Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/2285 K.2025/207
8. Hukuk Dairesi 2023/2285 E. , 2025/207 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Van Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Şemdinli Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali tescil talepli açılan davada yapılan yargılama sonunda, davanın reddine karar verilmiştir.
Verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1970 yılından beri Hakkari ili Şemdinli ilçesi ... (...) Mahallesinde bulunan 102 ada bitişik 1 ve 2 parsel sayılı taşınmazların içerisinde bulunan 50.000 m² alanın zilyedi olduğunu, taşınmaza 25 ila 45 yaşları arasında olan muhtelif ağaçlar diktiğini, tarımsal faaliyetlerde bulunup ürün elde ettiğini, ancak 15.05.2009 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında sehven bu taşınmazın Maliye Hazinesi adına kaydının yapıldığını beyan ederek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; orman, fen ve fotogrametri bilirkişi kurulunun gerekçeli, denetlenebilir ve objektif raporu, mahalli bilirkişilerin soyut beyanları, mahkeme tarafından yapılan keşif ve hava fotoğrafları birlikte değerlendirildiğinde davacının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu (6100 sayılı Kanun) 190'a göre ispat külfetini yerine getiremediği, dolayısıyla 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nu (4721 sayılı Kanun) 713'te bulunan şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Verilen karar davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; orman, jeodezi, ve harita mühendislerinden müteşekkil bilirkişi heyetinin 25.12.2020 tarihli raporunda neticeten; dava konusu taşınmazın (A) harfi ile gösterilen 47.085,70 m² alanın orman muhafaza karakteri taşıdığı, tarım ve inşaat açısından elverişli olmadığı, inşaat yapılması durumunda var olan doğaya zarar verebileceği, var olan orman bütünlüğünü bozacağı, bilim ve fen bakımından orman niteliği taşıdığı, toprak yapısı bakımından yönünden humus fazla miktarda ve killi tınlı yapıda olduğu, kadimden beri orman arazisi olduğu, dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 1 inci maddesi uyarınca 102 ada 1 nolu parsel (A) harfi (47085,70 m2) orman sayılan yerlerden olduğu yönünde mütalaada bulunulduğu, her ne kadar zirai bilirkişi heyeti dava konusu taşınmazın tarım arazisi niteliğinde olduğu yönünde mütalaada bulunmuşlar ise de, orman, jeodezi ve harita mühendislerinden müteşekkil heyetin hava fotoğrafları, orman amenajman haritası ile memleket haritaları ile taşınmazın zemininde yaptıkları inceleme, taşınmazın konumu ile bunları değerlendirilmesi sonucu hazırladıkları 25.12.2020 tarihli raporları dava konusu taşınmazın 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanun'lar karşısındaki durumunun saptandığı, orman vasfında olduğunu ortaya koyduğu anlaşılmakla, mezkur rapora üstünlük tanınması ve itibar edilmesi gerektiği, orman vasfında olduğu tespit edilen taşınmazların; zilyetlikle, imar ihya veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla, ormandan yer kazanılması mümkün olmadığı, keza, evveliyatı orman olan bir taşınmazın üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi zilyetlikle iktisabı söz konusu olmayacağı, somut olayda, dava konusu taşınmazın %40-60 yamaç eğimine sahip olduğu, toprağının komşu orman parselleri ile benzer toprak yapısına sahip olduğu, orman karakterinin muhafaza ettiği, bilim ve fen, mezkur Kanunlar bakımından salt orman sayılan yer olduğu, toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresinin kadimden beri orman arazisi olduğu ortaya konulmakla yerel mahkemece mezkur rapora itibar edilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı; taşınmazın 45 yıldan bu yana müvekkilinin zilyetliğinde olduğunu, üzerindeki meyve ağaçlarının yaşından analaşılacağını, çelişen bilirkişi raporları ile davanın reddi kararının usul ve yasaya aykırı olduğu, bozulması talebiyle temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 435,50 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.