Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2025/7999 K.2025/8084
9. Hukuk Dairesi 2025/7999 E. , 2025/8084 K.
"İçtihat Metni"
I. BAŞVURU
Başvurucu vekili dilekçesinde; alt işverenler ... (... Şirketi) ve ... (...) ile asıl işveren olan Sağlık Bakanlığı aleyhine açılan işe iade davalarında, davalı ... Şirketinin işe iadenin mali sonuçlarından sorumluluğunun bulunup bulunmadığı hususunda ... Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi ile ... Bölge Adliye Mahkemesi 52. Hukuk Dairesinin kesin nitelikteki kararları arasında uyuşmazlık bulunduğunu; davalı Şirketler arasında organik bağ bulunduğundan ... 29. Hukuk Dairesi kararının yerinde olduğunu belirterek uyuşmazlığın giderilmesini talep etmiştir.
II. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ HUKUK DAİRELERİ BAŞKANLAR KURULU KARARI
... Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulunun 19.09.2025 tarihli ve 2025/27 Esas, 2025/27 Karar sayılı kararı ile; ... Bölge Adliye Mahkemesi 52. Hukuk Dairesinin 07.05.2025 tarihli ve 2025/402 Esas, 2025/817 Karar sayılı kararı ile ... Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesinin 12.06.2025 tarihli ve 2025/517 Esas, 2025/1067 karar sayılı kesin nitelikteki kararları arasında davalı ... Şirketinin işe iadenin mali sonuçlarından sorumluluğunun bulunup bulunmadığı hususunda uyuşmazlık bulunduğu kanaatiyle bu uyuşmazlığın giderilmesi için 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un (5235 sayılı Kanun) 35/3 hükmü uyarınca Yargıtay 9. Hukuk Dairesine başvurulmasına karar verilmiştir.
III. UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİNE KONU KARARLAR
A. ... Bölge Adliye Mahkemesi 52. Hukuk Dairesinin 07.05.2025 Tarihli ve 2025/402 Esas, 2025/817 Karar Sayılı Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalılar asıl işveren Sağlık Bakanlığı, alt işverenler ... Şirketi ile ... aleyhine açılan işe iade davası sonucunda İlk Derece Mahkemesince davacı işçinin... Şirketindeki işe iadesine ve davalılar Sağlık Bakanlığı ile... Şirketinin işe iadenin mali sonuçlarından müştereken ve müteselsilen sorumluluğuna, davalı ... bakımından ise davanın pasif husumet yokluğundan reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı Sağlık Bakanlığı vekilince istinaf edilmesi üzerine yapılan incelemede; davacının davalı Sağlık Bakanlığının değişen alt işverenleri nezdinde son olarak davalı ... işçisi olarak çalışmakta iken iş sözleşmesinin feshedildiği, davalı Bakanlık ile davalı ... arasında geçerli asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunmakla beraber davalı ... Şirketi ile davalı ... arasında organik bağ bulunduğu hususu ispat edilemediği gibi aralarında organik bağ bulunsa bile son alt işveren dışında farklı dönemlerde alt işveren olan ve o tarihlerde davacıyı birlikte istihdam ettiği ispat edilemeyen davalı ... Şirketinin işe iadenin mali sonuçlarından sorumlu olmayacağı, bu bakımdan davalı ... Şirketi yönünden davanın husumetten reddine ilişkin kararın yerinde olduğu gerekçesiyle davacı ve davalılar vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine kesin olmak üzere karar verilmiştir.
B. ... Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesinin 12.06.2025 Tarihli ve 2025/517 Esas, 2025/1067 Karar Sayılı Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalılar asıl işveren Sağlık Bakanlığı, alt işverenler ... Şirketi ile ... aleyhine açılan işe iade davası sonucunda İlk Derece Mahkemesince davacı işçinin... Şirketindeki işe iadesine ve davalı Şirketler arasında organik bağ bulunduğundan hareketle işe iadenin mali sonuçlarından davalı Şirketlerin müştereken ve müteselsilen sorumluluğuna ilişkin verilen kararın davalı Şirketler ve davalı Sağlık Bakanlığı vekilince istinaf edilmesi üzerine yapılan incelemede; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hâkiminin objektif, mantıksal ve hayatın olağan akışına uygun dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına, hükme dayanak alınan bilirkişi raporuna göre İlk Derece Mahkemesinin davalılar vekillerinin tüm istinaf sebeplerini karşılar mahiyetteki karar ve gerekçesinin dosya kapsamına, usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine kesin olarak karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Uyuşmazlık, başvuru konusu Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairelerinin kesin nitelikteki kararları arasındaki, davalı ... Şirketi aleyhine açılan işe iade davası bakımından davalı Şirketin işe iadenin mali sonuçlarından sorumluluğunun bulunup bulunmadığına ilişkin uyuşmazlığın 5235 sayılı Kanun'un 35. maddesine göre giderilip giderilemeyeceğine ilişkindir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun "Tanımlar" kenar başlıklı 2. maddesine göre işveren; "… İşçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara …" denir.
