Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/5486 K.2025/579
8. Hukuk Dairesi 2023/5486 E. , 2025/579 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2012/410 E., 2015/657 K.
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasında İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, Şırnak ili Merkez ilçesi Gazipaşa mahallesi çalışma alanında bulunan temyize konu 621 ada 4 ve 673 ada 14 parsel sayılı ve sırasıyla 5.971,08 ve 37.097,47 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, devletin hüküm ve tasarrufunda bulunan, kimsenin mülkiyet iddiasında bulunmadığı, hali arazi vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde; Şırnak ili Merkez Gazipaşa Mahallesi Hara Beyti Mevkii 621 ada 4 parsel sayılı ve 673 ada 14 parsel sayılı taşınmazların, davacıya dedelerinden miras yolu ile intikalen geçtiğini, müvekilleri için Türk Medeni Kanunu'nun zilyetlikle taşınmaz iktisabı için öngörülen tüm koşulların oluştuğu gerekçesiyle, dava konusu taşınmazların Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tescilini talep etmiştir.
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde, davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "davanın, kadastro öncesi dönemde zilyetlik nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin olduğu, yapılan keşifle dava konusu taşınmazların 621 ada 4 numaralı parsel ve 673 ada 14 numaralı parsel sayılı taşınmazlar içinde kaldığı, mahalli bilirkişi ile tanıkların anlatımlarına göre dava konusu taşınmazın davacıya atalarından intikal ettiği, kendilerini bildi bileli davacı, öncesinde babası tarafından buğday, arpa, mercimek gibi hububat ürünleri ekilmek suretiyle kullanıldığı, dolayısıyla davacının dava konusu taşınmazda kadastro tespitinden önce 20 yıldan fazla bir süre içerisinde zilyetliğinin bulunduğu, ancak, ziraatçı bilirkişi raporuna uzun yıllardan beri dava konusu taşınmazda tarımsal faaliyet yapılmadığı, ancak özellikleri itibariyle tarım yapmaya elverişli olduğu, orman bilirkişi raporuyla ise dava konusu taşınmazın tamamının orman niteliğinde olduğunun tespit edildiği, bilirkişi raporlarının denetime elverişli, yapılan tespitlerin dosya içeriğine, keşifle elde edilen bulgulara ve bilimsel verilere uygun olduğu anlaşılmaktadır. Kazandırıcı zamanaşımı yoluyla taşınmaz edinilmesi şartlarını düzenleyen Türk Medeni Kanunu'nun 713. maddesine göre tapuda kayıtlı olmayan bir taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı yoluyla iktisap edilebilmesi için bu taşınmazın özel mülkiyete konu olabilecek nitelikte olması ve mülkiyet iddiasında bulunan kişinin bu taşınmazı malik sıfatıyla, çekişmesiz ve aralıksız yirmi yıl süreyle zilyedinde bulundurması gerekir. Mahalli bilirkişi ile tanıkların anlatımlarına göre zilyetlik yönünden kanun koyucunun aradığı şartların bulunduğu iddia edilmişse de, ziraatçı bilirkişi raporuna göre taşınmazın uzun yıllardan beri işlenmediği, orman bilirkişi raporuna göre ise taşınmazın orman sınırları içerisinde kaldığı tespit edildiğinden, ormanların devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğu, özel mülkiyete konu olamayacağı ve kazandırıcı zamanaşımı yoluyla iktisabının mümkün olmadığı" gerekçesiyle açılan davaların reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 534,70 TL'nin temyiz eden davacı ...'dan alınmasına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
03.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.