Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2022/4989 K.2025/1203

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2022/4989 📋 K. 2025/1203 📅 17.02.2025

8. Hukuk Dairesi         2022/4989 E.  ,  2025/1203 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2020/243 E., 2022/19 K.
KARAR : Davanın kabulü
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiş olup, kararın Hazine vekili, Orman İdaresi vekili ve ... vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu İstanbul ili, Şile ilçesi, ... köyünde 1940 yılında 3116 sayılı Orman Kanunu kapsamında yapılan ve kesinleşen ilk orman tahdidi ile 23.12.1988 tarihinde 6831 sayılı Orman Kanunu kapsamında yapılarak ilan edilip kesinleşen orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B uygulama çalışması bulunduğu, taşınmazın bulunduğu yerde arazi kadastrosunun 1970 yılında yapıldığı ve çekişmeli taşınmazın tespit dışı bırakılmış olduğu anlaşılmaktadır.
Davacı vekili (Şile Asliye Hukuk Mahkemesine sunulan) dava dilekçesinde; İstanbul ili, Şile ilçesi, ... köyü hudutları dahilinde bulunan ... 'ya ait ... oğlu Mahallesi ... mevkiinde yaklaşık 2.500 metrekare yüzölçümlü taşınmazı 03.07.2001 tarihinde satın aldığını, satın aldığı günden bu yana nizasız ve fasılasız bir şekile kullanmakta olduğunu, taşınmazın Şile Belediye Başkanlığına 2004 yılından bu yana da vergisini ödemekte olduğunu, arazide 2/B çalışmaları yapıldığını, bu sırada da ölçüm yapılmayarak taşınmazın sarı alanda kaldığının, ormanla bir ilgisinin olmadığının ilk kadastro tespiti sırasında atlandığını, bu nedenle yeniden kadastro yapılması gerektiğini veya bu taşınmazla ilgili dava açılması zaruretinin doğduğunu, dava konusu taşınmazın tarım arazisi vasfında olduğunu, satan kişi tarafından uzun yıllar malı diye kullandığını ve 03.07.2001 yılında da kendisine satıldığını ve zilyetliğini devrettiğini, kendisinin de aldığı tarih itibarıyla üzerine bina yaptığını ve halen kullanmakta olduğunu açıklayarak, taşınmazın tapuya tescilini istemiş, davalı Hazine vekili davanın reddini savunmuştur.
Dava, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir.
Şile Asliye Hukuk Mahkemesinin 17.10.2012 tarihli ve 2010/398 Esas 2012/279 Karar sayılı kararıyla; taşınmazın zilyetlikle kazanma koşullarının davacı lehine gerçekleşmediği gerekçesiyle, davanın reddine, davaya konu yerin orman niteliği ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince, orman ve zilyetlik araştırması yapılması, kabule göre de, dava konusu taşınmaz hakkında infazda tereddüt yaratacak şekilde ve yüzölçümü belirtilmeden Hazine adına tescile karar verilmesinin de doğru görülmediği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiş, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 18.04.2017 tarihli ve 2015/13226 Esas, 2017/3371 Karar sayılı ilamıyla, davacı vekilinin karar düzeltme istemi reddedilmiştir.
Şile Asliye Hukuk Mahkemesinin 10.03.2021 tarihli ve 2017/231 Esas, 2021/158 Karar sayılı kararıyla, dava konusu taşınmaza ilişkin olarak yargılama sürecinde kadastro tutanağı düzenlendiği gerekçesiyle, Mahkemenin görevsizliğine karar verilerek dosyanın İstanbul Anadolu 2. Kadastro Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, dava konusu taşınmazla ilgili olan İstanbul Anadolu 2. Kadastro Mahkemesinin 16.08.2021 tarihli ve 2021/59 Esas, 2021/33 Karar sayılı dosyası ve İstanbul Anadolu 2. Kadastro Mahkemesinin 16.08.2021 tarihli ve 2020/244 Esas, 2021/332 Karar sayılı dosyasının, Mahkemenin 2020/243 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilerek yargılamaya bu dosya üzerinden devam edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; dava konusu taşınmazın 1988 yılında yapılan orman tahdit çalışmasında tahdit dışı orman olmayan alanda bırakıldığı bu tahditin itirazsız kesinleştiği düşünüldüğünde de taşınmazın mevcut durumunun ise orman veya orman içi açıklık olarak vasıflandırılamayacağı aşikar olup, çekişmeli taşınmazın tamamının, bulunabilen en eski ve tüm hava fotografları ve memleket haritasından anlaşıldığı üzere öncesinde orman olmayan, zilyetlikle kazanılabilen, imar ihya gerektirmeyen yerlerden olduğu ve davacı lehine zilyetlikle kazanma koşullarının sağlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne, İstanbul ili Şile ilçesi Kalem köyü, 3238 ada 66 parselin yapılan tespitinin iptali ile, tespitteki vasıf ve miktarla ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, bu karar, davalılar Hazine, Orman İdaresi ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalılar Hazine, Orman İdaresi ve ... vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler ayrı ayrı kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
S O N U Ç: Açıklanan sebeplerle; temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
7139 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz eden davalı ... Başkanlığından alınmasına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
17.02.2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.