Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/3436 K.2025/1708

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2023/3436 📋 K. 2025/1708 📅 03.03.2025

8. Hukuk Dairesi         2023/3436 E.  ,  2025/1708 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/111 E., 2022/213 K.
Taraflar arasında görülen tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı Hazine vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... köyü, ... mevkiinde kain, 2232 parsel sayılı taşınmazın güneyinde bulunan ve krokide (A) harfi ile gösterilen 1368,61 m² yüzölçümlü taşınmazın zilyedi olduğunu, müvekkilinin 2232 parsel sayılı taşınmaz ile birlikte dava konusu yerin zilyetliğini de devraldığını, dava konusu taşınmazda müvekkilinin eklemeli zilyetliğinin 20 yılı aşkın olduğunu, taşınmazın önceki maliki Mehmet Güney'in 2232 parsel sayılı taşınmazı 1987 yılında satın aldıktan sonra dava konusu çalılığı imar ve ihya ettiğini, zeytin ağaçları diktiğini, zilyetlikle kazanma koşullarının gerçekleştiğini belirterek, ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 1368,61 m² miktarlı taşınmazın müvekkili adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi, zilyetlikle iktisap koşullarının davacı lehine gerçekleştiği gerekçesi ile davanın kabulüne, dava konusu ... ili, ... ilçesi, ... köyü, ... mevkiinde bulunan fen bilirkişisi krokisinde (A) harfi ile gösterilen 1368.61 m2'lik taşınmazın zeytinlik vasfı ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar vermiştir. Hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi, kadastro sırasında tespit harici bırakılan yerler için açılacak tescil davalarında husumetin, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun)
713/3. maddesinde Hazine ve ilgili kamu tüzel kişilerine yöneltilmesi gerektiğinin düzenlendiği, buna göre ...'nın da davaya dahil edilmesi suretiyle taraf koşulu sağlandıktan sonra işin esasına girilerek iddia ve savunma doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılıp, delillerin değerlendirilmesi suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken dava şartı olan taraf koşulu usulünce sağlanmadan davanın esasına girilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinin isabetsiz olduğu, kabule göre de dava konusu taşınmazın imar planı kapsamında kalıp kalmadığı, kalıyorsa imar planının hangi tarihte kesinleştiği hususunun araştırılmadığı, 1'er kişilik ziraat bilirkişi ve orman bilirkişisinden rapor alınarak çekişmeli taşınmazın niteliğinin belirlenmesine çalışıldığı, çekişmeli taşınmaz bölümünün 3402 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmalarına konu olup olmadığının net olarak belirlenmediği, çekişmeli taşınmaz üzerindeki zilyetliği en iyi belirleme yöntemi olan hava fotoğraflarından yararlanılmadığı gerekçeleriyle, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermiştir. Davacı vekili tarafından bu karara karşı karar düzeltme yoluna başvurulmuş, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince istemin reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, davanın kabulüne, fen bilirkişisinin 28.04.2017 havale tarihli krokisinde (A) harfi ile gösterilen 1.368,55 metrekarelik taşınmazın zeytinlik vasfı ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi, İlk Derece Mahkemesince, zilyetlik süresinin belirlenmesinde esaslı unsur olan hava fotoğraflarından yöntemine uygun şekilde yararlanılmadığı, taşınmaz bölümü üzerindeki imar-ihyanın tamamlanıp tamamlanmadığının ve zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi amacıyla çekişmeli taşınmaz bölümünün 16.10.2008 tarihinde kesinleşen imar planının kapsamında kaldığının anlaşılması nedeniyle, imar planın kesinleştiği tarihten 15-20-25 yıl öncesine ait en az 3 ayrı döneme ait hava fotoğrafının dosyaya getirtilerek incelenmesi gerektiği halde, sadece söz konusu hususlarda kanaat vermekten uzak 1943 yılına ait hava fotoğrafının incelenmesiyle yetinildiği, taşınmaz bölümünün evveliyatı, kullanım süresi, niteliği ve üzerindeki imar-ihya işlemlerinin tamamlanıp tamamlanmadığı hususlarına ilişkin açıklama içermeyen yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulduğu gerekçesiyle, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, çekişmeli taşınmaz bölümünün imar planının onay tarihi olan 16.10.2008 tarihininden 15-20-25 yıl öncesine ait hava fotoğraflarının dosya arasına alındığı, eksik usuli işlemlerin tamamlanarak bozma ilamına uygun şekilde keşif yapıldığı, heyet raporunda dava konusu taşınmaza ilişkin hava fotoğraflarının irdelendiği, davaya konu taşınmazın kesinleşmiş orman kadastrosu çalışmalarına göre orman niteliğinde olmadığı, 1980 yılından itibaren üzerindeki çalılık örtüsü temizlenerek zeytinlik haline getirildiği ve imar ihyanın tamamlanmış olduğu, 40 yıldan beri de zeytinlik olarak kullanıldığı, bu haliyle diğer sınırlamalar dışında zilyetlik yoluyla kazanılmasında kesinleşmiş Orman Kadastrosu yönünden bir engel bulunmadığı, imar ve ihyanın 1980 yılında tamamlanmış olduğu ve o tarihten bu yana nizasız ve fasılasız olarak malik sıfatıyla kullanıldığından zilyetlik yoluyla tescilinin mümkün olduğunun belirtildiği, dinlenen mahalli bilirkişi beyanları ile davacı lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla iktisap koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu ... ili ... ilçesi ... Mahallesi ... mevkiinde bulunan, 24.01.2022 tarihli heyet bilirkişi raporu ekinde yer alan krokide (A) harfi ile gösterilen toplam 1.368,61 m²'lik tescil harici bırakılan taşınmazın zeytinlik vasfı ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Davalı Hazine vekili, dava konusu taşınmazın 1958 yılı memleket haritasında yeşil renkli alanda kaldığını ve orman sayılan yerlerden olduğunu, bu nedenle 1963 yılında yapılan tapulama çalışmalarında çalılık olarak tescil harici bırakıldığını, ilk zilyet hakkında belgesizden edinilen taşınmaz miktarının araştırılmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararını temyiz etmiştir.
Davalı ... vekili, çekişmeli taşınmazın özel mülkiyete elverişli yerlerden olmadığını, imar ihya şartlarının oluşmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararını temyiz etmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekili ve davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıdaki açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
5.843,00 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 17.529,00 TL'nin temyiz eden davalı ...'ndan alınmasına,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
03.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.