Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2025/4878 K.2025/5738
9. Hukuk Dairesi 2025/4878 E. , 2025/5738 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2587 E., 2025/707 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 4. İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/47 E., 2024/217 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı Hekim ve Diğer Sağlık Çalışanları Kamu Sağlık ve Sosyal Hizmetler Sendikası (Hekimsen) Yönetim Kurulu tarafından İstanbul Şubesinin kapatılmasına karar verildiğini, ancak bu kararın Şubeye ve/veya Şube yönetimine tebliğ edilmediğini, müvekkillerin 2024 yılı Şubat ayı içerisinde haricen öğrendiğini, sendikaların tüzük, teşkilat, yönetim ve işleyişlerinin açıkça hukuk devleti ve demokrasi esaslarına uygun olması gerektiğini, mevzuatta yer alan Sendika yönetim kurulu ve diğer organların oluşturulması, toplantı ve karar yeter sayısı ile diğer usul kurallarına uyulmadan, davacıların sendikal hakkının kullanımını kısıtlama yönünde yetkisiz biçimde gerçekleştirilen işbu Şube kapatma işleminin hukuken geçersiz olduğunu, bu işlemi gerçekleştiren Yönetim Kurulunun usulsüz oluşturulduğunu, toplantı usul ve esaslarına uyulmamış olduğunu, karar tarihinde Sendika Yönetim Kurulunda yetkili olan üyelerin tamamına bildirim yapılarak onların toplantıya katılımlarının sağlanmadığını, bir kişinin sendikanın birden fazla zorunlu organında görev aldığını, bu durumun haklı bir gerekçesinin de bulunmadığını, Yönetim Kurulunun bu şekilde oluşumunun hukuka uygun olmadığını, internet ortamında usulsüz şekilde yapılan Yönetim Kurulu toplantısı sonucunda alınan Şube kapatma ve öncesinde Şubeye bağlı işyerlerinin, çalışma alanlarının değiştirilmesi yönündeki kararlar ile iş ve işlemlerin de usul ve yasaya aykırı olduğunu, sendikal hakkın kullanımı niteliğindeki eylemler gerekçe gösterilerek sendika içi demokrasi ilkesine aykırı biçimde Şube kapatma kararı verilemeyeceğini belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle Sendika Yönetim Kurulunun 29.01.2024 tarihli ve 136 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; sunulan evraklardan görüleceği üzere Yönetim Kurulunun aldığı kararlarda salt çoğunluğun sağlanmış olduğunu, mevzuatta da açıkça Sendika Yönetim Kuruluna şube kapatma yetkisinin verilebileceğinin düzenlenmiş olduğunu, kullanılan takdir yetkisinin keyfî olmayıp içinde birçok sebebi barındırmakta olduğunu, kaldı ki Sendika Yönetim Kurulu tarafından Şubenin kapatılmasına ilişkin verilen karar iptal edilse dahi Şubenin bulunduğu taşınmazın kira sözleşmesi feshedilerek mal sahibine teslimi gerçekleştiğinden ve sendika bütçesinin, şube maliyetini karşılamaya yetmeyeceğinden yeniden şubenin açılmasının maddi imkanlar çerçevesinde mümkün olmadığını, ayrıca mahkemenin, Sendika Yönetim Kurulunun yerine geçerek karar veremeyeceğini belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; sendikalarda şube kapatmanın aslen genel kurulun yetkisinde olduğu ve kuruluştaki şartlarını kaybeden şubelerin kapatılması konusunda yönetim kuruluna yetki verilebileceği, somut olayda 20.06.2020 tarihli genel kurul toplantısında "Sendika şubesi açma, şubeleri birleştirme veya kapatma, Sendika şubesi açma ve başlangıçtaki kuruluş şartlarını kaybeden şubeleri kapatma konularında yönetim kuruluna yetki verme" şeklinde Genel Kurul tarafından Yönetim Kuruluna yetki verildiğinin düzenlendiği, Tüzük'teki ilgili maddenin yalnızca başlangıçtaki kuruluş şartlarını kaybeden şubelerin kapatılması konusunda yönetim kuruluna yetki verme şeklinde olması karşısında Genel Kurul Kararı ile Yönetim Kuruluna geniş bir şekilde şube kapatma yetkisi verilmesinin geçersiz olduğu, sendika içi demokrasi ve sendika özgürlüğü ilkelerine aykırı olduğu, şube teşkilatının o dönemde ve mevcutta geçerli olan Tüzük'e uygun olarak oluşturulduğu, Şubenin, şubelerce uyulması gereken kurallara uymadığı ve şubenin kuruluş amaçlarına hizmet etmediği iddiasının somutlaştırılmadığı ve ispata muhtaç olduğu, tutulması gereken zorunlu defterlerin şubede bulunmaması hususunun Şube kapatmaya gerekçe olamayacağı gerekçesiyle Sendika Yönetim Kurulunun 29.01.2024 tarihli ve 136 sayılı kararının iptaline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Mahkeme kararının isabetli olduğu gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; cevap dilekçesinde belirttiği ve istinaf dilekçesinde tekrarladığı sebepleri ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, Sendika Yönetim Kurulu kararının iptali istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Somut uyuşmazlıkta, 20.06.2020 tarihli Sendika Olağan Genel Kurulunda "Sendika şubesi açma ve başlangıçtaki kuruluş şartlarını kaybeden şubeleri kapatma konularında yönetim kuruluna yetki verme" şeklinde Sendika Yönetim Kuruluna yetki verilmesine karşın, dava konusu Sendika Yönetim Kurulu kararı ile Genel Kurulca verilen yetkinin kapsamı dışına çıkıldığının anlaşılmasına göre Mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu itibarla İlk Derece Mahkemesi kararında yer alan "Genel kurul kararı ile yönetim kuruluna geniş bir şekilde şube kapatma yetkisi verilmesinin geçersiz olduğu" şeklindeki tespit hatalı olsa da bu hata sonuca etkili değildir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda ve yukarıda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.