Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/5425 K.2025/1702
8. Hukuk Dairesi 2023/5425 E. , 2025/1702 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/682 E., 2023/699 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Alanya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/209 E., 2021/507 K.
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul kısmen reddine, davalı Belediyeler hakkında açılan davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili ve davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun yargılama giderleri yönünden kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabul kısmen reddine, davalı Belediyeler yönünden davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, dava dilekçesinde; .. ili .. ilçesi .. kasabası ... Mahallede bulunan yaklaşık 7.000 m² yüzölçümündeki, doğusu yol, batısı davacı adına kayıtlı tapulu arazi, kuzeyi ve güneyi ... tarlası ile çevrili taşınmazın yaklaşık 55 yıldır müvekkilinin zilyetliğinde olduğunu, müvekkilinin taşınmazı her yıl düzenli olarak ekip diktiğini, taşınmaz içerisinde 1963 yılında yapmış olduğu evde oturduğunu, içinde 50 yaşında 20 adet zeytin, 20 adet badem, 10 adet incir ve 5 adet keçiboynuzu ağacı olduğunu, oturduğu evin elektrik ve su aboneliği olduğunu, çevrede herkesin bu taşınmazın davacıya ait olduğunu bildiğini, taşınmazın Hazine ve Orman ile bir ilgisinin olmadığını, sahipli arazilerle çevrili olduğunu, taşınmazın vergisini uzun yıllardır ödediğini, yapılan tapulama çalışmalarında tespit harici ve orman kadastro çalışmalarında da orman sınırları dışında bırakıldığını, taşınmazda zilyetlik ile tescil koşullarının oluştuğunu belirterek, taşınmazın müvekkili adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiş; 16.12.2014 tarihli dilekçesiyle çekişmeli taşınmazın imar uygulaması sonucunda 4332 parsel olarak tapuya tescil edildiğini haricen öğrendiklerini, davayı tapu iptali ve tescil davası olarak ıslah ettiklerini bildirmiştir.
İlk Derece Mahkemesi, dava konusu taşınmazın tapu kaydının oluştuğu 2002 yılından geriye doğru 20 yıllık sürenin tamamlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiş; hükmün davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, çekişmeli taşınmazın 30.12.2002 tarihinde ihdasen 7.144,48 m² yüzölçümü ve ham toprak vasfıyla beyanlar hanesinde “üzerindeki ev ...’ya aittir” belirtmesi ile Hazine adına tescil edildiği, 26.04.2004 tarihinde beyanlar hanesine Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü adına şufa hakkı şerhi verildiği, daha sonra 03.02.2017 tarihinde iki kısma ifraz edildiği, 4573 parselin 7.030,37 m² yüzölçümü ve ham toprak vasfıyla beyanlar hanesinde “üzerindeki ev ...’ya aittir” belirtmesi ile 4574 parselin ise 114,11 m² yüzölçümü ile Hazine adına tescil edildiği, 4574 parselin 26.12.2017 tarihinde kurumlar arası tashihen devir nedeniyle kanal niteliğinde DSİ Genel Müdürlüğü adına tescil edildiği, dosya kapsamına göre, çekişmeli 4332 parsel sayılı taşınmazın dava açılmadan önce ifraz edilmiş olduğu, ifraz edilen 4574 parsel sayılı taşınmazın yargılama sırasında DSİ'ye devredildiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 125/1-a maddesi uyarınca 4574 parsel yönünden açılan davada davacı tarafa DSİ'ye karşı davaya devam edip etmeyeceğinin sorulması, DSİ'ye karşı davaya devam edileceğinin belirlenmesi halinde husumetin DSİ'ye yöneltilmesinin sağlanması, bu şekilde taraf teşkili sağlandıktan sonra ziraat ve mülk bilirkişisinden oluşan heyet raporu ile yine aynı kişilerin içinde bulunduğu fen bilirkişileri ile müşterek düzenledikleri ek rapor arasındaki imar ihyanın tamamlandığı zamana ilişkin çelişkinin giderilmesi için mahallinde fen ve ziraat bilirkişilerinden oluşacak bilirkişi kurulu aracılığıyla keşif yapılarak çekişmeli taşınmazın ihdasen tesis edildiği tarihten geriye doğru 15-20 yıl öncesine ait ve en eski tarihli memleket haritaları ile hava fotoğraflarındaki konumunun belirlenmesi, imar ihyanın ne zaman başladığının, ne zaman tamamlandığının ve nasıl sürdürüldüğünün olaylara dayalı olarak taraf tanıklarından ve elverdiğince yaşlı yansız bilirkişilerden sorularak saptanması, yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının gerçeğin resmi olan resmi belgeler ile denetlenmesi, taşınmaz üzerindeki ağaçların bulunduğu yerlerin ve yaşlarının tek tek müşterek imzalı bilirkişi raporu ekinde dava konusu taşınmaza ait kroki üzerinde gösterilmesi ve tüm deliller değerlendirilmek suretiyle oluşacak sonuca göre hüküm kurulması, ayrıca davada husumet yöneltilen Belediye Başkanlığının taraf sıfatının bulunmadığının gözetilmesi gerektiği belirtilerek, istinaf isteminin kabulü ile hükmün kaldırılması ve dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne, dava konusu 4573 