Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/2164 K.2025/27

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2023/2164 📋 K. 2025/27 📅 13.01.2025

8. Hukuk Dairesi         2023/2164 E.  ,  2025/27 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş olup, bu kez davalı vekili tarafından İlk Derece Mahkemesi kararı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul ili Şile ilçesi ... Mahallesinde bulunan 2122 m² yüzölçümlü 271 parsel sayılı taşınmazın 4882,77 m² yüzölçümlü 239 sayılı parselden hükmen ifraz edildiğini ve beyanlar hanesine üzerindeki ağaçların davacıya ait olduğu yönünde şerh konulduğu halde, sonradan 2004 yılında eylemli orman şerhinin işlendiğini, oysa bu kısmın müvekkilinin kullanımında olduğuna dair Şile Kadastro Mahkemesinin 2002/3 - 16 sayılı kararının bulunduğunu, bu nedenle tapuda yapılan işlemin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek 239 parsel sayılı taşınmazdan (A) harfi ile işaretli yer olarak ayrılan 2122,65 m² yüzölçümündeki taşınmazın tapuya 271 sayılı parsel olarak işlenmesine, "eylemli orman" şerhinin kaldırılmasına, üzerindeki meyve ağaçlarından oluşan muhtesatın ...'a ait olduğunun kütüğün beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmesini talep etmiş, Kadastro Mahkemesince, tapuda 271 sayılı parsel olarak Hazine adına hükmen tescil edilen taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesinde "6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi uyarınca orman sınırı dışına çıkarılmıştır", "Eylemli Ormandır" ve "meyve ağaçları ile tasarruf sahibinin ... olduğu" şerhinin bulunduğu ve tutanak düzenlenmediği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilerek, dosya Asliye Hukuk Mahkemesine aktarılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince; davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili tarafından temyiz edilen hüküm, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 10.06.2014 tarihli ve 2014/3372 Esas, - 2014/6272 Karar sayılı kararıyla bozulmuştur.
Bozma kararında; "Mahkemece yapılan inceleme ve araştırmanın yeterli olmadığı belirtilerek, doğru sonuca varılabilmesi için bir fen elemanı, bir ziraat bilirkişi ve bir orman bilirkişi yardımıyla yapılacak keşifte, 271 parsel sayılı taşınmazın güncel durumu uydu fotoğrafları ile belirlenmeli, üzerindeki ağaçların sayısı, yaşı, kapalılık durumu, baskın ağaç türünün ne olduğu açıklattırılmalı, sözüedilen kadastro Mahkemesi dosyasının konusunun farklı olması nedeniyle, taraflar arasında kesin hüküm olmasa da güçlü delil teşkil edeceği, taşınmaz eylemli orman değil ise, 2004 yılında cins değişikliği yapılarak, tapu kaydının cinsinin orman olarak değiştirilmesine değer verilemeyeceği gözönünde bulundurularak, davanın kabulüne karar verilmeli, aksi halde, yani eylemli biçimde orman ise dava reddedilmeli" gereğine değinilmiştir.
Bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince; bilirkişi raporuna ekli krokide A harfi ile gösterilen 487,77 m²'lik alanın davacı tarafça tasarruf edildiği, (B) harfi ile gösterilen 1634,88 m² lik alanın ise kullanılmadığı, taşınmazdaki mevcut ağaçlar ile tapu kaydında bulunduğu belirtilen ağaçların sayısının birbirini tutmadığı, bu durumun nedeninin taşınmazda meydana gelen yangının olabileceği, taşınmazın (A) harfi ile gösterilen alanının davacının babasının kullanımında olduğu, babası vefat ettikten sonra davacının tasarrufta bulunduğu, bu alanın öncesinin orman olmadığı, bu nedenle 2004 yılında yapılan cins değişikliğine (A) harfi ile belirtilen alan için değer verilemeyeceği, B harfi ile gösterilen alanda ise herhangi bir kullanımın bulunmadığı, %40 eğimin olduğu, meşe ve çalı gibi orman ağaçları ile kaplı olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile kısmen reddi ile dava konusu taşınmazda bilirkişilerin 17.11.2016 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile işaretledikleri 487,77 m²'lik kısım yönünden davanın kabulü ile tapu kaydındaki 'eylem ormandır' şerhinin kaldırılmasına, bilirkişilerin 17.11.2016 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide (B) harfi ile işaretledikleri 1634,88 m²'lik kısım yönünden davanın reddine karar verilmiş; hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 2/B alanında kalan taşınmazın tapu kaydında yazılı eylemli orman şerhinin silinmesine ilişkindir.
Davalı taşınmazın bulunduğu yerde, 1940 yılında 3116 sayılı Kanun'a göre yapılan orman kadastrosu, 13.06.1990 tarihinde kesinleşen 6831 sayılı Orman Kanunun 3302 sayılı Kanun ile değişik aplikasyon ve (2/B) madde uygulaması, 1963 yılında kesinleşen genel arazi kadastrosu bulunmaktadır.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
13.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.