Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2025/6704 K.2025/8192

🏛️ 9. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/6704 📋 K. 2025/8192 📅 22.10.2025

9. Hukuk Dairesi         2025/6704 E.  ,  2025/8192 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1674 E., 2025/1199 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 42. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/31 E., 2022/189 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait işyerinde 08.04.2009-01.02.2016 tarihleri arasında çalıştığını, müvekkilinin irsaliyede teslim edildiği belirtilen ürünlerle gerçekte teslim edilen ürünler arasında sayıca eksiklik farkettiğinde her defasında işverene bildirdiğini, işverenin durumu bildiğini ve sorun olmayacağını söylediğini, daha sonrasında davalı tarafından ürünlerin eksik olduğu iddiasıyla müvekkilinin iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil günlerindeki çalışmaların karşılığının ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının 16.062.009-01.02.2016 tarihleri arasında mağaza müdürü olarak çalıştığını, mağaza müdürü olduğu ... mağazasında 28.01.2016 tarihinde davacının katılımıyla yapılan sayım neticesinde 1790 çift eksik ürün tespit edildiğini ve tutanak altına alınarak imzalandığını, davacının savunmasında eksikliği kabul ettiğini ancak eksikliğin hangi nedenden kaynaklandığını açıklayamadığını ve herhangi bir ispat aracı da sunmadığını, iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, hakkında güveni kötüye kullanma suçundan kamu davası açıldığını ve bekletici mesele yapılması gerektiğini, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının işyerinde 16.06.2009-01.02.2016 tarihleri arasında çalıştığı, iş sözleşmesinin tazminat gerektirmeyecek şekilde son bulduğunu kanıtlama yükümlülüğünün davalı işverene ait olduğu, fesih konusu olay hakkında yapılan ceza yargılaması sonucunda davacı hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun unsurlarının oluşmadığından beraatine karar verildiği ve kararın Yargıtay 11. Ceza Dairesinin kararı ile kesinleştiği, ... Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin gerekçeli kararında da belirtildiği üzere feshe konu ürün eksikliğinin davacının kusurundan kaynaklandığının somut olarak ortaya konulamadığı, başka bir anlatımla iş sözleşmesinin tazminat gerektirmeyecek şekilde son bulduğunun işverence ispatlanamadığı anlaşıldığından davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazandığı, davacının haftada 5 saat fazla çalışma yaptığı ve genel tatil günlerinde çalıştığının tanık beyanları ile ispatlandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; aylık ücret ihtilaflı olduğundan davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararının bulunduğu, dava belirsiz alacak davası olarak açıldığından ıslaha karşı zamanaşımı def'inin dikkate alınmamasında bir isabetsizlik bulunmadığı, davaya karşı zamanaşımı def'i dikkate alınarak hesaplamaların yapıldığı, işverence haklı feshin ispatlanmadığı, geçerli fesih durumu olsa bile kıdem ve ihbar tazminatına hükmedilmesine engel bir durum olmadığı, fazla çalışma ve genel tatil ücreti alacaklarının hesaplanmasının delil durumuna uygun olduğu, davalı vekilinin istinaf sebep ve gerekçelerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davalı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davacının ödenmeyen alacakları bulunmadığını ve alacakların zamanaaşımına uğradığını,
2. Davanın hukuki yarar yokluğu sebebiyle usulden reddi gerektiğini,
3. İş sözleşmesi haklı nedenle feshedildiğinden davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanmadığını,
4. Fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin eksiksiz ödendiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı alacaklarının belirsiz alacak davasına konu olup olamayacağı, dava konusu alacakların zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanıp kazanmadığı, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının hesaplanması ve ödenip ödenmediğine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Somut uyuşmazlıkta kıdem ve ihbar tazminatları bakımından, koşulları bulunmadığı hâlde belirsiz alacak davası olarak açılan davanın esasına girilerek karar verilmesi hatalıdır (Dairemizin 26.09.2023 tarihli ve 2023/6195 Esas, 2023/12941 Karar sayılı kararı). Diğer taraftan söz konusu alacaklar bakımından daha önce verilen kararlarda hukuki yarar yokluğu sebebiyle dava şartı yokluğuna bağlı davanın reddi kararları verilmediğinden, Dairenin önceki görüşüne güvenilerek belirsiz alacak davası şeklinde açılan bu davada belirtilen husus Dairemizin aynı doğrultudaki kararları (Dairemizin 14.09.2020 tarihli ve 2016/26476 Esas, 2020/7547 Karar; 31.05.2022 tarihli ve 2022/5909 Esas, 2022/6892 Karar; 09.02.2022 tarihli ve 2022/829 Esas, 2022/1542 Karar sayılı kararları) da gözetilerek bozma nedeni yapılmamıştır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.