Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/4760 K.2025/1585

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2023/4760 📋 K. 2025/1585 📅 27.02.2025

8. Hukuk Dairesi         2023/4760 E.  ,  2025/1585 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1067 E., 2023/1617 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine
LK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/235 E., 2020/405 K.
Taraflar arasındaki tapu kaydındaki şerhin terkini istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının, davalı Hazine vekili ile ihbar olunan Orman İdaresi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Hazine vekili ile ihbar olunan Orman İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 01.11.1985 tarihinde tarla vasfındaki 5.063 m²'lik İstanbul ili Eyüpsultan ilçesi Pirinççi köyü, 188 parseli satış yolu ile iktisap ettiğini, ardından müvekkilinin on yıla yakın süre aldığı tarlayı köylülere icara verdiğini, ancak sonrasında hiç kullanılmadan bugünlere kadar yatırım amacıyla beklettiğini, 27.04.2018 tarihinde bu tarlayı satın almak üzere alıcı çıkması üzerine müvekkilinin tarlasının tapu kaydı üzerinde 17.12.1993 tescil tarihli orman şerhi ile 22.04.1998 tescil tarihli İSKİ şerhi olduğunu öğrendiğini, müvekkilinin dava konusu olan gayrimenkulü iktisap ettiği tarihte ve öncesinde söz konusu parselin tarla olarak kullanıldığını, davalı tarafın orman şerhini koymuş olmasına rağmen aradan geçen 25 yıl içinde tescile ilişkin dava da açmadığını, parselin bulunduğu bölgede konut ve işyeri yapılaşmaları var olup ayrıca belediye tarafından yerleşime uygun olarak sokaklar ve yollar açılarak tamamının asfaltlandığını, sonuç olarak burasının gelecekte dahi orman vasfını kazanmasının mümkün olmadığını beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, davacının maliki bulunduğu İstanbul ili ... ilçesi ... köyü, 188 parselin tapu kaydına konulan "orman ilişkisi" vardır şerhinin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; tapu kaydında yer alan ''Bu parselin ormanla ilişkisi vardır'' şerhi nedeniyle muhatap Orman İdaresi olduğundan davanın husumet yönünden, orman alanı söz konusu olduğundan, esas yönünden de davanın reddini istemiştir.
İhbar olunan ... vekili cevap dilekçesinde özetle; ikame edilen davada müvekkili bakanlığın husumet ehliyeti bulunmadığını, yasal hasımın Orman İdaresi olduğunu beyanla davanın usul ve esastan reddini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... dava konusu yerin boş olduğu, çayır ve ot ile kaplı bulunduğu, taşınmazın 1988 yılında 40 nolu Orman Kadastro Komisyonu tarafından 3302 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uygulamasına tabi tutularak orman sayılmayan yer olduğuna karar verildiği, 1988 yılı sonrasında yapılan kadastro çalışmalarında ise; taşınmazın vasfının değiştirilmesini gerektirecek herhangi bir işlem yapılmadığı, bu nedenlerle orman ile ilgisi bulunmayan taşınmaz yönünden davacının talebinin haklı bulunduğu ..." gerekçesiyle davanın kabulüne ve İstanbul ili Eyüpsultan ilçesi ... Köyü 188 parsel sayılı tarla niteliğindeki taşınmazın kaydında bulunan ''bu parselin ormanla ilişkisi vardır'' şerhinin kaldırılmasına karar verilmiş; hükmün, davalı Hazine vekili ile ihbar olunan Orman İdaresi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, davalı Hazine ve ihbar olunan Orman İdaresi vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davalı Hazine vekili ile ihbar olunan Orman İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; davada zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin geçtiğini, husumet itirazlarının bulunduğunu, husumetin müvekkili idareye değil doğrudan şerhin konulmasını talep eden idareye karşı yöneltilmesi gerektiğini, dolayısı ile esasa girilmeksizin davanın husumetten reddine karar verilmesi gerekirken aksi yönde hüküm tesis edilip aleyhlerine yargılama giderleri ile vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını ileri sürerek, hükmün bozulmasını talep etmiştir.
İhbar olunan Orman İdaresi vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın taraflarına ihbarın usul ve kanuna aykırı olduğunu, dava konusu yerin 2/B vasfı ile Hazine adına kayıtlı yerlerden olması nedeniyle tahsisi ve kullanım şekline dair karar verme yetkisinin sadece Hazineye ait olduğundan idareleri aleyhine açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, hükmün bozulmasını talep etmiştir.
Dava, tapu kaydındaki şerhin terkini istemine ilişkindir.
Bilindiği üzere, bir davada taraf teşkilinin sağlanması kamu düzenine ilişkin dava şartlarından olup, bu koşulun mevcudiyeti mahkemelerce yargılamanın her aşamasında re'sen göz önünde bulundurulmalıdır.
Öte yandan, gerek mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) (HUMK’un) 382 ve devamı maddelerinde gerekse de yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 294 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmış olup 6100 sayılı Kanun'nun 297 nci maddesinin (b) bendinde, tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile T.C. kimlik numaralarının, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad soyadları ile adreslerinin karar başlığında gösterilmesi gerektiği belirtilmiş olup, anılan Kanun maddesi uyarınca, davanın taraflarının kararda doğru ve eksiksiz şekilde gösterilmeleri gerektiği kuşkusuzdur.
Somut olay incelendiğinde; davacı tarafça, İstanbul ili ... ilçesi Pirinççi köyü 188 parselin tapu kaydındaki "orman ilişkisi vardır" şerhinin kaldırılmasının istenildiği, tapu kayıtlarına göre davanın açıldığı sırada dava konusu parselin malikinin ... olduğu, dava dilekçesinde de ... ’un davacı olarak gösterildiği, ancak UYAP sisteminde adı geçenin taraf sıfatının bulunmadığı gibi, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi karar başlıklarında da davacı olarak ... yerine ... isimli kişinin davacı olarak gösterildiği ve böylelikle HMK’nin 297. maddesine aykırı olarak hüküm tesis edildiği anlaşılmaktadır. Kaldı ki UYAP TAKBİS sisteminden yapılan incelemede İlk Derece Mahkemesi kararından sonra ve Bölge Adliye Mahkemesi kararından önce taşınmazın dava dışı bir şirkete devredildiği görülmüştür.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince yapılacak iş, yukarıda açıklanan hususlar göz önünde bulundurmak suretiyle yöntemince taraf teşkilinin sağlanması ve bundan sonra oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibaret olup, bu nedenle hükmün bozulmasına ve bozma sebebine göre de sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Temyiz olunan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
7139 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.