Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2022/5724 K.2025/589

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2022/5724 📋 K. 2025/589 📅 03.02.2025

8. Hukuk Dairesi         2022/5724 E.  ,  2025/589 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/123 E., 2021/955 K.
KARAR : Davanın reddine
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Batman ili Kozluk ilçesi Köprübaşı köyü çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun) uyarınca yapılan kadastro çalışmaları neticesinde dava konusu 469 ada 1 parsel 226.559,24 m2 yüz ölçümüyle, 469 ada 2 parsel 131.120,89 m2 yüz ölçümüyle, 469 da 3 parsel 161.082,38 m2 yüz ölçümüyle belgesizden ham toprak niteliğiyle Hazine adına tespit edilmiş, itiraz edilmemesi üzerine 17.12.2009 tarihinde tapuya tescil edilmiştir.
Davacılar dava dilekçelerinde; tapuda davalı Hazine adına ham toprak olarak kayıtlı, Köprübaşı Mahallesi 469 ada 1, 2, 3 parsel sayılı taşınmazların, kendi zilyedliklerinde ve Ağustos 1972 tarihli 14 ile Mart 1972 tarih 1 sıra nolu tapuda kayıtlı olduğunu belirterek, Hazine adına olan tapu kayıtlarının iptali ile adlarına tesciline karar verilmesi istemiyle dava açmışlardır.
Mahkemece; yargılama sırasında taşınmazlarda ağaçlandırma tahsisi yapılmış olması nedeniyle Orman İdaresi davaya dahil edildikten ve aynı taşınmazın davalı olduğu 2009/22 Esas sayılı dosya birleştirildikten sonra, dayanılan tapu kayıtlarının taşınmazlara uymadığı ve zilyetlik koşullarının da gerçekleşmediği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 03.07.2018 tarihli ve 2018/1786 Esas, 2018/5231 Karar sayılı ilamıyla: "...yapılan araştırma ve incelemenin hükme yeterli olmadığı, hükme esas alınan uzman bilirkişi raporlarında taşınmazların 1999 yılında kesinleşen orman sınırı dışında kaldığı, 1950 tarihli memleket haritası ve 1973 tarihli hava fotoğraflarında da orman sayılmayan açık alanda yer aldığı açıklanmasına rağmen; incelendiği bildirilen hava fotoğraflarının rapora eklenmediği, davacıların tutunduğu tapu kaydının ilk geldisi olan Kasım 1954 tarih 1 numaralı tapu kaydının yırtık olduğundan gönderilemediği yerel tapu idaresinden bildirildiğinden ilk oluşumundan itibaren getirtilip incelenmeksizin ve Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünden araştırılmaksızın karar verildiği, ziraat bilirkişi raporunda taşınmazın 8-9 yıl öncesine kadar tarımsal faaliyette kullanıldığı açıklanmasına karşın; tespit tarihinden 20 yıl önceki kullanım durumunu gösteren hava fotoğrafları incelenmeden karar verildiği, mahkemece, daha önceki keşiflerde görev almamış bir orman bilirkişi, bir ziraat uzmanı, bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte, daha önce incelendiği bildirilen 1950 tarihli memleket haritası ve bunun yapımına esas alınan hava fotoğrafı, ayrıca 1979-80 yıllarına ait hava fotoğrafları getirtilerek, hava fotoğrafları steroskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilmesi, bu belgeler kadastro paftası üzerine aplike edilerek taşınmazın niteliği, kullanım sınırları bulunup bulunmadığı araştırılması, davacıların tutunduğu tapu kaydının ilk geldisi olan Kasım 1954 tarih 1 numaralı tapu kaydı Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünden getirtilip uygulanması ve kapsamının belirlenmesi, tapuya kapsam belirlenirken güneydeki 4 parsel sayılı taşınmazın da aynı tapudan geldiği ve davacılar adına kesinleştiği göz önünde bulundurulması gerektiği, 2006 yılında taşınmazların ağaçlandırma alanı olarak tahsis edildiği anlaşıldığından tahsis belgelerinin getirtilip incelenmesi gerektiği, kamu hizmetine tahsis edilmiş olduğunun anlaşılması halinde kamu hizmetine tahsis edilen arazinin, imar-ihya ve zilyetlik yoluyla kazanılamayacağı düşünülmeli (HGK'nın 03.06.1998 gün 1998/8-347-394 ve 12.12.2001 gün 2001/20-118-1156 S.K.), dava konusu taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olması veya kesinleşen orman kadastro sınırları dışında kalması ya da orman ve arazi kadastrosunun yapılıp kesinleştiği tarih ile dava tarihi arasında 20 yıldan fazla süre geçmesi o yerin