Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/2535 K.2025/219
8. Hukuk Dairesi 2023/2535 E. , 2025/219 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
KARAR : Davacı ve asli müdahilin davalarının ayrı ayrı reddine
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davacı ve asli müdahilin davalarının ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı ... ile davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, Antalya ili Gazipaşa ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 284 ada 18, 43 ve 45 parsel sayılı 5.250.33, 2.699,79 ve 1.903,58 metrakare yüzölçümündeki taşınmazlar, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, (... ... oğlu) ... adına tespit edilmiştir.
Davacı ... dava dilekçesinde; Antalya ili Gazipaşa ilçesi ... köyü 284 ada 18, 43 ve 45 parsel sayılı taşınmazların annesi ...’den kaldığını ileri sürerek, taşınmazların muris ... mirasçıları adına tescilini talep etmiştir.
Birleşen davanın davacısı ... dava dilekçesinde; miras yoluyla gelen hakka dayanarak, Antalya ili Gazipaşa ilçesi ... köyü 284 ada 43 ve 18 parsel sayılı taşınmazların mirasçılar adına tescilini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davaların birleştirilmesi suretiyle yapılan yargılama sonunda verilen önceki tarihli hüküm, davacı ... vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi'nin 28.05.2019 tarihli ve 2018/2077 Esas, 2019/3994 Karar sayılı ilamıyla; "... taraflar arasındaki uyuşmazlığın zilyetlik hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği, ancak mahkemece taşınmazlar başında yapılan keşifte, sadece miras taksim senedi uygulanmaya çalışıldığı, taşınmazların evveliyatının kime ait olduğu, davacının annesi ... ile ilgisinin bulunup bulunmadığı, kimden kime nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı mahalli bilirkişi ve tanıklara etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmadığı, ayrıca kullanıma ilişkin beyanlar arasında çelişki olduğu halde, bu çelişkilerin dahi yöntemince giderilmeden karar verilmesinin hatalı olduğu açıklanarak, çekişmeli taşınmazlar başında yeniden keşif yapılması, keşif sırasında dinlenecek yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından, taşınmazların geçmişte ne durumda bulundukları, kime ait oldukları, kimden nasıl intikal ettikleri, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldıkları, taşınmazların tamamının yahut bir bölümünün davacının iddia ettiği gibi annesi ... ile ilgisinin bulunup bulunmadığı, taşınmazlar üzerinde ...’den intikalen davacı tarafın zilyetliğinin bulunup bulunmadığının sorulup, maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılması, bilirkişi ve tanık beyanları arasında çelişki olduğu takdirde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkiler in giderilmeye çalışılması, keşif sırasında davacı tarafın tutunduğu ve aslen suya vaki meni müdahale istemiyle açılan davalara ait dosya içeriklerinden ve bu dosyalara hitaben düzenlenen teknik bilirkişi krokilerinden de yararlanılması, fen bilirkişisinden keşfi takibe ve denetlemeye elverişli rapor ve kroki düzenlemesinin istenilmesi; bu şekilde çekişmeli taşınmaz üzerinde davacı lehine 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesinde de öngörülen zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi ..." gereğine değinilerek bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine ve çekişmeli 284 ada 18-43 ve 45 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespiti gibi davalı ... adına tescillerine karar verilmiş; hüküm davacı davacı ... ile davacı ... vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
1. Davacı ...'ın hükme yönelen temyiz itirazlarının incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesinin önceki 06.11.2014 tarihli kararı, davacılardan sadece ... tarafından temyiz edilmiş olup, birleşen dosya davacısı ..., davasının reddine ilişkin önceki hükmü temyiz etmediğinden, söz konusu hüküm onun yönünden karar kesinleşmiştir.
Temyiz talebine konu eldeki hükümle de, adı geçen davacı aleyhine yeni bir hukuksal durum yaratılmadığı ve kendileri yönünden kesinleşen hususların yeniden temyizen incelenmesinin hukuken mümkün bulunmadığı anlaşıldığından, davacı ...'ın temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Davacı ... vekilinin hükme yönelen temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı ...'in TEMYİZ DİLEKÇESİNİN REDDİNE,
Davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının, yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle reddi ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 534,70 TL'nin temyiz eden davacı ...'den alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
16.01.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.