Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/5088 K.2025/1212
8. Hukuk Dairesi 2023/5088 E. , 2025/1212 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/895 E., 2022/1178 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Çorum 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/178 E., 2022/186 K.
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili dava dilekçesinde, Çorum merkez Kalehisar köyü 196 ada 1 parsel sayılı taşınmazın müvekkiline ait olduğunu, ancak çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde öncesinde tesis kadastrosu yapıldığını, dava konusu taşınmazın tespit harici bırakıldığını, 2015 yılında ise 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Ek-5 inci maddesi uyarınca orman kadastrosu yapıldığını ve 18.09.2015 tarihinde kesinleştiğini, daha sonra tesis kadastrosunda ve Ek-5 inci madde uyarınca yapılan orman kadastrosunda tutanak tutulmayan bu taşınmaz ile ilgili 3402 sayılı Kanun'un geçici 8 inci maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmasında davaya konu taşınmazın belgesizden ... adına tarla olarak tespit edildiğini, Hazinece tespite itiraz edildiğini, Çorum Kadastro Mahkemesinin 2016/1117 Esas ve 2019/544 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiğini, davalı Hazinenin istinaf yoluna başvurması üzerine, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin 13.03.2020 tarihli ve 2020/287 Esas ve 2020/494 Karar sayılı ilamı ile kararın kaldırıldığını, taşınmazın gerçekte müvekkilinin babası ...'e ait iken onun ölümü ile taksim sonucu müvekkiline kaldığını, 50 yılı aşkın süre müvekkilinin murisi ... ve onun ölümü ile de müvekkilinin kullandığını, taşınmazın orman ile bir ilgisinin bulunmadığını, istinaf kararında açıklandığı üzere müvekkilinin babası ... ve sonrasında müvekkilinin zilyetlik süresinin ayrı ayrı 20 yılı geçtiği gibi toplamda 65-70 yılı bulduğunu, taşınmazın zilyetlik ile kazanma koşullarının müvekkilinin lehine gerçekleştiğini, taşınmazın zilyetlik ile kazanılacak yerlerden olup bu hususun Çorum Kadastro Mahkemesinin 2016/1117 Esas sayılı dosyasında yapılan her iki keşif ve bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, bu dosya kapsamında dinlenen mahalli bilirkişilerin söz konusu taşınmazın müvekkiline ait olduğunu beyan ettiklerini, dava konusu taşınmazın tarla vasfı ile davalı Hazine adına tescilinin hatalı olduğunu belirterek, Çorum merkez Kalehisar köyü 196 ada 1 parsel sayılı taşınmazın davalı Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tespit ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; taraf, mahalli bilirkişi ve tanık beyanları, keşif ve yazılan müzekkere cevapları ile tüm dosya kapsamına göre, aynı parsele ilişkin Kadastro Mahkemesinde açılan davada alınan orman ve jeodezi bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın 1956 yılı öncesinden bugüne değin tarla olarak kullanıldığı, evveliyatının orman olduğuna dair bulgunun mevcut olmadığının tespit edildiği, yine jeodezi bilirkişi raporuna göre 1956, 1960, 1990 ve 2005 tarihli hava fotoğraflarının incelenmesi sonucu dava konusu taşınmazın tarla olarak kullanıldığının belirlendiği, mahallinde yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıkların dava konusu taşınmazın davacının fiili kullanımında bulunduğunu, yaklaşık 30-40 yıl kendisinin kullandığını, davacıdan önce de taşınmazda babasının kullanımının bulunduğunu, babasının çocukları arasında yaptığı paylaşım sonucu dava konusu taşınmazı davacıya bağışladığını, davacının taşınmazda buğday ekmek suretiyle tasarrufta bulunduğunu beyan ettikleri, buna göre davacının dava konusu taşınmazda uzun yıllar nizasız, fasılasız ve malik sıfatıyla zilyet olduğu, zilyetliğinin ekonomik amaca uygun olduğu, bilirkişi raporlarına göre dava konusu taşınmazın kamu orta malı yaylak, kışlak, mera, orman gibi niteliğinin bulunmadığı ve tarım arazisi olduğu, davacı lehine iktisap koşullarının oluştuğu gerekçeleriyle, davanın kabulüne, çekişmeli 196 ada 1 parsel sayılı taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Hüküm, davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, çekişmeli taşınmazın tespitine esas alınan Çorum Kadastro Mahkemesinin 2016/1117 Esas sayılı dosyasında uzman orman bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlendiği, fotogrametri bilirkişisinin 1960, 1990, 2005 tarihli hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelenmesi sonucu taşınmazın tespit tarihine kadar ekonomik amaca uygun şekilde kullanıldığının tespit edildiği, ziraat bilirkişi raporu, dinlenilen mahalli bilirkişi ve tespit bilirkişi beyanları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde adına tescil kararı verilen yararına 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davalı Hazine vekili, davacının çekişmeli taşınmaza hiçbir şekilde zilyet olmadığını, davanın süresinde açılmadığını, taşınmazın orman ve mera olma ihtimalinin araştırılmadığını, kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz etmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.