan oluşturulacak iki kişilik bilirkişi kurulu marifetiyle yeniden yapılacak keşifte yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmesi, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanması gerektiği, el atmanın önlenmesi talebi yönünden de; davanın açıldığı tarihte dava konusu taşınmaz davalı adına tapuda kayıtlı olup, davalının haksız bir tasarruf ve elatmasından söz edilemeyeceği, bu itibarla, Mahkemece elatmanın önlenmesine ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerektiği...." gerekçesiyle bozma kararı verilmiş, bozma sonrası Mahkemece yapılan yargılama sonunda; dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddine, Muğla ili Fethiye ilçesi ... Mahallesi 171 ada 2 parsel sayılı tarla niteliği ile Hazine adına kayıtlı taşınmazın tapu kaydının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına kayıt ve tesciline, davacının elatmanın önlenmesine ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm davalı Hazine vekilince temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazine'den harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
17.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.