Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/4097 K.2025/1628
8. Hukuk Dairesi 2023/4097 E. , 2025/1628 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2964 E., 2023/1553 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2015/72 E., 2021/391 K.
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
İstanbul ili Silivri ilçesi Kurfallı köyü çalışma alanında 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Geçici 8 inci maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmaları sırasında, 104 ada 18 parsel sayılı 4.998,52 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak, tarla niteliğiyle davalı adına tespit edilmiştir.
Davacı ... İdaresi vekili dava dilekçesinde; dava konusu 104 ada 18 parsel sayılı taşınmazın öncesinin orman olduğunu, zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olmadığını ve davalı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşmadığını ileri sürerek kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın Hazine adına orman vasfıyla tescilini istemiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın 1949 yılından beri hak sahipleri tarafından kullanıldığını, vergilerinin ödendiğini, kadastro komisyonu tarafından yapılan çalışmalar ve bilirkişi incelemeleri sonucunda da çekişmeli taşınmazın uzun yıllardır müvekkilinin zilyetliği altında olduğu ve zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğunun tespit edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "geçmiş tarihli hava fotoğrafları uzman bilirkişi aracılığıyla değerlendirildiğinde, çekişmeli taşınmazın 1942 yılına ait hava fotoğrafında çalılık ve ormanlık alanda kaldığı, 1957 yılı memleket haritasında tamamının yeşil renkte harita lejantında çalılık sembolü ile gösterilen alanda kaldığı, dava konusu parselin devlet ormanı olarak sınırlandırılması gereken yerlerden olduğu, geçmişi orman olan taşınmazın zilyetlik yoluyla kazanılmasının mümkün olmadığı, 3402 sayılı Kanun'un 14. ve 17. maddesi uyarınca zilyetlikle iktisap koşullarının davalı lehine gerçekleşmediği" gerekçesiyle davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmiş, karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, "alınan uzman bilirkişi kurulu raporuna göre, dava konusu taşınmazın 1942 hava fotoğrafında orman niteliğinde bulunduğu, 1970 yılı hava fotoğrafında ise bir kısmının orman bir kısmının tarla niteliğinde bulunduğu, evveliyatı orman olan taşınmazların zilyetlikle kazanılmasının mümkün olmadığı, daha sonra orman ağaçlarının temizlenerek taşınmazın tarla haline getirilmesinin taşınmazın mülkiyetini kazanmak için geçerli olmadığı, ayrıca dava konusu taşınmazın batısında bulunan 38 nolu parsel ve doğusunda bulunan 41 nolu parselin ağaçlık niteliği ile tespit edildiği, güneyinde bulunan 20 nolu parselin ise, hükmen orman olarak Hazine adına tesciline karar verildiği gözetildiğinde davanın kabulüne yönelik ilk derece mahkemesi kararında bir isabetsizlik bulunmadığı" gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, bu kez davalı vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 435,50 TL'nin temyiz eden davalıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.