Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/3080 K.2025/364
8. Hukuk Dairesi 2023/3080 E. , 2025/364 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
KARAR : Davanın reddine
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen davanın reddine dair karar davacı tarafça temyiz edilmekle Dairece bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro çalışmaları sırasında, Van ili Merkez ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 380 parsel sayılı 8.800 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tarla vasfıyla ismi bilinmeyen ... eşhastan intikal ettiği gerekçesiyle, beyanlar hanesinde taşınmazın ... oğlu ... işgalinde olduğu belirtilmek suretiyle Hazine adına 05.07.1983 tarihinde tesbit edilmiş olup, davacı ... tarafından tesbite yapılan itiraz 25.03.1996 tarihli komisyon kararıyla reddedilmiş ve bu komisyon kararı 2005 yılında ilan edilmiştir.
Davacı ..., kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, tesbite itiraz davası açmıştır.
İlk Derece Mahkemesince, aynı bölgede yer alan başkaca taşınmazlar hakkında gerçek kişiler tarafından Hazine aleyhine açılan davalarla iş bu temyize konu dava dosyasının birleştirilmesi suretiyle yapılan yargılama verilen, açılan davaların kabulüne ilişkin hüküm, davalı Hazine vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 2014/11126 Esas ve 2014/11790 Karar sayılı ilamıyla; "eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesinin isabetsizliğine" değinilerek bozulmuş ve bozma sonrası yapılan yargılama sırasında 380 parsel sayılı taşınmaz yönünden tefrik kararı verilerek davaya iş bu temyize konu esas sayılı dosya üzerinden devam edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne, çekişmeli 380 parselin davacı ... adına kayıt ve tesciline karar verilmiş; hükmün davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 2021/3320 Esas, 2022/2529 Karar sayılı ilamıyla; " ziraat bilirkişisinin raporunda çekişmeli taşınmaz üzerinde tarımsal amaçlı kullanım bulunmadığı gibi daha öncesinde dava konusu taşınmaz ile komşu parselinde de tarım yapıldığına dair her hangi bir kültür bitkisine rastlanılmadığı belirtilmesine rağmen, mahalli bilirkişi ve tanıkların, teknik raporlarla çelişen, soyut beyanlarına itibar edilerek kararı verilmesinin usul ve yasaya uygun bulunmadığı açıklanarak, davanın reddine karar verilmesi" gereğine değinilerek bozulmasına karar verilmiş ve davacı vekili tarafından süresinde karar düzeltme talebinde bulunulması üzerine yapılan inceleme neticesinde Dairenin 2022/3932 Esas ve 2022/7468 Karar sayılı ilamıyla "Dosya kapsamının incelenmesinde, çekişmeli taşınmazın kadastro tespitinin 1983 yılında yapıldığı anlaşılmakta olup, taşınmaz üzerinde davacı lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla iktisap koşullarının oluşup oluşmadığının tespit tarihi esas alınarak belirlenmesi ve bu kapsamda tesbit öncesi hava fotoğraflarının incelenmesi gerektiği halde, Mahkemece, tespit tarihinden sonraki döneme ait 1988, 2001 ve 2012 yıllarına ait hava fotoğrafları esas alınarak hüküm kurulması cihetine gidilmiş; hükme esas alınan ziraatçi bilirkişi kurulu rapor ve ek raporunda, taşınmazın evveliyatında işlenmiş toprak yapısına sahip olduğu açıklandıktan sonra, sonuç kısmında taşınmazın içinde ve dışında her hangi bir kültür bitkisine rastlanılmadığı ve daha önce kullanıldığına dair bir kanıt bulunamadığı belirtilerek raporun kendi içinde çelişki yaratıldığı halde bu çelişki üzerinde durulmamış; taşınmazın kuzey sınırında dere bulunduğu halde, taşınmazın dere yatağından kazanılıp kazanılmadığı hususunda jeolog bilirkişiden rapor alınmamış ve yerel bilirkişi ve tanıkların soyut içerikli beyanları esas alınarak hüküm kurulmuştur. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır..." gerekçesiyle karar düzeltme talebinin kabulüne ve hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde; "... Davaya konu taşınmaz üzerinde zilyetlik sürdürülüp sürdürülmediğinin tespiti için taşınmazın kadastro tespit tarihi olan 1983 yılından geriye doğru çekilmiş hava fotoğrafları Harita Genel Müdürlüğü "geoportal.harita.gov.tr" adresine girilerek araştırılmış olup analog hava fotoğrafı olarak 1958, 1978, 1988 ve 2001 yıllarına ait fotoğrafların bulunduğu tespit edilmiş ve kadastro tespit tarihi olan 1983 yılından öncesine ait 1958 1978 yıllarına ait hava fotoğrafı getirtilerek üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin yapıldığı 1983 yılından geriye doğru 1958-1978 yıllarına ait ortofoto haritası ile hava fotoğrafları getirtilerek incelenmiş olup taşınmazın 1958 ve 1978 yıllarında sürülü olmadığı, hatta tespit sonrasına ait 1988 yılı hava fotoğrafında dahi sürülü olmadığı 2012 yılında ise kısmen sürülü olduğu keşif esnasında ise taşınmazın tamamen sürülü olduğu tespit edilmiştir. Taşınmazın vasfı tarla olarak belirlendiğine göre ekonomik amaca uygun kullanım sürüm suretiyle olabilmektedir. Yine taşınmazın zilyetlikle edinilebilmesi için Kadastro Kanunu'nun 14. Maddesi uyarınca ekonomik amaca uygun zilyetliğin nizasız ve fasılasız 20 yıl devam etmesi gerekmektedir. Kadastro tespitinden önceki 1958 ve 1978 yıllarına ait hava fotoğrafı ile ortofoto haritasında kadastro tespit tarihinden geriye doğru taşınmaz üzerinde zilyetlik tespit edilememiş olup 3402 sayılı kadastro kanunu'nun 14. Maddesi uyarınca zilyetlik şartları davacı yan lehine oluşmamıştır. Zilyetlik şartları kadastro tespitinden geriye doğru arandığından kadastro tespitinden sonra taşınmaz üzeride sürüm şeklinde sürdürülen zilyetliğin ise hukuken herhangi bir önemi bulunmamaktadır. Sonuç itibariyle; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. Maddesinde aranan nizasız ve fasılasız 20 yıl malik sıfatıyla zilyetlik şartı oluşmadığından.. " gerekçesiyle davacı tarafından açılan davanın ispatlanamaması sebebiyle reddine, Van ili Tuşba ilçesi ... Mahallesi 380 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti gibi tarla vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, iş bu karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun)
Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 435,50 TL'nin temyiz edenden alınmasına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
21.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.