parsel sayılı taşınmazın 05.08.2021 tarihli bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 4.651,22 m²'lik kısmının davalı Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile davacılar adına veraset ilamındaki payları oranındaki tapuya kayıt ve tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalı ... ve ... yönünden davanın husumet yokluğundan reddine, karar verilmiş; hüküm davacılar vekili ve davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, çekişmeli taşınmazın (A) bölümü yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde bir usulsüzlük bulunmadığı, yine rapor, hava fotoğrafları ve uydu görüntülerine göre (B) ve (C) yönünden zilyetliğin dolmadığı, ancak davanın tapu iptali ve tescil davası olması nedeniyle yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılması gerekirken, öte yandan davalı Belediyelere maktu vekalet ücreti takdiri gerekirken nispi verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle, davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun yargılama giderleri yönünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle davanın kısmen kabul ve kısmen reddine, dava konusu 4573 parselin 05.08.2021 tarihli bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 4.651,22 m²'lik kısmının davalı Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile davacılar adına veraset ilamındaki payları oranında tapuya kayıt ve tesciline, davacıların fazlaya ilişkin taleplerinin reddine, davalı ... ve ... yönünden davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dosya kapsamında yapılan incelemede, çekişmeli 4332 parsel sayılı taşınmazın 7.144,48 m² yüzölçümü ve ham toprak vasfıyla 30.12.2002 tarihinde ihdasen Hazine adına tescil edildiği, tapunun muhdesat bilgileri kısmında "Üzerindeki ev ...'ya aittir." belirtmesi bulunduğu, 2004 yılında Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü lehine şufa hakkı şerhi konulduğu, 2017 yılında kamulaştırma nedeniyle taşınmazın 4573 ve 4574 parsellere ifraz edildiği, 4573 parselin 7.030,37 m² yüzölçümü ve ham toprak vasfı ile Hazine adına, 4574 parselin 114,11 m² yüzölçümü ve kanal vasfıyla DSİ Genel Müdürlüğü adına kayıtlı bulunduğu, davacı vekili tarafından DSİ adına kayıtlı 4574 parsel sayılı taşınmaz yönünden talepleri bulunmadığının bildirildiği anlaşılmaktadır.
Bölge Adliye Mahkemesince yazılı şekilde karar verilmiş ise de, karar usul ve kanuna uygun bulunmamaktadır.
Şöyle ki; Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında atıfta bulunulan 05.08.2021 tarihli bilirkişi raporu ekindeki krokide çekişmeli taşınmazın, ifraz öncesi eski parsel numarası olan 4332 parsel üzerinde gösterilmesi infazda tereddüt oluşturmaktadır. Öte yandan, TKGM üzerinden yapılan sorgulamada çekişmeli eski 4332 parsel sayılı taşınmazda 2017 ve 2022 tarihlerinde yapılan ifraz işlemi sonucunda 4573, 4574 ve 925 ada 1 parsel sayılı taşınmazların oluştuğu, 4573 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün değiştiği, hükmün bu haliyle de infaza elverişli olmadığı anlaşılmıştır.
O halde, Bölge Adliye Mahkemesince, öncelikle çekişmeli taşınmazın ifrazı sonucu oluşan tüm parsellere ilişkin güncel tapu kayıtları tedavülleriyle birlikte getirtilmeli, yine tapu kaydının oluşum tarihinden (2002) 15-20-25 yıl öncesine ait stereoskopik hava fotoğrafları temin edilmeli, mahallinde bir ziraat mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalı, keşifte davacıdan dava konusu ettiği yeri göstermesi istenmeli, dava konusu taşınmazın hangi parsel içinde kaldığı, ifraz edilip edilmediği belirlenmeli, fen bilirkişinden talep konusu edilen taşınmazın yerinin güncel parsel bilgileri ile kroki üzerinde göstermesi istenmeli, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinden, hava ve uydu fotoğrafları üzerinde stereoskop aletiyle inceleme yaptırılmak suretiyle, dava konusu taşınmazın sınırını ve niteliğini, imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise hangi tarihte tamamlandığını ve üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir şekilde; ziraatçi bilirkişiden, taşınmazın toprak yapısını, bitki örtüsünü ve niteliğini, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, taşınmazın imar-ihyaya konu olmaya başladığı ve imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir, komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi içerir, somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınarak, oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.
Bölge Adliye Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, yukarıda yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin ve davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
İstek halinde peşin harcın temyiz eden davacılara iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.