Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2025/8462 K.2025/9565
9. Hukuk Dairesi 2025/8462 E. , 2025/9565 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/1848 E., 2025/1969 K.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirketin yurt dışında kurulu işyerlerinde mali işler müdürü olarak çalıştığını, en son davalı Şirketin Erbil/Irak'ta bulunan işyerinde 05.03.2016- 24.08.2017 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları, yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri ile sadakat primi alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının işten ayrıldıktan sonra ibraname imzalayarak davalıyı ibra ettiğini, davacının davalı işverenden herhangi bir alacağının bulunmadığını, tüm ücret alacaklarının bordrolarda tahakkuk ettirilerek ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
... 39. İş Mahkemesinin 21.09.2023 tarihli kararı ile; yurt dışı iş sözleşmesine göre davacı, davalı Şirketin Irak'taki şantiyesinde çalıştığından taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümünde Irak iş mevzuatının uygulanması gerektiği, davacının hizmet süresinin 05.03.2016-24.08.2017 tarihleri arasında 1 yıl 5 ay 19 gün olduğu, taleple bağlılık ilkesi gereğince davacının son net ücretinin 6.500,00 Amerikan doları (USD) olduğu, Irak İş Kanunu'na göre giydirilmiş brüt ücret tanımı olmadığından, hesaplamaların tespit edilen net ücret üzerinden yapıldığı, davacının karşılığı ödenmeyen fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerine hak kazandığı, ikramiyelerinin ödendiğini ispat yükünün davalıya ait olduğu, davalının bunu ispatlayamadığı, davacının ikramiye (sadakat primi) alacağına hak kazandığı, yine ihbar tazminatının bulunduğu, davacının kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izin alacağı taleplerinin ise reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 21.09.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 29.12.2023 tarihli kararı ile; 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunu'nun 24/1 hükmüne göre hukuk seçiminin taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabileceği, somut olayda, davalı tarafça cevap dilekçesinde yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde bir itirazı bulunmadığı, her ne kadar Dairece mutad işyeri hukuku ve yurt dışı iş sözleşmesi dikkate alınarak yabancı hukukun değerlendirilmesi gerektiği yönünden gönderme kararı verilmişse de Yargıtayın son içtihatları doğrultusunda, cevap dilekçesinde davalının yabancı hukukun uygulanmasına yönelik bir talebi bulunmadığı dikkate alındığında, somut uyuşmazlıkta Türk hukukunun uygulanması gerektiği, bu yöne ilişkin davacı istinaf başvurusunun kabulü gerektiği, buna göre davacının ücret iddiasını kanıtladığı ve ücretinin net 6.500,00 USD olduğu, tüm dosya kapsamı ve davacıya yapılan ödemeler birlikte değerlendirildiğinde, davacının sadakat primine hak kazandığı, davacıya ödenen ihbar tazminatı mahsup edildiğinde davacının bakiye ihbar tazminatı bulunduğu, karşılığı ödenmeyen fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin mevcut olduğu, 11.02.2021 tarihli ek rapordaki hesaplamaların yerinde olduğu, her ne kadar davacı kıdem tazminatı ile yıllık ücretli izin alacağını talep etmişse de davacının hak kazandığı kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izin alacakları davacıya ödendiğinden bu alacakların reddi gerektiği, dava konusu alacakların yabancı parayla tahsili talep edildiğinden söz konusu alacaklara "Devlet bankalarınca USD üzerinden açılmış bir yıllık vadeli mevduata uygulanan en yüksek faize" hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 29.12.2023 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece 13.05.2024 tarihli karar ile; hükme esas alınan 11.02.2021 tarihli bilirkişi ek raporunda 05.03.2016-24.08.2017 tarihleri arasındaki döneme ilişkin fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri hesaplanırken davacının yurt içinde bulunduğu sürelerin dikkate alınmadığı görülmekle, yurt dışı giriş çıkış kayıtları dosyaya getirtilerek ve bu kayıtlara göre yurt içinde geçirilen süreler dışlanarak hesaplanacak alacakların hüküm altına alınması gerektiği, tanık beyanlarına göre davacının ayda 4 hafta tatili gününde çalıştığını tam olarak ispatlayamadığı, bu hâlde hafta tatili ücretinin, davacının ayda 2 hafta tatili gününde çalıştığı kabul edilerek hesaplanması gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin 22.01.2025 tarihli kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılamada, bozma gerekleri doğrultusunda davacıya ait yurt dışı giriş çıkış kayıtları dosyaya getirtilerek bilirkişi raporu aldırılmış ve alınan bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin 22.01.2025 tarihli kararının davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece 12.05.2025 tarihli karar ile; bozmaya uygun olarak hesaplanan hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarından, usuli kazanılmış haklar doğrultusunda dosya içeriğine uygun bir indirim yapılarak hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle ikinci kez bozma kararı verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyulmasına karar verildikten sonra davacının hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarından %30 oranında indirim yapılmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Bozma sonrası alınan bilirkişi raporunda davacının yurt içinde bulunduğu sürelerin net şekilde dışlanmadığını, bozma gereklerinin yerine getirilmediğini,
2. Hesaplamaların hatalı olduğunu,
3. Hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatillerde çakışan günler bulunması nedeniyle mükerrer hesabın önlenmesi adına daha fazla indirim yapılması gerektiğini,
4. Davacı fazla çalışma yaptığı veya tatil günleri çalıştığında ücretlerinin ödendiğini, davacı ile menfaat birliği içinde olan tanık beyanlarının esas alınamayacağını, alacak miktarlarının çok fazla hesaplandığını, hesaba esas alınan ücretin hatalı olduğunu, ara dinlenme sürelerinin hatalı belirlendiğini,
5. Davacının son ücretinin 4.300,00 USD olduğunu, sadakat priminin giydirilmiş ücrete eklenmesinin hatalı olduğunu,
6. İbranamenin değerlendirilmesi gerektiğini, kararda yer alan diğer aleyhe tespit ve hesaplamalara da itiraz ettiklerini, harçlar ile vekâlet ücretlerinin hatalı hesaplandığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacının hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarından uygun oranda indirim yapılmasına ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.