Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2022/4025 K.2025/168
8. Hukuk Dairesi 2022/4025 E. , 2025/168 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/55 E., 2022/37 K.
Taraflar arasındaki tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;
K A R A R
Davacı vekili; dava dilekçesinde sınırları bildirilen Gebze ilçesi, ... köyünde bulunan çekişmeli taşınmazın 50 yıldan fazla süredir müvekkili tarafından kullanıldığını belirterek 10.925 m²'lik taşınmazın adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, çekişmeli taşınmazda davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile fen bilirkişi tarafından hazırlanan 23.06.2015 tarihli krokide (A) harfi ve sarı renkli gösterilen kısmın davacı adına kayıt ve tesciline, taşınmazın beyanlar hanesine ''... 1. Derece Doğal Sit Alanında kaldığı'' şerhinin konulmasına karar verilmiş, hüküm davalı Hazine vekili ve davalı ... Belediye Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmekle Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 25.11.2019 tarihli ve 2019/6923 Esas, 2020/4372 Karar sayılı kararı ile bozulmasına karar verilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 25.11.2019 tarihli ve 2019/6923 Esas, 2020/4372 Karar sayılı bozma kararında özetle; "mahkeme kararının usul ve kanuna aykırı olduğu, 3116 sayılı Kanuna göre yapılıp 1946 yılında ilân edilen tahdide ilişkin evrakların getirtilmediği, en eski tarihli memleket haritaları ve hava fotoğraflarının bilirkişilerce incelenmediği, çekişmeli taşınmazın bu belgelerde ne şekilde belirlendiğinin duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilmediği, ayrıca, yörede imar uygulamasının yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise çekişmeli taşınmazın imar planı kapsamına alınıp alınmadığının sorulmadığı ve dava konusu taşınmazın sınırında dere bulunmasına rağmen, mahkemece yapılan keşfe ... bilirkişi götürülmediği, davalı taşınmazın dere yatağından kazanılan yerlerden olup olmadığının araştırılmadığı açıklanarak, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede yapıldığı anlaşılan orman tahdidine ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneğinin getirtilmesi, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde imar planı yapılıp yapılmadığı, imar planı yapılmış olması halinde ne zaman yapıldığı ve kesinleşip kesinleşmediği ve dava konusu taşınmazın imar planında ne şekilde tespit gördüğünün araştırılarak, alınacak cevabî yazılar ile araştırılan hususlara ait belge ve tutanaklar ile haritaların temin edilerek dosya içerisine alınması, yine yöreye ait eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ile 1990-1995 yıllarına ait hava fotoğrafları ve varsa amenajman planının ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi, bir ... mühendisi, bir ... ve bir fen elemanı marifetiyle yeniden keşif yapılması, yapılacak araştırma sonucu, taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşulları araştırılarak, taşınmazın sınırında aktif dere bulunduğu anlaşıldığından ... bilirkişiden taşınmazların öncesinde dere yatağı olup olmadığı, dere yatağının yatak değiştirmesi sonucu oluşup oluşmadığı, derenin etki alanında bulunup bulunmadığı ve dereden kazanılıp kazanılmadığı hususlarında krokili rapor alınması, bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulması" gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma kararına uyulmasının ardından yapılan yargılama sonunda, hükme esas alınan bilirkişi raporları ve tanık beyanları uyarınca dava konusu taşınmaz yönünden davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesi ile, davanın kabulüne, fen bilirkişi ... ve ... tarafından hazırlanan 26.03.2021 tarihli krokide kırmızı kalın çizgili gösterilen kısmın davacı adına (parsel numarası verilmek suretiyle) kayıt ve tesciline, tesciline karar verilen taşınmazın beyanlar hanesine ''... 1. Derece doğal sit alanı'' şerhinin konulmasına karar verilmiş, hüküm, davalı Hazine vekili tarafından tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Hemen belirtmek gerekir ki, bozmaya uyulmakla tarafların leh ve aleyhine usuli kazanılmış hak doğar. Ayrıca, İlk Derece Mahkemesince bozma kapsamı çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılarak hüküm kurma yükümlülüğü ortaya çıkar. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulduğu halde bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir.
