Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/3033 K.2025/228
8. Hukuk Dairesi 2023/3033 E. , 2025/228 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
KARAR : İstinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm tesisi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki kullanım kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının, davalı ... tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar Ünal ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kullanım kadastrosu sonucunda, İstanbul ili Sultanbeyli ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 179 ada 3 parsel sayılı 576,39 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, "6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi gereğince hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, bahçe olarak 20 yıldan beri ... oğlu ...'ın fiili kullanımında olduğu" şerhi verilerek, bahçe vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.
Davacılar dava dilekçelerinde özetle; İstanbul ili Sultanbeyli ilçesi ... Mahallesi 179 ada 3 parsel sayılı taşınmazın Hazine adına orman alanı dışına çıkartıldığını, hak sahibi olarak kendilerinin adına da ¼' er hisse tespiti yapılması gerekirken sadece abileri olan davalı ... adına kullanıcı şerhi verilmesinin hatalı olduğunu, zira taşınmazı birlikte satın aldıklarını ileri sürerek, taşınmazın 1/4'er hissesinin kendilerinin kullanımında olduğuna dair şerh verilmesini talep etmişlerdir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda ".... mahallinde yapılan keşifte dinlenen davacı tanıklarının birbiriyle bütünlüklü beyanları, davalı tanıklarından ...'in davacı tanıklarının beyanlarını teyit eden beyanları, tüm dosya kapsamıyla birlikte değerlendirildiğinde tarafların kardeş olması, 2000 yılına kadar ekonomik işlerini el birliğiyle yürütmeleri, bütçelerinin aynı olması, taşınmazın satın alındığının belirtildiği dönemde bu yerin alınmasından sonra davalı ...'ın bu yeri aile adına bir başka ifadeyle davacı olan kardeşleriyle birlikte satın aldığının anlaşıldığı..." gerekçesiyle; davacıların davalarının kabulüne, çekişmeli 179 ada, 3 parsel numaralı taşınmazın muhdesat bilgileri hanesindeki "taşınmazın bahçe olarak 20 yıldır ... oğlu ...'ın fiili kullanımındadır" ibaresinin kaldırılarak "bu yerin 20 yıldan beri ¼' ünün davacılardan ..., ¼' ünün davacılardan ..., 2/4' ünün davalılardan ...'ın kullanımında olduğunun" belirlenerek, muhdesat bilgilerinin bu şekilde düzeltilmesine karar verilmiş; hükme karşı, davalı ... tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; ".... kullanım kadastrosunun amacının, kadastro sırasında taşınmazın fiili kullanıcısının tespit edilmesi olduğu, diğer bir anlatımla, kullanım kadastrosu sırasında beyanlar hanesinde kullanıcı olarak gösterilebilecek kişilerin, kadastro tespiti sırasında çekişmeli taşınmazı ekonomik amacına uygun olarak fiilen zilyet olarak kullanan kişiler olduğu somut olayda ise, dava konusu taşınmazın kullanım kadastrosu çalışmaları sırasında davacıların zilyetliğinde olmadığı, taşınmazın boş arsa vasfında olup davacılar tarafından ekonomik amaca uygun kullanımın bulunmadığı, davacılar tarafından yerin birlikte alımına ilişkin duyuma dayalı soyut tanık beyanları haricinde yazılı bir delil de sunulamadığı, bu halde zilyetlik olgusunun davacı tarafça ispat edilemediğinin anlaşılması göre davacı tarafın zilyetliğe dayalı talebi yerinde olmadığı nazara alınarak yerel mahkemece şerh sahibinin zilyetliğine üstünlük tanınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı..." gerekçesiyle, davalı ...'ın istinaf talebinin kabulüne ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle davanın reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 435,50 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.