Diğer bir anlatımla işveren; iş görme ediminin alacaklısı olan ve işçiye en üst düzeyde emir ve talimat veren kişidir. Tüzel kişilerde işin görülmesini ve talimatlara uyulmasını isteme hakları her zaman değişik kişilerde toplanmıştır. İş sözleşmesinin tarafı olan tüzel kişi, işin görülmesini isteme hakkına sahip iken yönetim hakkı, bu kapsamda emir ve talimat verme yetkisi ise zorunlu olarak tüzel kişinin organı tarafından kullanılmaktadır (Sarper Süzek, İş Hukuku, Yenilenmiş On sekizinci Baskı, ..., 2019, s.143-144).
Uygulamada işverenlerce iş hukukundan doğan yükümlülüklerden kaçınmak için bazı durumlarda bir holding veya şirketler topluluğunda ya da bunların dışında kalan şirketlerde işçiler, görünüşte bir şirketin işçisi olarak gösterilmektedir. Bu duruma engel olmak için tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisi geliştirilmiştir (Süzek, s.152).
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.09.2021 tarihli ve 2017/(22)9-3109 Esas, 2021/1075 Karar sayılı kararında birlikte istihdam, organik bağ, tüzel kişilik perdesinin aralanması kavramları şu şekilde açıklanmıştır:
"...
Birlikte istihdam olgusunun varlığı her ne kadar daha çok şirket grupları içinde ortaya çıkmakta ise de bu ilişkinin kurulması için birlikte işverenlerin aynı şirket grubu içerisinde yer alması zorunlu değildir. Önemli olan aynı grup içinde yer alma değil, birlikte işverenlerin işçi ile olan ilişkilerini ayrı ayrı değerlendirebilme olanağını ortadan kaldıracak şekilde işçi ile hukukî bir bağlantı içinde olmalarıdır. Ayrıca işçinin birlikte işverenlerle ayrı ayrı iş sözleşmesi yapmasına da gerek olmayıp, aynı iş sözleşmesi kapsamında birden fazla işverene aynı zaman ve nitelikte iş için iş görme borcunu yüklenmesi mümkündür (Süzek, s.150).
Birlikte istihdamın varlığı hâlinde işverenlerin her biri, işveren hak ve yetkilerine sahip olmakla birlikte işverenin borç ve sorumluluklarına da ayrı ayrı sahiptirler. Bir diğer anlatımla işçiye karşı işverenler müteselsil sorumlu olup, işçi de ücret ve diğer haklarının tümünü her bir işverenden talep etme hakkına sahiptir.
Uygulamada işverenler iş hukukundan doğan yükümlülüklerden kaçınmak için bazı durumlarda bir holding veya şirketler topluluğunda ya da bunların dışında kalan şirketlerde işçiler görünüşte bir şirketin işçisi olarak gösterilmektedir. Bu duruma engel olmak için tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisi geliştirilmiştir (Süzek, s.152).
...
Tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasına benzeyen bir başka kavram organik bağ kavramıdır. Tüzel kişilik perdesinin aralanmasında olduğu gibi organik bağ kavramında da bir tüzel kişinin borçlarından bir başka tüzel kişinin sorumluluğuna gidilmektedir. Bu hâliyle organik bağ kavramının da kaynağını TMK’nin 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı oluşturmaktadır (Öztek/Memiş, s. 210). Ancak organik bağ kavramı, tüzel kişilik perdesinin aralanmasına göre daha geniş bir anlama sahip olsa da organik bağın varlığı, tek başına tüzel kişilik perdesinin aralanmasını gerektirmemektedir. Başka bir deyişle şirketler arasında organik bağ tespit edilse dâhi tüzel kişilik perdesinin aralanması ve alacağın perdenin arkasındakinden de istenebilmesi için sırf alacaklıdan mal kaçırmak ve onu zarara uğratmak amacıyla kötü niyetli işlemler yapıldığının da somut verilerle ispatlanması gerekmektedir.