Şöyle ki, uyulmasına karar verilen bozma ilamında açıkça değinilmesine rağmen, 3116 sayılı Kanuna göre yapılıp 1946 yılında ilân edilen tahdide ilişkin evraklar getirtilmemiş, çekişmeli taşınmazın bu belgelerde ne şekilde belirlendiği duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilmemiş, davalı taşınmazın dere yatağından kazanılan yerlerden olup olmadığı araştırılmamıştır.
Tüm bunların yanı sıra hükme esas alınan ve fen bilirkişilerince tanzim olunan raporda dava konusu taşınmazın, davanın devamı esnasında yapılan 22/2-a çalışmaları sonucunda orman vasfıyla 190 ada 1 parsel numarası ile Hazine adına tescil edildiği bildirilmesine rağmen, Orman İdaresi davaya dahil edilmemiş, 190 ada 1 parsel sayılı taşınmaza ilişkin tedavüllü tapu kayıtları ve 22/2-a çalışmalarına ilişkin çalışma ve askı ilan tutanakları dosya arasına alınmamış, çalışmaların davaya etkisi değerlendirilmemiştir.
Şu halde; İlk Derece Mahkemesince öncelikle, davacıya davasını Orman İdaresine de yöneltmesi için süre ve imkan tanınmalı; taraf teşkili sağlandığında Orman İdaresinin göstereceği deliller toplanmalı; bundan sonra davaya konu edilen bölümlerin isabet ettiği parseller kadastro sonucu oluşmuş iseler kadastro tutanaklarının onaylı örnekleri ile kadastro sonucu oluşan tapu kayıtlarının onaylı örneklerinin, ihdasen ya da imar yoluyla oluşmuş iseler buna ilişkin tüm bilgi ve belgelerin, taşınmazların ilk oluşum tarihinden itibaren oluşturulan tapu kayıtlarının tüm tedavüllerinin (ilk oluşumundan itibaren tapu kütük sayfaları ile birlikte) onaylı örneklerinin, hükmen kesinleşmiş iseler ilgili mahkeme kararları ile Yargıtay ilamlarının onaylı örneklerinin getirtilerek dosya arasına alınması, davaya konu edilen bölümlerin isabet ettiği parseller kadastro sonucu oluşmuş iseler görev hususunun değerlendirilmesi, tüm orman kadastro çalışmalarına ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile özellikle çekişmeli taşınmazın bulunduğu yeri tarif eden orman tahdit tutanakları, orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği, 22/2-a çalışmasına ilişkin bütün yazı, belge, tutanak, rapor, harita ve askı ilânları, yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile dava tarihinden 15-20 yıl öncesine ait hava fotoğrafları ve memleket haritaları ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirilerek dosya arasına konulmalı; bu şekilde dosyanın ikmal edilmesinden sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişisi, bir ... mühendisi bilirkişisi, bir fen elemanı, bir ... ve bir ... ve ... mühendisi bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır.
Yapılacak bu keşifte, orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastro haritalarına göre konumu genel kadastro paftası ve 22/2-a çalışması sonucu oluşan pafta üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli; tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli; tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenmeli; çelişki bulunmakta ise çekişmeli parsel yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilecek şekilde tereddüte mahal bırakmayacak, açıklamalı, krokili rapor alınmalı; yine dosya arasına getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116 sayılı Orman Kanunu (3116 sayılı Kanun), 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine ve Bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (4785 sayılı Kanun) ile 5658 sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanun (5658 sayılı Kanun)
karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, ... ve ... ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (... veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır.
Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmak suretiyle dava konusu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı ve bu yolla yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri denetlenmeli; yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; taşınmazın sınırında aktif dere bulunduğu anlaşıldığından ... bilirkişiden taşınmazların öncesinde dere yatağı olup olmadığı, dere yatağının yatak değiştirmesi sonucu oluşup oluşmadığı, derenin etki alanında bulunup bulunmadığı ve dereden kazanılıp kazanılmadığı hususlarında memleket haritaları ve hava fotoğrafları değerlendirmelerini de içerir krokili rapor alınmalı; ... mühendisi bilirkişiden, taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki düzenlemesi istenilmeli; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği ilgili Tapu Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu (5403 sayılı Kanun) ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ : Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Taraflarca 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
15.01.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.