kişiler adına tescili için yeterli olamayacağından ziraat uzmanından taşınmazın tarımda kullanılıp kullanılmadığı, toprak yapısı, üzerindeki ağaçların sayısı, yaşı, hakim bitki türünün ne olduğu konusunda bilimsel gerekçelere dayalı rapor alınması, bu şekilde yapılacak araştırma sonucuna göre karar verilmesi gerektiği..." gerekçesiyle bozma kararı verilmiş, bozma sonrası mahkemece yapılan yargılama sonunda; "...Orman Bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirtildiği, ziraat bilirkişi raporunda herhangi bir tarımsal faaliyet olmadığının belirtildiği, Harita bilirkişi raporunda 1949 ile 1953 yıllarına ait harita fotoğraflarında herhangi bir tarımsal faaliyet olmadığının belirtildiği, Fen bilirkişisi raporunda 469 ada 1,2,3 nolu parsellere dayanak olarak uygulanan Kasım 1954 tarih 1 sıra nolu tapu kaydı hudutları sabit olmadığından kadastro tespiti sırasından miktar fazlası olarak Hazinesi adına tespit edildiğinin belirtildiği, bilirkişi raporu, mahalli bilirkişilerin beyanı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde kasım 1954 tarih 1 sıra nolu tapu kaydı hudutları sabit olmadığı ve davacıların zilyetliği ve imar ihyası bulunmadığı..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan inceleme neticesinde Mahkemece her ne kadar yazılı şekilde karar verilmiş ise de davacıların dayanağı Kasım 1954 tarih 1 sıra nolu tapu kaydının sabit sınırlı olmayıp değişken sınırlı olduğunun anlaşıldığı, ancak ilgili tapu kaydının oluşumundan itibaren tüm tedavül kayıtlarıyla okunaklı bir şekilde ilgili yerden getirtilerek zemine uygulanmadığı, ilgili tapu kaydının dava dışı başkaca taşınmazlara revizyon görüp görmediği araştırılmadığından bozma gerekleri yerine getirilmemiş olup eksik inceleme ve araştırma neticesinde karar verilemez.
Hal böyle olunca Kasım 1954 tarih 1 sıra nolu tapu kaydının oluşumundan itibaren tüm tedavül kayıtlarıyla birlikte ilgili yerlerden getirtilerek mahalli bilirkişi ve tanık anlatımları eşliğinde fen elemanıyla birlikte zemine uygulanmalı, tapuya kapsam belirlenirken güneydeki 4 parsel sayılı taşınmazın da aynı tapudan geldiği ve davacılar adına kesinleştiği, kaydın ayrıca dava dışı başkaca taşınmazlara revizyon görüp görmediği araştırılarak başka taşınmazlara revizyon gördüğünün anlaşılması halinde tapu kaydının sabit sınırlı olmaması nedeniyle miktarınca geçerli olacağının gözetilmesi, taşınmazın tapu kaydı kapsamında kalmadığının anlaşılması halinde daha önceki keşiflerde görev almamış bir orman bilirkişi, bir ziraat uzmanı, bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte geçmişe dönük tüm memleket haritası ve bunun yapımına esas alınan hava fotoğrafıları getirtilerek, hava fotoğrafları steroskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilmeli, bu belgeler kadastro paftası üzerine aplike edilerek taşınmazın niteliği, kullanım sınırları bulunup bulunmadığı araştırılmalı, 2006 yılında taşınmazların ağaçlandırma alanı olarak tahsis edildiği anlaşıldığından tahsis belgeleri getirtilip incelenmeli, kamu hizmetine tahsis edilmiş olduğunun anlaşılması halinde 3402 sayılı Kanunun 17/1 inci maddesi gereğince orman yetiştirilmek üzere Orman Genel Müdürlüğüne tahsis edilen arazi ya da başka bir amaçla kamu hizmetine tahsis edilen arazinin, imar-ihya ve zilyetlik yoluyla kazanılamayacağı düşünülmeli (HGK'nın 03.06.1998 gün 1998/8-347-394 ve 12.12.2001 gün 2001/20-118-1156 S.K.), dava konusu taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olması veya kesinleşen orman kadastro sınırları dışında kalması ya da orman ve arazi kadastrosunun yapılıp kesinleştiği tarih ile dava tarihi arasında 20 yıldan fazla süre geçmesi o yerin kişiler adına tescili için yeterli olamayacağından ziraat uzmanından taşınmazın tarımda kullanılıp kullanılmadığı, toprak yapısı, üzerindeki ağaçların sayısı, yaşı, hakim bitki türünün ne olduğu konusunda bilimsel gerekçelere dayalı rapor alınmalı, bu şekilde yapılacak araştırma sonucuna göre karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
03.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.