Şirketler arasında ortakların akraba olması tek başına organik bağ veya tüzel kişilik perdesinin kaldırılması için yeterli değildir veya şirketlerin aynı faaliyeti yürütüyor olması organik bağ için yeterli değildir (Baycık, G.: İşverenin Tespitinde Birlikte İstihdam ve Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması Kurumları, İş Uyuşmazlıklarında Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları Değerlendirme Toplantısı (Seminer Bolu/Abant – 06... ), Türkiye İnşaat Sanayicileri İşveren Sendikası, ... 2019, s. 20).
Şirketler arasında organik bağ olup olmadığı; şirketlerin adreslerinin aynı olması, ortaklık yapılarının ve yönetim kurullarının benzer olması veya temsilcilerinin aynı olması, faaliyet alanları, hisse devirleri, muvazaalı işlemler gibi hususlar ve somut olayın özellikleri de gözetilerek tespit edilebilir. Ancak tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasında her iki şirketin faaliyet alanı, ortaklık yapısı, ortakları gibi konularda öyle büyük ve derin bir kesişme vardır ki; bu şirketlerle iş yapan kişiler nezdinde iktisadi bir bütünlük içerisinde tek bir şirketle iş yapılıyor algısı oluşmaktadır. Ayrıca üçüncü kişiler nezdinde uyandırılan bu algı neticesinde, ticaret yaparken güçlü bir yapıya sahip görüntüsü oluşturularak, şirketlerden birinin borca batırılması ya da içinin boşaltılıp iş alanının diğerine kaydırılması işlemleri tipik bir hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmelidir.
..."
Tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi, yukarıda yer verilen Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/(22)9-3109 E., 2021/1075 K. sayılı kararında da ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere, her somut olayın özelliği gözetilerek değerlendirilmesi gereken ve özellikle de 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi gereğince dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılma yasağı gözetilerek tüzel kişiliğin alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla kullanılıp kullanılmadığı, tüzel kişiliği düzenleyen normların dışına çıkılıp çıkılmadığı belirlenmek suretiyle titizlikle incelenmesi gereken bir meseledir.
Organik bağ kavramı kaynağını dürüstlük kuralından ve hakkın kötüye kullanılması yasağından almaktadır. Dairemiz uygulamasına göre sadece organik bağdan söz edilerek işçilik alacaklarından aralarında bağlantı bulunan işverenlerin birlikte sorumluluğuna gidilmesi veya birden fazla işverende geçen çalışmalar için sadece bir işverenin sorumluluğunun yeterli görülmesi mümkün değildir. Tüzel kişiler arasında sadece organik bağ bulunması, çalışma döneminin tamamına ilişkin alacaklardan işçinin çalışmış olduğu her bir tüzel kişinin müteselsilen sorumlu olması sonucunu doğurmaz. Zira sadece organik bağın varlığı tüzel kişilik perdesinin kaldırılması için yeterli değildir. İşçilik alacaklarının hesabında, hizmetlerin değerlendirilmesi ve işverenlerin sorumluluklarının belirlenmesi için işverenler arasında işyeri devri, iş sözleşmesi devri, asıl işveren alt işveren ilişkisi veya birlikte istihdam olgularının bulunup bulunmadığının somut olarak belirlenmesi gerekir.
Belirtmek gerekir ki 5235 sayılı Kanun ile bu Kanun'da sayılan kişi ve Kurumlara tanınan uyuşmazlığın giderilmesini talep etme hakkı, mutlak biçimde her uyuşmazlığın esasına yönelik çözüm geliştirilmesine imkân vermez. Uyuşmazlığın giderilmesi talebi bir kanun yolu olmayıp böyle bir talebin varlığı hâlinde Yargıtayca temyiz incelemesine benzer bir inceleme yapılması da mümkün değildir.
İlk bakışta, yukarıda özetlerine yer verilen Bölge Adliye Mahkemesi kararları arasında 5235 sayılı Kanun anlamında benzer olaylar bulunduğu sonucuna varılabilir. Şüphesiz benzer olaylardan söz edebilmek için davaların taraflarının aynı olması yahut olaylar arasında mutlak bir özdeşlik bulunması gerekmez. Ancak dava dosyalarındaki maddi vakıaların fazlasıyla farklılık göstermesi farklı sonuçlara ulaşılmasına neden olabilir.
