Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/3649 K.2025/903

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2023/3649 📋 K. 2025/903 📅 10.02.2025

8. Hukuk Dairesi         2023/3649 E.  ,  2025/903 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/100 E., 2023/70 K.
KARAR : Davanın reddine
Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Çekişmeli Ordu ili, Gölköy ilçesi, ... Mahallesinde bulunan 575 ada 1 parsel sayılı 6.944.345,23 m2 yüzölçümündeki taşınmaz orman niteliğinde Hazine adına tapuda kayıtlıdır; 818 ada 1 parsel sayılı taşınmaz 316.612.830 m2 yüzölçümüyle mera olarak tespit ve tahdit edilmiştir.
Davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle, zilyetlik ve tapu kaydına dayanarak ... Mahallesi, Kabataş mevkiinde bulunan keşifte göstereceği taşınmazların tapusunun iptali ile davacı adına tescilini istemiştir. Yargılama sırasında davacı vefat etmiş, mirasçılarından ... dışındakiler davaya devam etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile dava konusu 818 ada 1 parsel nolu taşınmazın 21.05.2015 havale tarihli fen bilirkişi raporu ve krokisinde (B) harfi ile gösterilen 35721.91 m²'lik kısmının tapusunun iptali ile Gölköy Noterliğinin 01.10.2013 tarih ve 02723 yevmiye nolu mirasçılık belgesindeki payları oranında davacı ... mirasçıları ... ve diğer mirasçılar adına tesciline, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, davacı ... mirasçısı ... yönünden ise davayı takip etmediğinden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş; hüküm davacı mirasçıları vekili tarafından reddedilen kısım (A harfi ile gösterilen) ile davalı ... İdaresi tarafından (B) harfi ile gösterilen bölüme yönelik temyiz edilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi 2016/2991 Esas ve 2017/8345 Karar sayılı ilamıyla; "Davanın yukarıda açıklanan niteliğine, mahkemece 575 ada 1 parsel sayılı orman niteliğindeki taşınmazda (A) harfi ile gösterilen bölüm yönünden davanın reddine karar verildiğine, (B) harfi ile gösterilen taşınmazın mera olarak tespit ve tahdit edilen 818 ada 1 parsel sayılı taşınmaz olduğuna, bu taşınmaz hakkında usule uygun orman iddiasıyla açılmış bir dava bulunmadığına göre bu kararı temyiz etmede Orman Yönetiminin hukuki yararı bulunmadığından temyiz dilekçesinin reddi gerekmiştir. Davacı gerçek kişilerin temyiz itirazlarına gelince; bilindiği üzere meraların mülkiyet hakkı Hazineye, intifaı sınırları içinde bulunduğu idari birim olan köy, ilçe belediyesi ve Büyükşehir Belediyesi varsa 6360 sayılı Kanun gereğince Büyükşehir Belediyesine aittir. Dava konusu 818 ada 1 parsel sayılı mera niteliğindeki taşınmazın kullanım hakkına sahip olan köy veya ilçe belediyesi ile varsa Büyükşehir Belediyesi tespit edilip davaya dahil edilmemiştir. Dava şartlarından olan taraf teşkilinin sağlanmaması 6100 sayılı HKM’nın 371. maddesinin 1. fırkasının (b) bendi uyarınca mutlak bozma nedenidir. Bilindiği üzere 6100 sayılı HMK'nın 114/d maddesinde taraf ve dava ehliyetinin dava şartlarından olduğu ve 115. madde uyarınca da mahkemenin dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştıracağı belirtilmektedir. Bu sebeple öncelikle taşınmazın sınırları içinde bulunduğu köy, mahalle veya ilçe belediyesi ile varsa Büyükşehir Belediyesi tespit edilip, dava dilekçesinin tebliğ edilerek taraf teşkilinin sağlanması, delil ve belgelerinin istenmesi, oluşacak sonuca göre hüküm kurulması gereklidir." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; "..., davacı zilyetliğe dayanmış, dava konusu yeri uzun zamandır kendisinin kullandığını, evvelinde de babasının kullandığını beyan etmiştir. Mahalli bilirkişiler de beyanlarında dava konusu yerin evvelinden beridir davacı ... tarafından kullanıldığını, mısır, patates ekildiğini, davacıdan önce de çekişmeli yeri davacının babasının kullandığını beyan etmişlerdir. Fotogrametri ve jeodezi uzmanı bilirkişi tarafından çözümlenen hava fotoğraflarına göre 1950'li yıllarda evvelinde dava konusu yerin mera vasfında olduğu, 1960'lı yıllarda ise imar ihyaya başlanıldığı, tarımsal amaçlı kullanıldığı anlaşılmıştır. Nitekim mahalli bilirkişiler davacının babasının evvelinde dava konusu yerde mısır, patates ekerek tarım yaptığını beyan etmişlerdir. Yine ziraatçi bilirkişi heyetinin raporuna göre dava konusu 818 ada 1 parsel içerisinde kalan ve fen bilirkişi raporuna ekli krokide ''B'' harfiyle gösterilen yerin kadim mera olduğu belirtilmiştir. Yüksek ve yerleşmiş yargı içtihatlarına göre evvelinde mera olan bir yerin zilyetlik süresi nereye ulaşırsa ulaşsın kazanılması hiçbir şekilde mümkün değildir. Zira meralar kamu orta malı vasfında olan kamuya ait yerlerdendir. Dava konusu yerin mera tespit, tahdit, tahsis çalışmaları bitmiştir. Buna ilişkin tüm bilgi ve belgeler dosya içerisinde bulunmaktadır. " gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili temyiz talebinde bulunmuştur.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ:Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 435,50 TL'nin temyiz edenden alınmasına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
10.02.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.