Uyuşmazlığın giderilmesine konu Bölge Adliye Mahkemesi kararları incelendiğinde; ... Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi ile ... Bölge Adliye Mahkemesi 52. Hukuk Dairesi kararları arasında son alt işveren olmayan davalı ... Şirketinin işe iadenin mali sonuçlarından sorumlu olup olmadığı hususunda farklılık bulunduğu görülmektedir. ... Bölge Adliye Mahkemesi 52. Hukuk Dairesince davalı Şirketler arasında organik bağ bulunmadığı, organik bağın varlığı kabul edilse dahi son alt işveren dışında farklı dönemlerde alt işveren olan ve o tarihlerde davacıyı birlikte istihdam ettiği ispat edilemeyen davalı ... Şirketinin işe iadenin mali sonuçlarından sorumlu olmayacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş iken; ... Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesince bu konuda İlk Derece Mahkemesi kararına atıf yapılmakla yetinilmiş olup ilgili İlk Derece Mahkemesi kararında yalnızca davalılar arasında organik bağ bulunduğundan hareketle davalı Şirketlerin müştereken ve müteselsilen sorumlu tutuldukları görülmektedir.
Yukarıda da belirtildiği üzere sadece organik bağdan söz edilerek işçilik alacaklarından aralarında bağlantı bulunan işverenlerin birlikte sorumluluğuna gidilmesi veya birden fazla işverende geçen çalışmalar için sadece bir işverenin sorumluluğunun yeterli görülmesi mümkün olmayıp işçilik alacaklarının hesabında, hizmetlerin değerlendirilmesi ve işverenlerin sorumluluklarının belirlenmesi için işverenler arasında işyeri devri, iş sözleşmesi devri, asıl işveren alt işveren ilişkisi veya birlikte istihdam olgularının bulunup bulunmadığının somut olarak belirlenmesi gerekir. Bu durum ise her bir dosyadaki davacılara ait sosyal güvenlik kayıtlarının, hizmet döküm cetvellerinin incelenmesi, tanık beyanlarının mahiyeti, hizmet alım sözleşmelerinin yürürlük süreleri, ödeme kayıtları vb. delillerin değerlendirilmesi ile ortaya çıkacaktır.
Bölge Adliye Mahkemelerince dosya kapsamında yer alan deliller ve somut olayın koşulları gözetilerek hüküm tesis edilmesi, bir diğer ifade ile somut olaya özgü nitelikte kararlar verilmesi durumunda, bölge adliye mahkemeleri kararları arasında giderilmesi gereken bir uyuşmazlığın bulunduğundan söz edilemez. Yukarıda da ifade edildiği üzere uyuşmazlığın giderilmesi talebi, bir kanun yolu olmayıp böyle bir talebin varlığı hâlinde Yargıtayca temyiz incelemesine benzer bir inceleme yapılması da mümkün değildir.
Hâl böyle olunca Bölge Adliye Mahkemesi Daireleri kararları arasında 5235 sayılı Kanun’un 35. maddesi kapsamında uyuşmazlığın giderilebilmesi imkânı bulunmamaktadır.
Diğer yandan, bölge adliye mahkemesi başkanlar kurulu tarafından uyuşmazlığın giderilmesi istemi Yargıtay ilgili hukuk dairesine iletildikten sonra benzer nitelikteki davalar ve bölge adliye mahkemesi kararları için yeniden uyuşmazlığın giderilmesi yoluna başvurulmasında herhangi bir hukuki yarar bulunmamaktadır.
İnceleme konusu uyuşmazlıkta, ... Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu tarafından, ... Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi ile 52. Hukuk Dairelerinin kararları arasında çelişki bulunduğu belirtilerek çelişkinin giderilmesi talep edilmiş ise de, Başkanlar Kurulunun aynı tarihli 2025/19 Esas, 2025/19 Karar sayılı kararı ile de aynı konuya ilişkin talebini Dairemize iletmiş olduğu anlaşılmaktadır. Dairemizce aynı gün yapılan değerlendirmede, 20.10.2025 tarihli ve 2025/7996 Esas, 2025/8083 Karar sayılı kararı ile başvuru konusu uyuşmazlık hakkında yukarıda belirtilen gerekçelerle uyuşmazlığın giderilmesine yer olmadığına karar verilmiş olduğundan, aynı uyuşmazlık ile ilgili olarak yeniden bir karar verilmesi söz konusu değildir.
Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular karşısında uyuşmazlığın giderilmesine yer olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. ... Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulunun 19.09.2025 tarihli ve 2025/27 Esas, 2025/27 Karar sayılı kararına istinaden iletilen mevcut talep yönünden uyuşmazlığın giderilmesine yer olmadığına,
2. Dosyanın ... Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kuruluna gönderilmesine,
20.10.2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.